TRAVMA TETİKLİYOR: Çölyak, gluten proteinine karşı ince bağırsakta ömür boyu sürecek bir emilim bozukluğu olarak tanımlanıyor. Genellikle çocuklarda rastlanıldığı bilinse de Çölyak, hamilelikte, travmalarda, fiziksel yaralanmalarda ve aşırı stresli zamanlarda ortaya çıkabiliyor. Hastalığın tedavisi ömür boyu glutensiz diyetle sürdürülüyor
ÇEVRESEL ETMENLER: Çölyak hastalığının gelişiminde çevresel etmenlerin etkisinin göz ardı edilmemesi gerekiyor. Anne sütünün verilmemesi, ek besinlere zamanından önce başlanması, bunu takiben glutenle karşılaşma yaşı, uzun süre antibiyotik kullanımı gibi faktörler, Çölyak hastalığını tetikleyen çevresel etmenler arasında görülüyor
BAŞKA HASTALIKLARA YOL AÇABİLİR: Çölyak, ileriki yaşlarda kilo kaybı, kansızlık, osteoporoz ve diğer otoimmun hastalıkların görülme sıklığını artırabiliyor. Hastalığın belirtileri ise öne doğru çıkıntılı karın, sertleşmiş kaslar, iştahsızlık, kötü kokulu dirençli ishal, bazen kabızlık, kusma, ince kol ve bacaklar, büyüme gelişme geriliği, boy kısalığı

Araştırma görevlisi, diyetisyen Sabiha Gökçen Zeybek, Çölyak hastalığını, hastalığın teşhis ve tedavi yöntemini anlattı.
Çölyak’ın, buğday, yulaf, arpa, çavdar gibi tahılların içinde bulunan gluten olarak adlandırılan bir proteine karşı ince bağırsakta ömür boyu sürecek bir emilim bozukluğu olarak tanımlandığını söyleyen Zeybek, insan vücudu için gerekli olan tüm besin öğelerinin ince bağırsaktaki “villus” adı verilen parmaksı çıkıntılar sayesinde emildiğini Çölyak hastalığında ise bu durumun değiştiğini anlattı.
Sabiha Gökçen Zeybek, “Çölyak hastalığında gluteni parçalayan enzim eksikliği sonucu glutenin parçalanamaması ince bağırsakta birikmesi ve ince bağırsak mukozasında gelişen hasara sonucu besin öğelerinin bağırsakta emilememesi ile karakterize ediliyor” dedi.

Yaş sınırı geniş
Araştırma görevlisi, diyetisyen Sabiha Gökçen Zeybek, Çölyak hastalığının yaş sınırının oldukça geniş olup her yaşta görülebildiğini kaydetti.
Zeybek, Çölyak’ın genellikle çocuklarda rastlanıldığı bilinse de, hamilelik, travma, fiziksel yaralanma, aşırı stres gibi hastanın hayatında ortaya çıkan büyük bir değişikliğin ardından daha sık olmak üzere yetişkinlerde de ortaya çıkabildiğini ifade etti.
Çevresel etmenler hastalığı tetikliyor
Çölyak hastalığının gelişiminde genetik etmenlerin rolü büyük olsa da çevresel etmenlerin etkisinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydeden Sabiha Gökçen Zeybek, Çölyak’ın genetiğinde yapılan araştırmalar sonucu birçok genin (HLA (Human Leukocyte Antigens) rol oynadığının bilindiğini belirtti.
Zeybek, “Genetik etmenlerin yanı sıra gen çevre etkileşimi yani genetik yatkınlık sonucu hastalığın gelişimini tetikleyici çevresel etmenler göz ardı edilmemelidir. Beslenme de çevresel faktörlerin arasında yer almaktadır. Bunlara örnek olarak, anne sütünün verilmemesi ve ek besinlere zamanından önce başlanması verilebilir, bunu takiben glutenle karşılaşma yaşı, uzun süre antibiyotik kullanımı gibi faktörler Çölyak hastalığını tetikleyen çevresel etmenler arasında görülmektedir” dedi.
Kesin tanı için ince bağırsak biyopsisi şart
Araştırma Görevlisi, Diyetisyen Sabiha Gökçen Zeybek, Çölyak’ın kendini öne doğru çıkıntılı karın, sertleşmiş kaslar, iştahsızlık, kötü kokulu ve dirençli ishal, bazen kabızlık, kusma, ince kol ve bacaklar, büyüme gelişme geriliği, boy kısalığı gibi belirtilerle gösterdiğini açıkladı.
Ancak bu belirtilerin buz dağının görünen kısmını oluşturduğuna vurgu yapan Zeybek, hastalığın kişiden kişiye farklılık gösterebilen birçok belirtisinin de olabildiğini kaydetti.
Sabiha Gökçen Zeybek, Çölyak’ın ileriki yaşlarda kilo kaybı, anemi (kansızlık), kalsiyum eksikliği ve buna bağlı osteoporoz ve diğer otoimmun hastalıkların görülme sıklığını da artırabildiğini, bu nedenle mümkün olduğunca tanı erken konulup tedaviye hemen başlanılması gerektiğini ifade etti.
Zeybek, Çölyak hastalığının tanısının gerekli serolojik testlerin, tahlillerin yapılması aracılığı ile yapılsa da kesin tanının ince bağırsak biyopsisi ile konduğunu aktardı.
Tedavisi tek ve sürekli
Diyetisyen Sabiha Gökçen Zeybek, Çölyak’ın tek tedavisinin ömür boyu sürecek olan glutensiz diyet olduğunu dile getirdi.
Zeybek, şunları söyledi: “Glutensiz diyette buğday, arpa, yulaf ve çavdar unu ile yapılmış her türlü yiyecek, bulgur, makarna, şehriye, erişte, kuskus, bisküvi, simit, ekmek, dondurma külahı, tarhana, kraker, börek, gofret, kurabiye vb yiyecekler diyetten çıkartılmaktadır. Beslenme tedavisi uygulanmaya başladıktan kısa bir süre sonra villuslarda iyileşmeler gerçekleşmekte ve belirtiler ortadan kalkmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken bu diyetin diyetisyen kontrolünde başlanması ve olası besin öğesi yetersizliklerinin önüne geçilerek yaşam boyu sürdürülebilir bir hale getirilmesidir.”
KKTC’de kesin bir veri yok
Diyetisyen Sabiha Gökçen Zeybek, KKTC’de şu anda Çölyaklı kişi sayısına yönelik kesin bir veri bulunmadığını belirtti.
Zeybek, “Bu verinin olmaması bugüne kadar Çölyak hakkındaki farkındalığın bu denli çok fazla olmamasından kaynaklanabilir fakat şu anda KKTC Milli Eğitim Bakanlığı, KKTC Sağlık Bakanlığı, Türk Pediatri Kurumu ve Kıbrıs Türk Pediatri Kurumu’nun Çölyak hastalığının görülme sıklığını belirlemek adına başlatmış olduğu bir çalışma bulunmaktadır” şeklinde konuştu.
KKTC’de teşhisi konulabiliyor
Araştırma Görevlisi, Diyetisyen Sabiha Gökçen Zeybek, “Çölyak hastalığı teşhisi ülkemizde konulabilir mi?” sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi: “Evet konulabilir. Ülkemizde alanında uzman birçok hekimimiz ve gerek devlet gerekse özel hastanelerimizde tanıyı koymak için kullanıma hazır birçok araç gerecimiz bulunmaktadır. Burada önemli olan hekimin tüm bulguları iyi bir şekilde değerlendirerek klinik muayene ve tetkikler esnasında Çölyak’ın da bir olasılık olabileceğinin atlanılmamasıdır.”
Ömür boyu diyet gerektiriyor
Araştırma görevlisi, diyetisyen Sabiha Gökçen Zeybek, Çölyak’ın geçici bir hastalık olmadığını bu nedenle de hastalığın tedavisinin ömür boyu glutensiz diyetle sürdürüldüğünü kaydetti.
Zeybek, ihtiyacın artması ile birlikte ülkemizde faaliyet gösteren marketlerde glutensiz ürünlere de yer verilmeye başlandığını söyledi.
“Bütün hastalıkların belli başlı bir riski vardır, erken tanı ve tedavi için gerekli özen gösterilmediği durumlarda yaşam kalitesi olumsuz yönde etkilenmektedir” diyen Sabiha Gökçen Zeybek, “Çölyak, gerekli testlerin yapılması ile kolaylıkla teşhis edilir, tedavisi ise zor bir diyet şekli olsa da glutensiz diyet ile gerçekleştirilmektedir” dedi.
































