HEM DOĞAL HEM TARİHİ GÜZELLİĞİ VAR: KKTC’nin en uç noktasındaki köylerden biri olan Yeşilırmak hem tarihi hem de doğal güzelliğe sahip. Ancak köyün doğal ve tarihi güzellikleri bölge halkını orada tutmaya yetmiyor. Köyde bulunan okullarının da kapatılmasının ardından Yeşilırmaklılar bir bir bölgeden ayrılmaya başladı
NÜFUSU, BİR SANDIKTAKİ MERMİ SAYISINA EŞİTTİ: Yeşilırmak’ın geçmişi hakkında bilgi veren 80 yaşındaki Rauf Özhun, köyün 1960 yıllarındaki milli mücadelede önemli bir konuma sahip olduğunu ve adanın her yerine silahların buradan dağıtıldığını anlattı. Özhun, o dönemde köyün nüfusunun bir sandıktaki mermi sayısı olan bin 248 olmasının kendisi için unutulmaz bir rastlantı olduğunu anlattı
Ceren ÖZBİL
Kıbrıs’ta çilek denince ilk akla gelen köy olan Yeşilırmak, ülkenin en eski yerleşim yerlerinden biri. Ancak köyün doğal güzelliği de tarihi değeri de bölgenin nüfusunun günden güne azalmasına engel olmadı. 1960’lı yıllarda nüfusu bin 248 olan köyün şimdi nüfusu ise 400.
Yeşilırmaklı Rauf Özhun, Yeşilırmak’ın tarihi hakkında Havadis’e bilgi verdi. Her kelimesiyle Yeşilırmak’a olan hayranlığını yansıtan Özhun, köyün şimdiki durumu içinse çok üzülüyor.
Yeşilırmak Taşı (Petra tou Limnidi) efsanesi
Yeşilırmak Taşı (Petra tou Limnidi) insanlığın Kıbrıs’a ilk ayak bastığı yer olarak anılıyor. Köylülerden edinilen bilgiye göre milattan önceki çağlarda insanlar Kıbrıs’ın diğer bölgelerine gitmeden ilk olarak denizin içerisinde bulunan bu taşa ulaştı. Ayrıca bu taştan el değirmenleri de yapıldığı öğrenildi.
Okullar bir bir kapandı
Özhun geçmişte bölgede izci kampı, ortaokul ve ilkokul bulunduğuna işaret ederek önce izci kampının ardından ortaokulun, ardından da ilkokulun kapatıldığını anlattı. Yeşilırmak’ın milli mücadelede önemli bir rol oynadığını kaydeden Özhun, “Halkın alın teri ile kurulmuş bir köy. Ancak şimdi hiçbir şeyi kalmadı” dedi.
“Silahlar bu köyden dağıtıldı”
Yeşilırak’ın milli mücadelede önemli bir yere sahip olduğunu kaydeden Özhun, Erenköy’e gelen silahların adanın tüm bölgelerine bu köyden dağıtıldığını belirtti. Özhun, “Yeşilırmaklıların milli mücadelede emeği büyüktür” diyerek şu şekilde konuştu:
“Milli mücadele için Erenköy’e gelen savaş malzemeleri Yeşilırmak’tan tüm adaya dağıtılırdı. Bu köyün halkının milli mücadelede büyük emeği geçti. Bizim köyümüz 1974’te sadece 11 şehit verdi. Devlet, bunları unutmayıp bu köye bakması gerekirken tam tersini yapıyor. Elde olan nimetleri bile alıp götürüyor.”
Kurutepe’den Yeşilırmak’a göç ettiler…
80 yaşındaki Rauf Özsun, Yeşilırmak’ın nasıl kurulduğunu anlattı. Yeşilırmak’ın 100 senelik bir köy olduğunu belirten Özhun köyün kuruluşunu ise şu cümlelerle anlattı:
“1913 yılında Kurutepe köyünde yaşayan Yusuf Mustafa Karahasan Kuruoava’dan aşağıya bakar ve Yeşilırmak’ı görür. Kurutepe üzerine kurulu bir köydür. Oradan da Yeşilırmak görünür. Gelip Yeşilırmak’a yerleşir ve bu şekilde Yeşilırmak’a yerleşim başlar. Yusuf Mustafa Karahasan o dönem Cefala diye biliniyordu. Onun yerleşmesinin ardından diğer Kuruovalılar da bu köye yerleşmeye başlar.”
“3 köyden Yeşilırmak’a gelenler oldu…”
Kurutepe köyünün hemen yanı başında bulunan Günebakan ve Süleymaniye köylerinden de daha sonra Yeşilırmak’a göç başladığını kaydeden Özhun, Kurutepe’nin Kafkas Dağları’ndan ülkeye gelen Rusa, Muskos ve Abdullah isimli üç kardeş, Günebakan’ın Mustafa isminde biri ve Süleymaniye köyünün de Süleyman isminde biri tarafından kurulduğunu söyledi. Özhun şimdi bu köylerde yaşam olmadığını belirtti.
“En son göç eden Mehmet Değirmencioğlu”
Kurutepe’den Yeşilırmak’a olan göçlerin 1958 ile 1963 yılları arasında hızlandığını anlatan Özhun göç dalgasının Mehmet Değirmencioğlu’nun göçü ile sona erdiğini belirtti. Özhun ancak Kurutepe’nin hala daha köylüler tarafından bilenen bir köy olduğunu söyleyerek, kısa süre önce yaşamını yitiren Mehmet Değirmencioğlu’nun eşi Sultan Değirmencioğlu’nun doğduğu topraklar olan Kurutepe’ye gömüldüğünü ifade etti.
“1974’ten sonra diğer köylerden de göç oldu…”
1974 yılı sonrasında Kurutepe’nin yakınında bulunan Günebakan ve Süleymaniye köylerinden de Yeşilırmak’a göç başladığını anlatan Özhun, bunun nedeninin bu köylerde kalanların refah seviyelerini yükseltmek için olduğunu belirtti. Özhun, Yağmuralan köylülerinin ise 1960’lı yıllarda Rumların baskısı nedeniyle göç ettiğini ifade etti.
“Mermi sayısı kadar nüfus”
Özhun, 1964’teki köy nüfusunu çok iyi hatırladığını ve bunun sebebinin bir sandıktaki mermi kadar nüfus olması olduğunu kaydetti. 7.10 milimetre çapındaki tüfekler için her sandığın içinde bin 248 mermi bulunduğunu belirten Özhun, o dönemde köyün nüfusunun da bin 248 olduğunu söyledi.
“11 köyden 4 köye”
Dillirga bölgesinin 20 köyden oluşan bir bölge olduğuna işaret eden Özhun, geçmişte bu köylerin 11 tanesinin Türk, 9 tanesinin ise Rum köyleri olduğunu açıkladı. Ancak şimdi Türk’ün de Rum’un da elinde 4’er köy kaldığını ifade eden Rauf Özhun şu şekilde konuştu:
“O dönemdeki Türk köyleri; Bağlıköy, Kurutepe, Yeşilırmak, Günebakan, Süleymaniye, Yağmuralan, Bozdağ, Mansura, Alevga, Selçuklu ve Erenköy’den oluşmaktaydı. Rum köyleri ise; Pirgo, Yedidalga, 40 mil, Ludro, Galini, Varisha, Pianga, Basiyammu, Monsili’ydi. Bizim elimizde şimdi sadece Yeşilırmak, Bağlıköy, Bademliköy ve Yedidalga kaldı.”
Fotoğraflar: Bahadır AYNA
80 yaşındaki Rauf Özhun, Yeşilırmak’ın kuruluş hikayesini anlattı. Köyün milli mücadelede önemli bir yeri olduğuna değinen Özhun, Yeşilırmak’a gereken önemin verilmemesine üzülüyor
****
Bölgede denizin içerisinde bulunan Yeşilırmak Taşı (Petra tou Limnidi) insanlığın Kıbrıs’a ilk ayak bastığı yer olarak anılıyor
****
Bir zamanlar hem ortaokul hem de ilkokulun bulunduğu Yeşilırmak’ta şimdi ne ilkokul kaldı ne de ortaokul
































