Anne tarafından Kıbrıslı olan Aybike Gül Demir, on yaşında yazmaya başladığı ilk romanı “Maline Maceraları”yla kapıldığı yazarlık serüvenini, on altı yaşında dördüncü romanı “Aşk Sıtması”yla taçlandırdı…
ÇOCUK YAZAR AYBİKE DEMİR HAYALLERİNİN PEŞİNDE: “Hayal ettiğimiz şeylere bir süre sonra inanmış oluyoruz ve inancımız da hayallerimizi bizler için birer ideal haline getiriyor. Ne olursa olsun yazmaya devam edebilmek de bu işin en önemli noktalarından biri. Yazmayı düşünen herkese önerim bir an önce başlamaları.”
İlke ERGİN
Bilgisayar başına geçip hayallerini satırlara dökmeye başladığında henüz on yaşındaydı. O satırlar biriktikçe ilk serveti olan “Maline Maceraları” romanına dönüştü. Çocuk okurlar tarafından çok beğenilen bu romanı üç roman daha izledi. Şimdi on yedi yaşında olan genç yazar, dört fantastik romanın yaratıcısı olarak takdirlerimizi topladı. Elbette en az yazdığı fantastik romanlar kadar hayal gibi duyuluyordur bu satırlar kulaklara, ama gerçek. Son kitabı “Aşk Sıtması”yla minik okuyucularını sevindiren çocuk yazarımız Aybike Gül Demir’den söz ediyorum.
Anne tarafından Kuzey Kıbrıslı olan Aybike Gül Demir doğumunu takiben ailesiyle birlikte yerleştiği Ankara’da yazma aşkına kapılarak çocukları fantastik dünyasına çekmeyi başardı. Türk Dili ve Edebiyatı mezunu Güler Tepe Demir ile Türkolog ve Akademisyen Nurettin Demir’in üç çocuğunun en büyüğü Aybike, anlaşılan anne ve babasının izledikleri yoldan ilham almayı da ihmal etmedi bu yola adım atarken.
Başarılarını ayakta alkışladığımız Aybike Gül Demir’le kulağa mucize gibi gelen bu yeteneği üzerine bir söyleşi gerçekleştirmek kaçınılmazdı doğrusu. İşte sanatseverlerin ilgiyle okuyacağı, bir çocuğun yazar olma azmi ve zaferi:

Kurmaca metin yazma serüvenin nasıl başladı?
İlk olarak babamın yeni aldığı “netbook” denen küçük dizüstü bilgisayarına göz koyduğum için başlamıştım yazmaya. Kitap yazıyorum bahanesiyle her gün alıp odama götürüyor, yazdığıma dair kanıtım olsun diye henüz on yaşında olsam da bir şeyler karalıyordum. Yani başlamamın asıl sebebi babamın son model bilgisayarıydı.
Böylesine küçük bir yaşta kurgusal bir metin yaratabilmek en az kurduğun fantastik dünya kadar olağanüstü. Peki, hayal dünyanı sayfalara dökme sürecinde zorluklar yaşadın mı?
Elbette, ilk kitabımı yazarken fazla sıkıntı çekmedim. Çünkü kurgu diye bir endişem yoktu. Nasıl yazmam gerektiği konusunda da bir fikre sahip değildim. Yaşım ve yazma tecrübem ilerledikçe bunu daha iyi fark etmeye başladım. Son kitabım olan Düş Sıtması’nın yazım aşamasında bazen güldüğüm, ağladığım, istediğimi kağıda dökemediğim için çığlık attığım zamanlar oldu. İlk olarak zihnimde kurguladığım kitabın devamını kafamda en fazla bir haftada işleyebiliyordum, ancak yalnızca bir haftalık planımı yazıya dökmek bir ayımı alıyordu.
Satırlar paragraflara ve nihayetinde romana dönüşünce ailenin ve arkadaşlarının tepkisi ne oldu?
Ailem beni hep olumlu yönde destekledi. Özellikle babam Nurettin Demir’in acımasız eleştirileri olmasa bu kadar hırslı çalışabilir miydim, bilemiyorum. Fakat ailem dışındaki yakınlarımın yazdığımdan haberdar olması üzerimde baskı hissetmeme neden oluyor. Bu yüzden yazdığımı gizli tutmayı tercih ediyorum. Okulum ve arkadaşlarımın çoğu yazdığım zamanları bilmez. Arkadaşlarımın eleştirilerini almak da benim için çok güzel bir pekiştireç olabilir belki ama şimdilik böyle olması benim daha rahat etmemi sağlıyor. Bu yüzden yazdıklarımı arkadaşlarımla paylaşmayı tercih etmiyorum.
Ailenden gelen olumlu yaklaşımlar seni motive etmiş olacak ki romanı yenileri takip etti. Peki, bugüne kadar aldığın yorumlar son romanın “Düş Sıtması”nı yazma aşamasında seni teknik, üslup ya da kurgusal olarak bazı değişiklikler yapmaya yönlendirdi mi?
Kitabı yazım aşaması bittikten sonra görüş almak için son derece değerli isimlere göndersem de aldığım eleştiriler genellikle teknik açıdan oluyor. Bu zamana kadar kitaplarımın kurguları hakkında olumsuz hiçbir yorum duymadım. Bunun nedenini kitaplarımda hareketi seviyor oluşuma bağlıyorum. Bilerek olmasa da, sürekli farklı olaylar dizisi, okur karşısına çıkıyor kitaplarımda. Bu da onları kurgu bakımından değil de teknik açılardan eleştiri yapmaya itiyor bana göre.
Romanlarındaki karakterlerin ismi “Maline”, “Hector”, “Fog”… Türk isimleri değil de yabancı isimleri seçmenin bir nedeni var mı?
Bu okurlarımdan da sıkça duyduğum sorunlardan biri. İlk üç kitabımda yalnızca yabancı isimler kullanmış oluşumu biraz da bu zamana kadar genellikle çeviri edebiyatı okumuş olmama bağlıyorum. Bu da kitaplarımı yazarken beni yabancı isimlere yönelten sebeplerden oldu. Yabancı isim tercih etmemin bir diğer nedeni de fantastik edebiyat türünde yazdığım kitaplarımın o isimlere daha yakın durması. Fakat düşünülenin aksine isimlerin bazılarını tamamen kendim uyduruyor, bazen de araştırmalar yaparak buluyorum. Bir kısmı başka dillerde güzel anlamları ve melodileri olan isimler, bir kısmı ise yabancı zannedilse de kendi uydurmam. Örnek olarak Maline benim kendimce türetmeye çalıştığım bir kelime. Herhangi bir dilde daha kullanıyorsa da yazarken kontrol ettiğimde kullanılmıyordu. Ayrıca bazı isimler tanıdık olabiliyor. Örnek olarak Rex komşumuzun köpeğinin adı, ama o da yabancı.
Yaşın itibarıyla romanını fantastik bir tema etrafında kaleme alman beklendik bir durum elbette. İleriki yıllarda farklı roman türleri ya da metin türeleriyle okurları kucaklamayı planlıyor musun?
Yazmaya ilk başladığımda eğlendiğim tek alan olduğu için ister istemez fantastik edebiyatı tercih etmiştim. Yazmayı ve okumayı devam ettirdikçe bu alanda yazarken benim de oldukça keyif aldığımı fark ettim. Şu an on altı yaşında olduğum halde yazma serüvenime ilk olarak fantastik edebiyattan giriş yaptığım için memnunum ve bunun yaşla değil de hayata bakış açısıyla alakalı olduğunu düşünüyorum. Elbette farklı alanlarda da yazmayı planlıyorum, çünkü bunların hepsi bana tecrübe kazandıracak şeyler. Yazarken aynı zamanda kendimi de daha iyi tanıyorum.
Yazma tutkunu ve yeteneğini gurur verici bir yolla, romanlarınla öğrendik. Peki, hangi alanda eğitim almayı planladın?
Şu an için kesin olarak karar vermemiş olsam da IB programında olduğum için yurt dışında eğitim almayı planlıyorum. Hukuk, Psikoloji, Dilbilim gibi alanlar bana en yakın gelenler, fakat kararım hangi yönde kesinleşir bilemiyorum.
Romanlarının hatırı sayılır bir okur kitlesine ulaştığını biliyoruz. Seni takip eden yazma tutkunu minik hayranlarına genç bir yazar olarak önerilerin nelerdir?
Kitaplarımı okuyan, beğenmese bile üzerinde düşünen insanlar benim için kesinlikle çok değerli. Hayal edebildiğimiz her şeyi yapabileceğimize inanan biri olarak, korkmadan ne yapmak istiyorlarsa, önce hayal etmeleri, sonrada başlamaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü hayal ettiğimiz şeylere bir süre sonra inanmış oluyoruz ve inancımız da hayallerimizi bizler için birer ideal haline getiriyor. Ne olursa olsun yazmaya devam edebilmek de bu işin en önemli noktalarından biri. Yazmayı düşünen herkese önerim bir an önce başlamaları.
































