Kıbrıslı Türklerin Türk toplumları arasında en ileri, en çağdaş, en Batılı toplum olduğu yolundaki görüş genel bir kanı olsa gerek…
…
Bu durum,
Kim bilir kimi çevreler için dayanılmazdır.
Bu açıdan adadan gelip geçen egemen siyasetler, onları kendine benzetmeyi hedeflemiştir…
…
Bir türlü tutmadı…
…
Toplumların kültürel eğilimleri dünden bugüne şekillenecek bir mesele değildir.
Yüz yıllara ihtiyaç duyulur…
…
Bir zamanlar adaya gelen yabancı bir yazar,
Kıbrıs’ın dört köşesini gezip izlenimler elde etmeye çalışırken,
Adada yaşayan Türk kadınları için “Frenklerin evine bile girerken ferace veya yaşmaklarını çıkarmaktaydılar” derken, konu ile ilgili olarak başka bir şaşkınlığını daha belirtir:
Sene 1800’lü yılların başıdır,
Dali’de bir Kıbrıslı Türkün evini ziyaret eden yabancı yazar,
Ev kadınının kendisi ile tokalaştığını hayretle not eder…
…
Adada kendi nesillerini çoğaltan Müslüman toplum,
Giderek Hıristiyan toplumla “arkadaşça”, dostça, iyi komşuluk ilişkileri içerisinde iç içe bir yaşam oluşturmuş,
Karşılıklı kültürel etkileşim içinde birçok adet ve görenekler yeniden şekillenmiştir…
…
Birçok gözlemci Kıbrıs’taki Türklerin bu “ılımlı” yaşam tarzlarına değinmektedir…
…
Haliyle, Kürtlerle de halay çekmekte mahsur görmez…
…
Akdeniz’in ortasında,
Kefal ve melana balıklarının olduğu yerde,
Hamsi partileri düzenlenip,
Horon tepildiğinde,
Birinin sözü mü olur?
…
Sen valse de dayanamıyorsun, rakıya da ne deyim!
…
Biraz Venediklilerden, biraz Osmanlılardan, biraz Rumlardan, biraz İngilizlerden.
Gancellisi Venedik,
Posta kutusu İngiliz,
Hanayları Türk/Osmanlı,
Aşkları Afrodit…
…
Budur…
…
Bir başka gözlemci Kıbrıslı Türkleri oldukça “munis” diye niteler.
Munisin kelime anlamı bir sözlükte seçenekli olarak şöyle geçer:
“İnsandan kaçmayan, insana yakın, kanı sıcak, cana yakın, alışık, ünsiyetli.”
“Alışmış, alışılan.”
…
Alışır ve bir kültür oluşturur.
Ama yine munistir…
…
İnsanlar bir yerde yaşamayı seçerken,
Yaşadığı yerin kültürel özelliklerine alışır.
Nesiller değişir,
Kimse neyi nereden alıştığını bilemez duruma gelir.
O alıştığı şeyler onu var eden özelliklerdir artık…
…
İyi olmayan şey,
Yaşamayı seçtiğin yerde ezelden beri orada yaşayanları kendine benzetmeye çalışmak değil mi?
…
Kim kalkıştıysa başaramadı…
…
Lefkoşa’ya,
Ya da nereye bakarsan bak,
Duvarları hanayları,
Camileri kiliseleri,
Gancellileri avluları,
Feslikan ve yaseminleri,
Yalan söylemez…
…
Ne yaparsan yap,
O yasemin, o nergis o şekilde kokar…

Sonraki Haber

























