Alithia gazetesi: “Başkan Müdahale ve Baskılardan Şikayetçi – Anastasiadis: ‘Tehditlerle Müzakerelere Katılmam Söz Konusu Olamaz’” başlıkları altında verdiği haberinde, Anastasiadis’in dün akşam “Mega” televizyonunun haber yayınına katıldığını ve yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Ban, ABD Güney Lefkoşa Büyükelçisi Koenig ve genel anlamda uluslararası topluma “ateş püskürdüğünü” yazdı.
Habere göre Anastasiadis açıklamasında, Güney Kıbrıs’ın egemenlik haklarının çiğnendiğine bakılmaksızın, Güney Kıbrıs’ın sözde doğal kaynaklarının kullanılması konusunda ortak kararlar alınmasının görüşülmesine öncelik verilerek müzakere masasına dönmesinin sağlanması için kendisine baskı yapıldığını iddia etti.
Anastasiadis sözlerinin devamında: “Yani Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin doğal zenginliklerine ortak olmaları ve bizi tehdit ettikleri B Planını da seçme şansları olması için. Bununla bağlantılı bir diyaloga katılmayı reddetmem yada buna tepki göstermem de, bazı belirli güçlerin baskıları sonucunda, 2004’ü hatırlatan kabul edilemez bir belge olan, BM Genel Sekreteri’nin raporunda ortaya konduğu gibi olumsuz bir ortama sebebiyet veriyor” şeklinde konuştu.
Anastasiadis: “Hiçbir koşul altında, tehdit ve baskılar altında müzakerelere sürüklenmeyi kabul etmeyeceğini” vurguladı.
BM Genel Sekreteri Ban’la geçtiğimiz Eylül ayında New York’ta gerçekleştirdiği görüşmeye değinen Anastasiadis “o zaman her şey toz pembeydi” ifadesini kullandı.
Anastasidis sözlerini şöyle sürdürdü: “Çünkü Genel Sekreterden, John Kerry’den (ABD Dışişleri Bakanı), Joe Biden’den (ABD Başkan Yardımcısı), Rusya Dışişleri Bakanı’ndan ve hatta ayakta kısa bir görüşme yaptığım Erdoğan’dan bile aldığım taahhütler, Türkiye’nin, diyaloğun belirlendiği şekilde devam etmesi yönünde niyet ve isteği olduğu şeklindeydi… Sadece bununla da kalmadı. Kıbrıs’a döndüğümde, büyük ülkelerden birinin büyükelçisi bana – bunu ilk kez söylüyorum ancak artık sabrım taştı – müzakerelerin başlamasından önce gelişmelerin yaşanacağını ve Türkiye’nin, Kıbrıs bayrağını taşıyan gemileri limanlarına kabul etme ambargosunu kaldırmasının söz konusu olduğunu söyledi. Ancak bunun yerine, beş gün sonra NAVTEX ilan edildi”.
Anastasiadis, “Yasadışılığı kabul etmeleri ve güya anlaşmazlıkların çözümünde yapıcı olsun diye bu koşullarda bir diyaloğa katılmaya çağırmaları anlaşılmazdır” şeklinde konuştu.
“Bazılarının kendisini, Annan Planını desteklediği için garanti gördüklerini ve hem Türkiye’nin hem de kendilerinin çıkarlarını sağlayacak her türlü çözümü kabul edeceğini zannettiklerini” iddia eden Anastasiadis, “ne yazık ki BM Genel Sekreteri’nin yaptığı gibi, baskı mantığını kabul etmek için adalet mantığını terk etmemeliyiz” ifadesini kullandı.
Anastasiadis, “Türkiye’yle ilişkilerini bozmamalarını sağlayacak şekilde hareket etmiyoruz” diyerek “denizden Türk işgalinden” de söz etti.
Anastasidis, Türkiye’nin önerisinin Güney Kıbrıs’ın doğal zenginliklerine ortak olmak olduğunu ve bunu ne şimdi ne de gelecekte kabul etmeyeceğini belirterek, BM Genel Sekreteri’nin kendisine empoze edilen bir raporu kabul etmesi ve bir ülkeye değinirken “Kıbrıs Rum makamlarından” bahsetmesinin akla hayale sığmadığını belirtti.
Son olarak Anastasiadis, dün görüştüğü ABD Güney Kıbrıs Büyükelçisine sert protestoda bulunduğunu belirterek Joe Biden’in kendisine başka şeyler söylerken John Koenig’in, Türkiye’nin eylemleri karşısında tahammül ve tarafsızlık göstererek başka şeyler yaptığını öne sürdü.
GİZLİ BELGELER KRONOLOJİSİ
Simerini gazetesi haberini: “Kıbrıs’ın Aldatılmasının Kronolojisi – Güvenilmez Eide ve Türk Açlığı” başlıkları altında manşet ve iç sayfalarından verirken Anastasiadis’in, doğal gazın müzakerelerin sonunda ele alınması önerisini 17 Kasım tarihinden itibaren, Rum siyasi partilerinin bilgisi dışında, sunmuş olduğunu belirtti.
Gazete, Anastasiadis’in 12 Ocak günü Güney Kıbrıs’ta görev yapan yabancı büyükelçilerle gerçekleştirdiği görüşmede perde gerisinde gerçekleştirilen tüm belge alış verişlerini ve Güney Kıbrıs’ın Türkiye’ye ilettiği önerileri içeren gizli bir belge sunduğunu belirterek, bu belgeleri yayınladı.
Haberde göre Anastasiadis’in yabancı büyükelçilere sunduğu 11 sayfalık belgede Eide’nin Anastasiadis’e verdiği tüm taahhütler ve bu taahhütlerin boşa çıkması sonucunda hem Eide hem de Güney Kıbrıs’ın ortada kaldığı görülüyor.
Gazete, Anastasiadis’in büyükelçilere sunduğu belgede, Eide’nin gerek Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis gerekse Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis’le yaptığı telefon görüşmelerinde Türkiye’nin Navtex’ini yenilememeyi ve Barbaros gemisini geri çekmeyi taahhüt ettiğini ancak bunun için koşul olarak, Anastasiadis’in doğal gazın müzakerelerin sonunda ele alınması şeklindeki önerisinin kamuoyuna açık yapılması ve bu önerinin Anastasiadis ile KKTC Cumhurbaşkanı’nın yapacakları ortak görüşme sonrasında da yinelenmesini sunduğunu belirttiğini yazdı.
Kendisi için bu öneriyi kamuoyuna duyurmasının, Rum iç siyasetindeki tepkiler sebebiyle kolay olmadığını ancak Eide’ye saygı göstererek bunu gerçekleştirdiğini büyükelçilere belirten Anastasiadis, ancak Türkiye’nin hemen ertesi gün Navtex’i yenilemesiyle Eide’nin taahhütlerinin içinin boş olduğunun ortaya çıktığını savundu.
Gazete, Anastasiadis’in, Eide’nin önerisinde yer alan “iki toplumdan kişilerin oluşturacağı teknokratlar grubunun kurulması” önerisi yerine “uluslararası uzmanlardan oluşan grup” kurulmasını önerisinde bulunduğunu ve bu öneriye Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Troyka karşısındaki yükümlülükleri gereği bağımsız bir fon kurulması gerektiği şeklindeki “emniyet supabını” eklediğini belirtti.
Anastasiadis’in ayrıca, “doğal gazın gelirinin dağılımının Hristofyas-Talat-Eroğlu” uzlaşı noktalarına göre yapılacağının Ortak Açıklamada duyurulması” önerisini de Türkiye’ye ilettiğini ancak Türkiye’nin bu öneriye karşı bir öneriyle yanıt verdiğini belirten gazete Türkiye’nin önerilerinin şu şekilde olduğunu öne sürdü:
“ – Doğal gaz konusunun, adanın doğal kaynaklarının her iki topluma da ait olduğunun anlaşılarak, müzakerelerde görüşülmesi.
– İki liderin, adanın güneyinde doğal gaz sondajlarının devamında hemfikir olması.
– Her iki toplumdan kişilerin katılacağı Geçici (Transitional) Uzmanlar Komitesi kurulması ve Kıbrıs’ta faaliyet gösteren şirketler bu komiteye bildirilmesi,
– Bu komitenin, BM kontrolünde olacak, doğal gazın gelirlerinin toplanacağı özel bir hesap konusunda anlaşmaya varması gerekir. Ancak Kıbrıs sorununun çözümü sonrasında bu hesap Ulusal Federal Hidrokarbon Fonu’na dönüştürülebilecek”.
Gazete, bu önerinin Rum hükümeti tarafından reddedildiğini ve ardından Anastasiadis’in, doğal gazın müzakerelerin sonunda ele alınmasına ilişkin önerisini sunduğunu, ancak bunun da Türkiye’nin Navtex fiyaskosuyla sonlandığını iddia etti.
Gazete ayrıca, Anastasiadis’in yabancı büyükelçilere sunduğu belgelerin kupürlerine de haberinde yer verdi.
Diğer gazeteler ise Anastasiadis’in dün yaptığı açıklamalara ilişkin haberlerini şu başlıklarla yansıttılar:
Politis: “Anastasiadis Silahı Şakağında Hisediyor – BM Genel Sekreteri Tarafından Şantajdan Şikayet Ediyor – ‘2004’teki Tutumum Yüzünden Beni Garanti Görmesinler’”.
Fileleftheros: “Ban’ın Raporu Casus Belli – Anastasiadis’ten BM ve ABD’ye Şantaj Yaptıkları Gerekçesiyle Eleştiri – Anastasiadis Kızdı”.
































