Dolma kalemin 1912 yılında adaya girdiği söylenir.
O yıllara kadar İstanbul’dan kamış kalemler getirilir ve yazılar mürekkeple yazılırdı…
…
Dolma kalem alışkanlığı daha sonları çok yaygınlaşacak,
Bu kalemle fiyakalı yazılar yazılacak, imzalar atılacaktı…
…
Latin harfleri ile Türkçe yazıya geçmezden önce,
Türkçe dili Arapça harflerle yazılırdı ki pek zor olduğu söylenir.
1900 ve öncesi yıllarda okullarda güzel yazı yazmak için öğrenciler motive edilir ve güzel olanlar ödüllendirilir,
Olmayanlar da cezalandırılırdı…
…
Bu güzel yazı yazma meselesi bizim nesle kadar devam etmiştir.
İmlası iyi olana, ya da güzel yazı yazana veya derslerinde iyi gidene “Aferin” verilirdi.
Buna bir de yıldız eklenirdi.
O zaman yıldızlı aferin olurdu…
…
Şimdi durum nedir bilmiyorum.
Aferin veriliyor mu?
Bir de yıldız ekleniyor mu?
…
Derslerinde iyi olanların “takdir” aldıkları biliniyor.
O takdirlerin bir zamanki ifadesi işte o yıldızlı aferinlerdi…
…
Yıldızlı aferin alan öğrenciler çok olmasa gerek.
Çoğunlukta olan vasat öğrencilerin yıldızlı aferin alan öğrencilere genellikle “inek” dedikleri biliniyor!
…
Çoğunluk her zaman böyledir!
…
Türkiye’de muhtarların aferinli onca akademisyene ver yansın etmesi nedir?
…
Ama bir gerçek de var ki her “inek” okulda başarılı olduğu kadar,
Hayatta başarılı olamıyor…
…
Necati Özkan’ın anılarından öğreniyoruz ki,
Kıbrıs’taki Müslümanlar padişahların tahta çıkışını kutlarlarmış.
Hatta bir keresinde,
1914-1915 yıllarında aralarında Necati Özkan’ın da bulunduğu bir grup genç sokaklarda marşlar söyleyip, Padişah’ın cülusunu (tahta çıkışını) kutlamak için marşlar söylerken,
Hemen karşılarına polis dikilip komiserin karşısına çıkarılmışlar.
Komiser gençlere şöyle demiş:
“Siz bilmiyor musunuz ki, İngiliz hükümeti ile Osmanlı hükümeti savaş halindedirler ve düşmandırlar. Siz İngiliz düşmanı olan Padişahın şenliğini marşlar söyleyerek nasıl kutlarsınız? Bunun bir suç olduğunu bilmiyor musunuz?”
…
Gençler yaşları küçük olduğu için ceza almaktan kurtulmuşlardı…
…
Padişahın cülusunu kutlayanlar,
Gün gelecek İngiltere Kralı ya da Kraliçenin ”cülus”unu kutlayacaklardı.
Ne hazin.
Lefkoşa’da Girne Caddesi ile Viktorya sokağı baştan aşağı İngiliz bayrakları ile süslenir,
Sarayönü’ne Kral ya da Kraliçenin posterleri asılır ve törenler yapılırdı.
Yani “cülus” kutlanırdı…
…
O dönemler İngiliz’den ceza yerine aferin alanlar da vardı…
…
Neyse ki şimdi cülus yok.
Ama her dönem olduğu gibi, günümüzde de aferin almak isteyen çok…
































