Sene 1427-1428.
Memlükler Kıbrıs’ı istila ederler.
O sıralarda Kıbrıs Kralı Janus’tur.
Kral iki büyük komutanını istila için seçer.
Bunlar bütün kadırgaları, çektirmeleri ve küçük teknelere ve yelkenlilere kadar tüm deniz araçlarından büyük bir donanma hazırlarlar.
Hedef Kıbrıs’tır…
…
Kıbrıs Kralı da boş durmaz.
Eldeki kadırgaları hazırlatır ve Memlük kadırgalarının üzerine salar.
Kendisi de karada ordusunun başında, Kıbrıs coğrafyasının ortalık bir yerinde Memlüklülerle savaşa tutuşur.
Mısır askerleri yani Memlüklüler, Leymosun’un Evdim yakınlarına demir atmış oradan Leymosun kalesini alarak içerilere ilerlemişlerdi.
Savaş bir Ramazan ayının ilk gününde başlar.
Memlüklülerin teslim ol mesajlarına aldırış etmeyen Kral, Arap akınını durduracağını sanmaktaydı.
Ancak Kıbrıs Kralının başına gelmeyen kalmayacaktı.
Sonuçta zafer Müslümanların olur ve Kıbrıs Kralı da teslim alınarak Mısır’a gönderilir.
Savaş, Ramazan ayının Cuma günü kazanılır.
Müslümanlara göre mübarek bir gün…
…
Memlüklülerin niyeti gelip Kıbrıs’a çöreklenmek değildi.
Eğer Kıbrıs Kralı, Mısır Sultanına biat ederse ve güzellik içerisinde vergisini öderse mesele yoktu.
Kral bu teklifleri kabul etmeyince, yenilgisi ile sonuçlanacak o korkunç savaşa girme cesaretini göstermişti…
…
Kral yenilince, Memlüklüler Lefkoşa üzerine yürüdüler.
Gidilen her yerde ne varsa alınıp gemilere taşınmıştı.
Haç Dağında yer alan Stavrovouni Kilisesi’indeki altın bir haçı özellikle ganimet edinmişlerdi.
Kralın teslim alınmasından sonra hedef başkent Lefkoşa’ya girmeye kalmıştı.
Sonuçta, Lefkoşa’da Lüzinyan Sarayı olduğu anlaşılan Kralın sarayına kadar girildi.
Burada altın gümüş ne varsa hepsi ganimet sepetine atıldı.
Fakat bir Memlük komutanı hiç tanımadığı bir cihazın önünde dikilip kaldı!
Dikkatlice onu inceliyordu.
Üzerinde tuşlar olan bir cihazdı bu.
Tuşlarına dokununca güzel sesler veriyordu ve bu müzik çalgısı org’tan başka bir şey değildi.
Belli ki Arap komutan (ki Türk kökenli askerler de vardı Memlüklülerde, ve komutanlardan birinin adı Tanrıverdi idi) bu sesi ilk kez işitmiş oluyordu.
Çok hoşuna gitmişti.
O “ses”i de birlikte alıp Kıbrıs’tan ayrıldılar…
…
Kıbrıs bir müddet “ses”siz kalmıştı.
Şimdiki gibi!
































