Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kıbrıs Türkleri Ve Kürtler

25 Eylül’de, Barzani Hareketinin yaptırdığı BAĞIMSIZLI REFERANDUMU  Kıbrıs Türkleri için de önemli sonuçlar doğuracaktır.

Şimdiki Barzani hareketinin önderleri, Kürtlerin dini temsilcisi olarak,  19. yüzyılda Nakşibendi Şeyhlerinin halifeleri olarak Barzan köyüne yerleştikten kısa bir süre sonra aşiretleşti

Bu Kürt hareketi 19. Yüzyıldan beri, bağımsız bir Kürdistan yaratılmasına çalışmakta ve her dönem DIŞ GÜÇLERİN MAŞASI olmaktaydı.

Irak Kürdistanı’ndaki dağınıklığı ortadan kaldıran en önemli etken 1988 yılında kurulan ‘Berey Kürdistan’dır. (Kürdistan Cephesi) .

Halepçe Katliamı’ndan sonra kurulan Cephe, daha öncekilerden farklı olarak irili ufaklı tüm Iraklı Kürt örgütlerini kapsıyordu

 Irak savaşı sonrası Saddam’ın Ortadoğu’da giderek artan etkinliğinin kendisi için ciddi bir risk olduğunu gören ABD, müttefikleriyle birlikte 1. Körfez Savaşı’nı başlattı. 

Saddam’ı Kürtlerin üzerine salan daha sonra Kürt bölgesini BM (Birleşmiş Milletler) kararı ile uçuşa yasak bölge ilan ederek Kürtlerin kendi yönetimlerini kurmasına fırsat veren, ABD’nin bizzat kendisidir.

 Uzun yıllar , ABD ile diğer emperyalist devletler arasında bir top gibi oradan buraya savrulan ve çaresizliği ayyuka çıkan Kürtlerin, ABD’nin biraz da geçmişten ders alarak ortaya çıkan ‘güven verici’ bu desteğini reddetmesi beklenemezdi.

 BM kararı ile Irak Kürdistanı’na yerleşen ve bölgeye Saddam güçlerinin girmesini engelleyen “Çekiç Güç” de, ABD’nin Kürtlere verdiği bu desteğin belirgin bir göstergesiydi.

Türkiye, Orta-Doğu’daki karışıklıkta,  Amerika’nın telkinleri ile, Barzani Hareketine gerekli desteği verdi. Bu destek hem siyasi ve hem de ekonomik alanda oldu.

Türkiye’nin PKK ile olan mücadelesinde, Barzani hareketi , her dönemde Türkiye’nin yanında bir siyaset izlediğini göstermeye çalıştı. Bunun karşılığında, çıkarttığı Petrol’u Türkiye üzerinden pazarlayarak, önemli bir  ekonomik güç elde etti.

Orta Doğu mozaiğinin parçalanma siyasetinde taraf olan Türkiye, bu dış politikası ile, kendi iç bütünlüğünü de tehlikeye attı. Suriye’nin Parçalanması politikasının mimarlarından biri olan Türkiye, Suriye’de desteklediği güçlerin başarısızlığıyla büyük bir yenilgi aldı.

Şimdi de Barzani Hareketi’nin Bağımsızlık yönündeki adımlarıyla, Orta Doğu’da çok çaresiz bir duruma düşürüldü.

Bundan sonra Türkiye, mozaiklerin korunması politikasına daha sıkı sarılmak zorunda kalacaktır.

Kendi içindeki Parçalanmayı engellemek için, ÜNİTER DEVLETİ savunan Türkiye, Şimdi de, Irak’ta, Suriye’de, Azerbaycan’da ÜNİTER DEVLETİN KORUNMASI siyasetini daha yüksek sesle dillendirecektir.

Bunun sonucu ise, Türkiye’nin Kıbrıs Politikasında bölücü değil, birleştirici bir politikayı savunmak zorunda kalacağıdır.

Kıbrıs’ın Kuzeyinde, bağımsız veya Türkiye ile bütünleşmiş bir yapı artık, KESİNLİKLE MÜMKÜN DEĞİLDİR. Çünkü bu politika, Türkiye’nin başka yerlerde uyguladığı DIŞ POLİTİKASININ ÇÖKÜŞÜ demektir.