Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Guterres’in Raporundan Bir Şey Çıkar Mı?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Crans Montana’da başarısızlıkla sonuçlanan Kıbrıs konferansı sonrasında nasıl bir rapor sunacağı merakla bekleniyor.

BM Genel Sekreteri Guterres büyük bir olasılıkla raporunu iki liderle de Eylül ayı içerisinde New York’ta ayrı ayrı görüştükten ve onları bir kez daha dinledikten sonra sunacak.

Ancak Guterres’in sunacağı raporla ilgili çok büyük beklentiler içerisine girmemek de lazım.

Bundan önce Kıbrıs konusunda çok kritik ve önemli gelişmelerin yaşandığı bir süreç olan Annan Planı süreci sonrasında yaşananlar da dün gibi akıllarda…

Rum tarafından Annan Planı’na ezici bir şekilde “Hayır’, Türk tarafından da ‘Evet’ çıkmasının ardından, dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan Kıbrıslı Türklere dönük uygulanmakta olan izolasyonların artık bir anlamı kalmadığını belirten raporu BM Güvenlik Konseyi’ne sunmuştu.

Annan’ın sunduğu bu rapor güvenlik konseyinin tozlu raflarında kaldı.

Bir türlü gündeme alınıp raporda yer alan tavsiyeler dikkate alınarak kararlar üretilmedi.

Günün sonunda Kıbrıslı Türkler izolasyon ve engellemelerle dolu hayatlarına devam etmek durumunda kaldılar.

Annan Planı’nı kabul eden taraf olarak bedel ödemeyi sürdürüler.

Bir Rum Cumhuriyeti’ne dönüştürülen Kıbrıs Cumhuriyeti ise hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etti.

Dolayısıyla gelinen aşamada BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yazacakları sonrasında bir şeylerin değişmesini beklemek büyük bir iyimserlik olur.

Sonuçta BM Güvenlik Konseyi içerisinde her koşulda Kıbrıslı Rumların yanında duran ve Kıbrıs’ta bir çözümü kendi çıkarlarına ters olarak değerlendiren Rusya var.

Rusya orada oldukça ve Çin ve zaman zaman Fransa ile birlikte hareket ederek Kıbrıs’ta çözümü engelleyecek adımlar atttıkça, uluslararası platformda Kıbrıs’a dönük değişikliklere neden olabilecek radikal adımların atılması mümkün görünmüyor.

Dolayısıyla dünyada mevcut güç dengesi, ikinci dünya savaşı sonrasında oluşan BM’nin yapısı değişmediği sürece, Kıbrıs’ta çok büyük beklentiler içerisine girilmemesi gerekir.

Bu koşullarda BM Genel Sekreterleri raporlarında ne yazarlarsa yazsınlar, bunlar güzel bir temenninin ötesine geçmeyecek.

O halde Guterres’in raporundan çok fazla bir şey beklemeyeceğiz.

Ama BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs konusunda New York’ta liderlerle yapacağı görüşmelerden bir sonuç çıkıp çıkmayacağı konusunda da değişik görüşler ortaya atılmaya başlandı.

Bu konuda da büyük beklentiler içerisine girmemekte yarar var diye düşünüyorum.

Kıbrıs konusunda ezberleri bozacak gelişmeler olmadığı sürece, çözüm yönünde yeni bir momentum yaratılması mümkün görünmüyor.