Şimdikileri pek bilmiyorum,
Sanırım seyircisiz oynuyorlar,
Halbuki bir zamanlar sahalar tıklım tıklım dolar,
Futbol müsabakaları büyük heyecan içinde geçerdi.
Lakin,
Herkes birbirini tanırdı.
Hakeme söven de bilinirdi,
Kola satıcısı da,
Oyuncular da,
Onların tekmil sülaleleri de…
…
Bütün maçlara giden seyirciler,
Aynı seyircilerdi,
Ki biri hakeme laf attığında, onun kim olduğu sesinden bile belli olurdu.
Futbolcu ile futbol seyircisinin ilişkisi harikaydı…
…
Ta, İlk Sahneden beri tiyatrolara gidenler aynı seyircilerdi.
Tiyatrocular da bildik oyunculardı.
Yani,
Seyirci aynıydı,
Oyuncu aynıydı.
Oyuncular, bildik insanların karşısına çıkmak durumunda kalırlardı her seferinde.
Saygıdeğer seyirciler de,
Neredeyse bütün mimiklerini ezberledikleri aynı oyuncuları görmekten geri durmazlardı,
Ki o oyuncuları sokakta, dairede, bakkalda görmek mümkündü.
Oyuncuların da kendi izleyicileri ile bir tavla maçında ya da bir kahvede buluşmaları olağandı.
Seyirci oyuncu ilişkisi mükemmeldi…
…
Müzik grupları da bildik müzik gruplarıydı.
Her şehirde birkaç müzik grubu bulunurdu.
Ve insanlar aynı müzik gruplarını yıllarca görmek durumunda kalırdı.
Müzisyenler bildik müzisyenler,
Müzik dinleyenler de bildik müzikseverlerdi.
Böylece müzik grupları ile dinleyici kitleleri arasındaki ilişki sarsılmazdı…
…
Partilerde, derneklerde, cemiyetlerde de durum bundan faklı değildi.
Parti üyeleri aynı parti üyeleriydi,
Delegeler hiç değişmez, bildik simalardı,
Her siyasi yapı doğal olarak değişim istemekteydi,
Ama değişim yapacak herhangi bir zemine sahip değillerdi.
Kitleleri belli olunca,
Pankart tutanlar da,
Bildiri dağıtanlar da hep bildik insanlardı.
Zaten siyasi liderler de değişik semt ve bölgelerde kürsüye çıktıklarında aynı insanlara seslenmiş olurlardı.
Parti yöneticileri ile üyeler arasındaki ilişki aile ilişkisi gibiydi…
…
Çarşı pazarda da durum aynıydı.
Esnaf aynı esnaf iken,
Müşteri de aynı müşteriydi.
Hiç kimsenin kasabını, berberini, terzisini değiştirmesi mümkün değildi.
Zaten el arabasında hıyar domates satan seyyar satıcının “bu da benden” demesi, müşteri esnaf ilişkisinin köklü olduğunu gösterirdi…
…
Bayram yerlerine gidenler çarşı pazarla düğün derneğe gidenlerden başkası değildi.
Arasta’da ya da Bandabuliya’da gördüklerinizi Çocuk Bahçesinde, Kuğulu Park’ta da görmek mümkündü.
Birkaç gün veya birkaç saat farkıyla.
Hatta Kırnı’ya pikniğe gidildiğinde, bütün mahalleyi orada görmek şaşırtıcı olmazdı doğrusu…
…
Sinemaya gidenlerle,
Cenaze ve düğün törenlerine gidenler aynı insanlardı.
Bir ikindi cenazesinde gördüklerinizi,
Akşama bir düğünde görmek mümkündü.
İmam ayı imamdı, ölü gömücüler aynı insanlardı…
…
Memlekette zeka fışkırıyorsa,
Yakın geçmiş tarihin zenginliğindendir!..
































