Arkasından kalleşçe vurulmuş birinin ölümüne tanık olursanız sürekli arkanızı mı kollarsınız?
Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan zavallı insanlar!
Silahlı birileri peşlerinde koşar gibi,
Her an arkalarını kollamaları,
Ürkek ve tedirgin oluşları,
Kimselere güven duymaz hale gelmeleri,
Kapılarını pencerelerini kapatmaları,
Kendi kabuklarına çekilmeleri,
Hatıralarını bile paramparça etmeleri,
Bu yüzden mi?
…
Eide’ye göre başarısızlık bölüştürülecekmiş.
Aynen adanın bölüştürüldüğü gibi.
İyi gidiyorsunuz Bayım…
…
Artık Ayşe ile baş başa değilsiniz.
Ayşe’yi çoktan tertiplemediler mi?
Yerine Fadime’yi koymadılar mı?
Ne farkı var diyeceksiniz ha Ayşe ha Fadime!
Ama hiç yoktan Ayşe’ye “bu düzeni korumak için gelmemiş miydin” diye sorabilir o da ne diyeceğini bilmeyebilir, yüzü kızarabilirdi!
Fadime’ye ne diyeceksiniz?
Ki Anıt Kabri bile yerinden sökmeye çalışıyor?
Yüz mü var?
…
Neyse, başka konular…
…
Bu adanın hoş insanlarını sıralasak hepsinin ortak hikayesi siyasettir.
Bir zamanlar Ahmet Rasim vardı ki Atatürk’e bile çizme yapmış zamanında sağlam bir kunduracı imiş lakin bir hoş.
Yaşlandıkça bir garip olmuştu kola kapaklarından madalyalar yapardı göğsüne, Atatürk gibi giyinir onun gibi yürürdü.
Sonra mitinglerde boy gösterirdi öyle çekip gitti bu dünyadan…
…
Vasfi Arap da ilginç hikayeleri ile anılır.
Her daim sarhoş gezen Vasfi Arap “Yunan’ı denize döken adamın futurafı” diye çığırtkanlık yaparak Atatürk fotoğrafları satarmış.
Bir de hikaye anlatırmış:
“Atatürk Venizelos’a : Ulan Venizelos, bokun ağzından gelemeyecek mi? deye sordu. O da gızdı endirdi beşbin,.. Atatürk kesti, endirdi on bin… Atatürk kesti, endirdi yirmi bin. Gene kesti…” (Osman Balıkçıoğlu, Bizim İnsanımız, Bizim Lefkoşa’mız, s 87) diye devam edip gidermiş hikaye.
Kısacası o da kafayı bir dönemin siyasetlerine takarak gözlerini yummuştu şu Kıbrıs’a…
…
Ahmet Mehmet Dubara (Bazı kaynaklarda Mehmet Ahmet Dubara) vardı genellikle bilinir.
Köşe bucak gezer “Eyyy millet” diye başlayan nutuklar atardı.
Dönem öyleydi.
Atatürk hayranlığı ve kahramanlığı vardı.
Dubara’nın iç siyasi çekişmelere de daldığı söylenir.
Belediye seçimlerinde aday olacağını bile açıklayarak “Gendi başlarına belediye gurdular, başgan oldular” diye de eleştirirmiş dönemin yetkililerini…
…
Yakın geçmişte bizim kuşağımızın da bildiği isimler, insan yüzleri vardır ki siyasete bata çıka tüketmişlerdi hayatlarını hiçbir güzel sonucu göremeden ama,
Fadime’den nerelere geldik.
Diyeceğimiz,
İster Ayşe, ister Fadime,
İster Eide, ister Guteres, Cuellar vesaire falan,
İster Amerika, İngiliz filan.
Bu adayı siz delirttiniz…
































