Crans-Montana’dan olumlu ve güzel haberler geliyor.
– Sıkı bir çalışmayla 48 saat içinde askıda olan konular çözülebilir.
– Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres İsviçre’ye dönüyormuş. Deneyimli Portekizli politikacı ve diplomat bu işin üstesinden gelebilir. (Portekiz’in Akdeniz’de sahili olmamasına rağmen 7 sene (1995-2002) başbakanlık yapan Guterres, Akdenizlileri iyi tanıyormuş. Bu nedenle demiri tavında dövebilir.)
– AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikasından Sorumlu Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de Cranz-Montana’ya vasıl olmuş. (Kadının amma da cafcaflı unvanı var. Daha bir de “Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcılığı” vardır ama usandığım için onu yazmadım. Toplantılara “gözlemci” olarak katılıyor. Hep merak etmişimdir, neyi gözler neyi gözlemler?)
– Garantör ülkelerin başbakanları İsviçre’ye gidiyormuş. İşlerini güçlerini bırakıp başbakanların İsviçre’ye gitmelerinin bir hikmeti olmalı. (Gerçekten başbakanlar davet edilmişlerse Tayyip Erdoğan mızırlık çıkarabilir. Birilerinin bunu Guterres’in kulağına fısıldaması gerekirdi. Önemli olaylarda boy göstermesi Erdoğan’ın en büyük tutkusudur.)
– Çözümün eşiğindeymişiz.
– İmza töreni için Cenevre’de salon kiralanmış. Masalar ve sandalyeler ona göre düzenleniyormuş. (Bütün bunlar hafta içi haberleridir. Bundan sonra neler olacak bilemem. Yakında öğreniriz. Arşın ordaysa bez burda.)
İngilizlerin bir deyimi var: “It is too good to be true”. (O kadar iyidir ki doğru olamaz.)
Kimsesinin hevesini kırmak istemem ama doğru olsa ve bir antlaşma imzalansa bile referandumda reddedilme ihtimali çok yüksektir.
Yanılmayı çok isterdim ama bilimsel bulgular buna işaret etmektedir. İki ay kadar önce, Nisan sonunda Kıbrıs Üniversitesi’nin yaptığı bir kamu oyu yoklamasındaki veriler hiç de iç açıcı değil.
Kamuoyu yoklamasında sorulara verilen yanıtları teker teker inceledikten sonra vardığım sonuç şudur: Rumların çoğunluğu “İki bölgeli, iki toplumlu federasyonu” içselleştirmiş değiller. Hatta çoğu federasyonun nasıl bir idare şekli olduğunu merak edip öğrenmemiş bile.
19-29 Nisan tarihlerinde yapılan kamuoyu yoklaması 505 kişi arasında yapılmış (%49.2 erkek, %50.8 kadın). Hata payı %4.3 imiş.
Kıbrıslı Türk arkadaşlarınız var mı? Evet %19.79, Hayır %80.21. (Ortak bir dilin bulunmaması dostluk ilişkileri geliştirmeye müsait değil. Ancak kapıların açılışından bunca yıl sonra daha çok insanın karşı taraftakilerle ilişki kurması gerekmez miydi?)
İki toplumlu aktivitelere katılır mısınız? Evet %12.74, Hayır 87.26.
Kıbrıslı Türklerle sohbet eder misiniz? Evet %27.08, Hayır %72.92.
Ailenizin herhangi bir üyesinin Kıbrıslı Türk dostu var mı? Evet %27.81, Hayır %72.19
Sosyal medyada örneğin Facebook’ta Kıbrıslı Türk arkadaşınız var mı? Evet %11.86, Hayır %88.14.
Kıbrıslı Türklerle bir arada yaşayabileceğimizi sanıyorum: Hiç Katılmıyorum %16.75, Katılmıyorum %6.11, Katılıyorum %26.28, Tamamen Katılıyorum %29.03, Kararsız %19.83. (En olumlu verilerden biri budur. Kararsızların yarısını da eklersek Rumların takriben %60’ı Kıbrıslı Türklerle bir arada yaşayabileceğini dile getiriyor. Bu sonucu destekleyen ikinci bir veri de var.)
Yakın bir komşunuzun Kıbrıslı Türk olmasını kabul eder miydiniz? Kesinlikle Evet %35.62, Muhtemelen Evet %20.11, Emin değilim %18.18, Muhtemelen hayır %7.98, Kesinlikle Hayır %18.11.
Kıbrıslı Türklerin çoğunluğunun güvenilir insanlar olduğuna inanır mısınız? Kesinlikle güvenilmezdirler %23.88, Muhtemelen güvenilmezdirler %15.18, Ne güvenilir bulurum ne de güvenilmez %31.09, Muhtemelen güvenilirdirler %19.69, Kesinlikle güvenilirdirler %10.16.
Kıbrıslı Türklere güvenmem çünkü kendilerine yaptıklarımız için bizden intikam almak istiyorlar: Kesinlikle katılmam %20.22, Katılmam %30.30, Ne katılırım ne de katılmam %25.40, Katılırım %16.40, Kesinlikle katılırım %7.69.
Kıbrıslı Türklere güvenemem çünkü onlar genişlemeci Türkiye politikalarının organıdırlar: Kesinlikle katılmam %18.45, Katılmam %25.45, Ne katılırım ne katılmam %19.18, Katılırım %17.00, Kesinlikle katılırım %19.93.
23 Nisan 2003’te kapılar açıldıktan sonra Kuzey’e geçtiniz mi? Hiç geçmedim %36.32, 1 defa geçtim %18.99, 2-3 defa geçtim %23.88, 4-6 defa geçtim %7.16, 7 defadan fazla geçtim %13.66. (Anlayacağınız keyfi geldiği zaman Kuzey’e geçen Rumların oranı sadece %15’tir. İlişki kurulmadan güven nasıl tesis edilecek?)
Kıbrıs’ın tümünün Yunanistan’a bağlanmasını (Enosis’i) destekler misiniz? Reddeder desteklemem %58.09, Öyle gerektiği için tolere edebilirim %12.43, Tatminkâr bulur desteklerim %29.49.
İki toplumlu, iki bölgeli federasyonu destekler misiniz? Reddeder desteklemem %26.65, Öyle gerektiği için tolere edebilirim %43.64, Tatmin edici bulur desteklerim %29.72. (Son iki sorunun yanıtlarından şu sonuç çıkar: Rumların %30’u Enosis’ten başka çözümü kabul etmez, %30’u federasyonu destekler, %40’ı da bir yana veya öteki yana kayabilir.)
Yukarıdaki rakamlar, hükümetlerin “ertesi gün” için hiçbir hazırlık yapmadıklarını göstermektedir. Bu koşullar altında oy avcısı olan politikacılar, herhangi bir çözümü imzalamaktan çekinirler. İmzalasalar bile çözüm şekli referandumda reddedilir. Reddedilmese bile Kıbrıs Cumhuriyeti gibi uzun ömürlü olmaz. Çözüm için Kıbrıs’taki politikaların A’dan Z’ye değiştirilmesi gerekir.
































