Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Statüko ölüyor mu?

 CTP milletvekili Birikim Özgür, yine bir değerlendirme makalesi yayınladı.

Son söyleyeceğimi baştan söyleyim, makalenin içeriği konusunda söylediklerine yüzde yüz katılırım.

Ancak başlığı için aynı şeyi söyleyemem…

Başlık şu; “Statüko sahiplerinin kucağında son nefesini verirken Crans Montana sonrasını düşünmek…”

Özgür, kırk yıllık statükonun bu defa, bizzat sahipleri tarafından ortadan kaldırılmak üzere olduğunu düşünüyor… Bunu sonra tartışalım…

Yazının içeriğinde, kurulu düzenin iflas ettiğine dair somut örnekler var.

Sağlıktaki kaos, elektrik üretimiyle ve dağıtımıyla ilgili ciddi sorunlar, insanları zehirleyen devlet filtreleri, yangın felaketleri, ölümlü trafik kazaları, sözde iş kazalarıyla hayatını yitirenler ve tüm bunlar karşısında devletin etkinsizliği…

Yapısal reform gerekirken, bu reformların bir şekilde geciktirilmesi…

Yani iyileştirici hiçbir şey yapılmıyor olması…

Aksine, kaosu büyütecek başka icraatlar…

Mesela, geçen ay memur maaşlarını ödemek için alınan 50 milyon liranın vadesinin bu ay sonu geleceğini, bu durumda hükümetin artışlı maaşları, ödemesinin zor olduğunu söylüyor.

Öyle ya, geçen ay borçlandığına ve havadan bir para gelmediğine göre, bu ay maaşları hem de zamlı nasıl ödeyecek..?

Borçlanma yapılırdı, ama mesela bütçe serbest kalana kadar. Ya da Türkiye’den gelecek kaynak serbest bırakılana kadar… Senenin ortasında bu borçlanma, hesaplanan bütçenin 6. ayda sıkıntıya girdiğini gösteriyor.

Demek ki, alacaklarını hesap ettikleri destek gelmemiş.

Birikim Özgür bunu kamuoyuna duyuralı neredeyse bir hafta oluyor. Ama devletten tek bir kimse çıkıp da ne yaptıklarını anlatmak lüzumunu hissetmedi.

En azından, ‘insanları kışkırtmayın, moral bozmayın’ bile diyen olmadı.

Maliye Bakanı zaten ha var, ha yok. Uzunca bir süre ABD’de kaldıktan sonra, şimdi de yeni müsteşarıyla birlikte Crans Montana’da…

Böyle bir durumda sorumluluğu üstlenmesi gereken Başbakan’ın da böyle muhataralı konularda konuşmamak gibi bir huyu var. Sanki o bakanlıklar, o icraatlar kendine bağlı değilmiş gibi.

Ama Birikim Özgür’ün dediği gibi, Temmuz maaşlarının ödemesinde sorun çıkarsa, o zaman kimse Serdar Denktaş’ı suçlamayacak. Boynu altında kalan Özgürgün olacak…

O değil miydi sürekli olarak “Biz geldik maaşlar tıkır tıkır ödeniyor… Maaşları gününde ödeyemeyen bir hükümet hiç olmamıştı, tarih yazmadı” falan diyen…

Sırf bunu gerekçe göstererek varolan hükümeti bozan da Özgürgün değil miydi?

Bizim millet trafikte ölür, kanalizasyon aktığını bile bile o plajda denize girer, peşkeşlere kızar ama parmağını oynatmaz, elektriği kesilir susar, doktorsuz kalır susar….

Ama konu memur maaşına geldi mi, akan sular durur…

Özgürgün zamanında büyük konuşmuş. İşte o büyük tehlike şimdi kapısında…

Çıkış yolu ne? Ben bilemem. Ben bu ülkeyi çok iyi yöneteceğim iddiasında olmadım. Bu iddiayla makamlarda oturmuyorum. Onu onlar düşünsün…

Şimdi gelelim Özgür’ün yazısının başlığına neden itiraz ettiğime…

Tüm bu saydıkları birer felaket. Çağdaş bir devlette olmayacak şeyler. Bunlardan dolayı hepimiz perişanız. Dibe vurduk. Hepsi tamam da, statükoyu ortadan kaldırmaya yeter mi bunlar?

Tam bu sırada biri çıkar, ‘maaşlar tamam, hatta artış da var’ deyiverir, o anda bir önceki günün tüm sıkıntıları anında unutulur…

Statüko, sadece UBP ve DP değil zaten. Diğer tüm partilerde de statükodan çıkar sağlamış, eline olanak geçse yine sağlayacak insanlar ve yapılar var.

Statüko insanların beyninde. Resmen talep ediliyor.

İşte onun için de kendiliğinden yok olacağını aklım almıyor…


YERİN KULAĞI VAR

SÜR GİT ETMENİN GEREĞİ YOK:

Havadis gazetesinin dünkü manşeti aslında malumun ilanından başka birşey değildi. Rum ve Yunan heyeti, dönüşümlü başkanlık, asker, garanti bunların hiçbirini kabul etmiyorlar. O zaman o masada oturup da boşuna zaman harcamanın ne gereği var diye sormak lazım. BM Genel Sekreteri Guterres bugün yeniden Crans Montana’ya gelecek. O da krize çözüm bulamazsa, artık bu işi daha fazla sür güt etmenin bir alemi kalmaz sanırım…

HÜKÜMET İÇİN KRİTİK AY:

UBP-DP hükümeti yaptığı onca yanlışa rağmen, “maaşları sorunsuz gününde ödüyor” mantığıyla toplumun büyük kesiminden tepki görmüyordu. Sonuçta borç harç gerçekten de maaşlar gününde ödeniyordu. Ancak ilk 6 ayın enflasyon oranının  % 7,68 olarak açıklanması ve bunun Temmuz ayı maaşlarına yansıyacak olması, hükümetin en büyük sorunu olacak. Zaten zorda olan maliyeye ek bir külfet daha binecek. Öyle görünüyor ki, “maaşları gününde ödemekle” övünen hükümet için bu ay, sonun başlangıcı olacak…

YOK BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ:

Sadece adalı değiliz, şark kurnazıyız. Hala doğunun adam kayırmacılık, partizanlık gibi lanetli politikalarını güdüyoruz. Cyprus Weekly yazdı, Rum başkanlık seçimleri öncesinde 190 tane memur alınacakmış. Ama onlar bizden bir gömlek daha iyi. Arka kapıyı kullanmıyorlar. İstihdamlar, Kamu Yönetimi Dairesi ve Personel Dairesi’nin planlaması ile ihtiyaç saptanan yerlere, yasal yolla yapılacakmış…

KÖPEK DE Mİ SERBEST:

Sahillerimizin lüks oteller tarafından kapatılması sonrasında vatandaşın ücretsiz veya çok cüzi bir ücretle girebildiği yerlerden birisi olan Kervansaray Belediye plajı, son günlerde köpekli insanların istilasına uğradı. Bölge halkının yararlandığı ve yoğun bir kalabalığın olduğu plaja, bazılarının köpekleriyle gelip denize girmesi, bölge sakinlerinin tepkisine neden oldu. Belediye Başkanı Sayın Nidai Güngördü’nün bu yaşananlardan haberi olduğunu sanmıyoruz. Eminim bu mesajımızdan sonra gereken önlemi alacaktır.Bölgeye kazandırdığı böylesi güzel bir hizmetin, üç beş kişinin zevki uğruna aksamasına izin vermeyecektir sanırız…

NEREYE GİDİYOR BU PARA:

Rum tarafında casino açıldıktan sadece 2 yıl sonra, ekonomiye 800 milyon euro katkısı olacakmış. Bana korkunç büyük bir rakam göründü. Bir de bizdeki duruma bakayım dedim, Erbil Arkın’ın bir röportajını buldum. Kuzey’deki 29 casinonun ekonomiye yıllık katkısının 600 milyon dolar olduğunu söylüyor. Daha da büyük bir para. Direkt olarak devletin kasasına giren paranın ise 70 milyon dolar civarında olduğu söyleniyor. Peki ama, o zaman niye hala yokları oynuyoruz? Bu paranın yansımasını neden en azından denk bütçe ile ya da yatırımlarla görmüyoruz? Bu işte bir yanlışlık var.

BU HABERE ÇOK GÜLDÜM:

Güney’e giden turistler, Kuzey’le yaptıkları konuşmaların faturalarına fahiş fiyatlarla yansımasından ve bu konuda uyarılmamış olmalarından dolayı şikayetçi olmuşlar. En komiği de turistler adaya indiklerinde, yerel operatörler yerine Turkcell ve Telsim’in “hoşgeldiniz” mesajlarıyla karşılaşıyorlarmış. Yunanlı turistlerin  buna fena halde canı sıkılmış. Merak ettim, şu roaming işini neden halletmediklerini nasıl izah ediyorlar? Küreselleşen dünyada, kendilerinin hala düşmanca politikalar güttüğünü turistlere nasıl anlatıyorlar?


ZİRVEDEKİLER

Eşref Çetinel: “EVET Sn. Kanbay. İsviçre dünyanın örnek ülkesidir. AB’nin ortasına sıkışmış güvenliği bile doğal olan bir ülke! Bir de şu Kıbrıs adasına bak! Yedi kocalı Hürmüz desek de az kalır! İsrail ile Mısır bile üzerine kumar oynar! Dolayısıyla çözüm olsa ne oluruz dersiniz Sn. Kanbay? Crans Montana mı yoksa Mont Pelerin mi? Biline ki, yine bildiğimiz Kıbrıs olarak kalacağız. Hır gürü eksik olmayan, hatta savaş olasılıklarıyla berdevam!…”

DİPTEKİLER

 Hava Ulaşımını Elinden Çıkartan Devlet: Havaalanını özelleştirdi. Hiçbir yetkisi yok. Tek havayolunu çıkar hesabına batırdı, bir tane uçağı yok. Koskoca devletin dünyaya açıldığı tek kanal, nefes borusu, stratejik varlığı, şimdi ticari meta helinde. Havaalanı işletmecisi parasını alamadığı için, havayolu şirketinin inişine izin vermiyor. Suçsuz günahsız insanlar perişan. Yazıklar olsun…