Venedikliler yerli ahaliyi sevmezdi.
Bunun dini nedenleri vardı.
Yerli ahali de Venediklileri sevmezdi.
Ama birbirlerine dayanmak mecburiyetindeydiler.
…
Lala Mustafa Paşa Lefkoşa önlerine gelip, Lefkoşa kalesinin bir mil gerisinde karargah kurmuştu.
Hendekler kazılacak, samanla toprak karışımı yollar yapılıp burçlara çıkılacaktı.
Ama ondan önce,
Okların ucuna mektuplar konarak surlar içine atılmıştı ki,
Bu mektuplarda kale komutanlığının teslim olması isteniyor,
Teslim olurlarsa, canlarına ve mallarına zarar gelmeyecekleri duyuruluyordu.
…
74’te de tayyarelerden bildiriler atılmıştı.
Sadece Türklere değil Rumlara da barış getirmek için gelindiği bildiriliyordu.
…
Onca yüzyıl geçmişti,
Yöntem aynıydı.
…
Neyse ki şimdi internet var…
Barış için mi savaş için mi gelindiği online bildiriliyor…
…
Venedikli Lefkoşa teslim olmamıştı.
Halbuki yerli ahali, yani Rumlar burçlardan atlayıp kaçıyorlardı.
Göz şahidi Venedikli bir yazar, yerli ahalinin bu tutumunu “soysuzca” bulduğunu yazmıştı.
…
Kurtulmayı düşünenler sadece yerliler değildi.
Kimi Venedikliler de böyleydi.
Girne kalesi savaşmadan teslim olduğu için, onların malına ve canına zarar gelmemişti.
Girne kalesindeki soylulardan bazıları Müslüman olmayı tercih etmişlerdi.
Bazı kaynaklara göre bu kişiler Mahmut Aptullah, Yusuf Aptullah ve Mustafa Aptullah isimlerini almışlardı.
Osmanlı da onlara kimisine on bin akçe, kimisine altı bin akçe verilmesine karar vermişti.
Neden hepsi de Aptullah adını almıştı bilinmiyor…
…
Venedik Cumhuriyeti adada yüzyıla yakın bir zaman sürmüştü.
Ama Rumların en hoşnut olduğu dönem, Osmanlı dönemi olsa gerek.
Zavallı komşu, adanın en kadim ahalisiydi ama bir tülü egemenliğini eline alamıyor, gelen gidenden medet bekliyordu.
Osmanlı Ortodoks kilisesine özerklik verince, yerli ahalinin memnuniyeti misli ile artmıştı.
O dönemler Başpiskoposlar saray tercümanları (dragomanlar) atıyorlar ve bunlar vergi miktarlarını kesiyorlardı.
İçlerinden biri on sekizinci yüzyıl başlarında o kadar ileri gitmişti ki, Babıali’yi de kandırıp, Muhassılların bile görevini neredeyse elinden almış ve Rumlar da Türkler de isyan etmişlerdi.
…
Hangi dönem olursa olsun, komşularımız egemenliği ellerine alamamışlar, papazlarla, dragomanlarla idare etmişlerdi.
Ta altmış yılına kadar.
Gün geldiğinde İngiliz’e baş kaldıran yerli ahali,
Dik durmanın sonucunu da alacaktı.
Hoş adanın tümü isteniyordu ama,
Bunun yerine Kıbrıs Cumhuriyeti ile yetinmek durumunda kalacaklar,
Bir de ortakları olacaktı.
…
Gerisi bilinir…
…
Neticede,
Burçlardan kaçan olmazsa, çözüm yakın…

Sonraki Haber

























