Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Montanada BM kararı verecek

BM’nin  1963 yılından beri devrede olduğu KIBRIS’taki ARABULUCULUK GÖREVİ, Montana’daki görüşmelerin gidişine göre , yeniden şekillenecektir.

27 Haziran akşamı tarafların BM nin verdiği yemeğe katılımlarıyla başlayan yemek, 28 Haziran’da varılan uzlaşmayla,  devam etmektedir.

Sabah saatlerinde, Güvenlik ve Garantiler konusu görüşülürken, öğleden sonra da uzlaşılamayan diğer konularda daha fazla uzlaşma sağlanmaya çalışılacaktır.

Montana görüşmeleri tarihi bir süreç olacaktır.

BM genel sekreteri’nin ısrarlı çabalarıyla yeniden başlatılan görüşmelerde artık güç Genel Sekreterin ve Amerika’nın elindedir.

Görüşmelere gönülsüz katılan Rum tarafının ve Yunanistan’ın tavırları artık herkeste bıkkınlık yaratmıştır…

BM temcilcilerinin Salı akşamı verdiği akşam yemeğinde, Garantör ülkeler, Türkiye ve İngiltere, Dışişleri Bakanları seviyesinde temsil edilirken. Yunanistan Dışişleri Bakanının yemekte hazır bulunmaması, herkes tarafından anlamlı olarak değerlendirilmiştir.

Gerçekte Yunanistan, çözüm için henüz hazır olmadığını söylerken,Türkiye,İngiltere ve Amerika, bu durumun ilelebet böyle süremeyeceğini hissettirecek adımları atacaklardır.

Perşembe günü BM Genel Sekreterinin katılımıyla yapılacak görüşmelerde, ilerleme sağlanaması durumunda, BM genel sekreteri, KIRMIZI KARTINI  Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimine kesinlikle gösterecektir.

Haziran ayının sonunda,  ADA’da bulunan BM askerlerinin görev süresinin devam edip etmeyeceğiyle ilgili BM’e görüş belirtecek olan Genel Sekreter, görüşmelerde ilerleme sağlanamayacağını tesbit ederse, BM nin Kıbrıs’ta çekileceği kararını verebilir.

Bu durumda,Kıbrıs Rum tarafı, YEŞİLHATTA ,Türkiye ile karşı karşıya kalacaktır.

Böyle bir durumun oluşması durumunda Anastasiyadis’in artık Güney’de seçim kazanma şansı sona erer.

BM askerinin adadan çekilmesiyle, Rum toplumu içerisinde PANİK ve EKONOMİK YIKIM süreci ön plana geçer

Kıbrıs sorununda mevcut durumun ilelebet sürmesine kimse izin vermez.

Küçük politikacıların, basit hamlelerinin, uluslar arası güçlerce ilelebet kabul edilmesi beklenmemelidir.

Orta’Doğu bataklığı büyürken, gerek ABD, gerekse AB, kendi pozisyonlarını güçlendirecek bir çözüm planının peşindedirler.

Bu çözüm planında, NATO’cu güçler olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin adada asker bulundurma stratejisini Rumların bozabilecek ne ekonomik ne de askeri gücü vardır.

Montana süreci zorlu ,fakat, iz bırakıcı bir süreç olacaktır.

Bu sürecin sonunda ya BİRLEŞİK KIBRIS veya, Kuzey Kıbrıs’ın uluslar arası arenada dikkate alınacağı ve Rumların alabildiğine yalnızlaşacağı iki alternatifli bir tablo ortaya çıkacaktır.

Son birkaç aydır, görüşmelere gelmemek için her tür oyunu tezgahlayan Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafını masaya sürükleyen güç, Amerika ve Batı’nıın bölgeyi yeniden dizayn etme gücüdür.

Bu güce direnemeyip, Montana’ya kadar gitmek zorunda kalan Rumların ve Yunanistan’ın önündeki ikilemden birincisi, taviz vererek uzlaşma, ikincisi ise etrafı ateşle kuşatılan AKREP’in psikolojik pozisyonudur.