Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Sonuç alma zamanı

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, sadece kendisinin değil, Kıbrıs sorunu ile ilgilenen tüm tarafların aynı noktada olduğunu söyledi.

BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR: Akıncı: Pek çok çevre, Kıbrıs sorununun çözümüne ilgi duyan ülke ve kuruluşlar, tıpkı bizim gibi artık bir sonuç çıkmasının zamanın geldiğine inanıyor. Crans Montana’da 28 Haziran’da devam edecek Kıbrıs Konferansı’na büyük önem atfediyorlar

Cumhurbaşkanı Akıncı dün akşam 22.00’da, 28 Haziran’da Crans Montana’da devam edecek Kıbrıs Zirvesi öncesinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Binali Yıldırım ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile temaslar yapmak üzere Ankara’ya hareket etti. Cumhurbaşkanı Akıncı hareketinden önce yaptığı açıklamada şöyle dedi: “28 Haziran’da başlayacak çok önemli bir süreç bizi bekliyor, bunun bir son aşama olduğu konusunda sıklıkla ifade ettim. Bu düşünceler sadece bizim değil, BM’nin de ABD Başkan yardımcısı dahil pek çok çevre, Kıbrıs sorununun çözümüne ilgi duyan ülke ve kuruluşlar, tıpkı bizim gibi artık bir sonuç çıkmasının zamanın geldiğine inanıyor. Bu nedenle tüm ilgili taraflar,  Crans Montana’da 28 Haziran’da devam edecek Kıbrıs Konferansı’na büyük önem atfediyorlar.

“Çavuşoğlu ve Binali Yıldırım ile bir araya geleceğim”

Sürece başından itibaren destek veren Türkiye Cumhuriyeti de bu ülkelerden biridir. Yakın istişare içinde yürüttüğümüz bu süreci, Crans Montana öncesinde son durumu değerlendirmek için, yarından (Bugün) itibaren 2 gün süre ile bulunacağım Türkiye’de değerlendirme fırsatımız olacak. Müzakere heyetimiz bu sabah (Dün sabah) gittiği Ankara’da TC Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile çok verimli görüşmeler yaptı. Yarın (Bugün)TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ve Başbakan Binali Yıldırım ile bir araya geleceğim. Cumartesi de İstanbul’da Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile görüşeceğim. Bu önemli süreçte görüş alışverişinde bulunmamızın çok büyük gerekliliği vardır. Kıbrıs sorunun çözümünde iki toplumun kararlılığı yanında, güvelik ve garanti boyutunun ele alınacağı 5’li toplantılarda Türkiye ve Yunanistan’ın da olumlu katkılarına ihtiyaç olacaktır. Bugün (Dün) siyasi partilerle yaptığım toplantıda Sayın Eide’nin dün (Önceki gün) verdiği belge hakkında kendilerini bilgilendirdim. Bu belge, beklentilerimizin ötesinde bir belge değil. Rum tarafında bu belgeye abartılı anlamlar yüklenmeye çalışıldı. Biz bunu yapmadık. Bu belge Mont Pelerin’da yapılan 5 tarafın da katıldığı teknik çalışmalarda, güvenlik kaygıları ve beklentilerin nasıl karşılanabileceği, güvenlik endişelerini kim hangi enstrümanlarla giderilebileceğine ilişkin yaklaşımları ortaya koyuldu. Sayın Eide’nin taraflara sunduğu bu belgede, tarafların bilinen pozisyonları kağıda döküldü, Crans Montana’daki çalışmaları kolaylaştırmak için taraflarla daha önceden paylaştığı düşüncelerden oluşan bazı unsurlar yer almaktadır. Siyasi parti liderlerine bunları aktardım. Geldiğimiz noktada, bu belge de verildiğine göre, tüm taraflar gitmeye hazırdır demektir. 28 Haziran’da paralel bir süreç başlayacak. İki masa kurulacak. Masanın birinde Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafları ile 3 garantör olacak, masanın yan tarafında da gözlemci sıfatıyla AB olacak. Diğer ikinci masa, iki toplum liderlikleri ve müzakere heyetlerinin masası olacak. 5’li masada sadece güvenlik garanti, ikili masada ise geriye kalan tüm konular birbiriyle ilintili olarak ele alınacak. Crans Montana’da her iki masa da canlı olacak, “bir konuyu halledelim diğerlerine sonra bakarız” mantığı söz konusu olmayacak. “Sıfır asker sıfır garanti” söylemi bir kenara bırakılırsa, Crans Montana’da müzakere edebilmenin imkanı doğacak. Bu söylem, bir müzakere başlangıç noktası teşkil etmiyor. Hedef konferansta müzakere etmek olduğuna göre, bir müzakere başlangıç noktası oluşturmayan bu toptancı yaklaşımın, Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan tarafından bir yana bırakılması gerekir.

“Süreci sonuca vardırmak gerekiyor”

Bizim için yaratılacak güven duygusunun diğer taraf için tehdit algısı oluşturmasın dedik ama Kıbrıs Türk toplumunun güvenlik ihtiyacı yoktur demedik. Kıbrıs Türk toplumunun büyük çoğunluğu Türkiye’nin güvencesini şart görüyor. Bu bariz gerçeklik ışığında, var olan güvenlik ve garanti sistemini günümüze nasıl adapte edebiliriz ki her iki taraf da kendini huzur ve güvenlik içinde hissedebilsin? Mesele budur. Kıbrıs Konferansı’nda bunun arayışı olacağız. Bunun sağlanabilmesi Yunanistan ve Türkiye’nin de ciddi katkısını gerektiriyor. Kıbrıs’ın iki tarafı olarak 2 yıllık süreçte birçok konuda çözümler üretmeyi başardık, hala çözüm bekleyen hususlar vardır ama iyi mesafe aldığımız yadsınamaz. Şimdi tüm bu konularda kararlılık ve çözüm istekliliği ile süreci sonuca vardırmak gerekiyor. Biz bu kararlılıkla gideceğiz, temenni ediyoruz ki bu kararlı yaklaşımımız karşılıksız kalmasın”.