Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Şaşıp kalmak

Ecevit geldiğinde de durum aynıydı,

Diğerleri geldiğinde de.

Adaya gelenle şaşıp kalıyorlardı,
Keman çalan bile vardı!

Halbuki bu küçücük topraklar iki tane Sadrazam vermişti Babıali’ye.
Hani, aileden olsa padişah da çıkacaktı.
Şaşılacak bir şey olmamalıydı.

Ecevit Kıbrıs’a gelip gittiğinde, her defasında Kıbrıs’ın demokrasisini överdi.
O dönemler mazisi neydi ki demokrasinin?
Ama insanların hayata bakış açıları, birbirleri ile ilişkileri, hoşgörüleri falan kurdukları yönetimlere de yansımaktaydı.

Kemanı da güzel çalanlar vardı.
Ve gelenler şaşıyordu bu işe?

Son olarak Kılıçdaroğlu da övmüştü Kıbrıs Türkünün demokrasisini.

1920’lerde Darül-elhan kurulduğunda 1935’lere kadar faaliyetlerini sürdürmüş,
1940’larda ikinci defa hayat bulmaya başlamıştı.
Ki bunun başını Mustafa Kenan Bey çekiyordu.

Mete Adanır’ın “Söz Uçar Yazı Kalır (Müziğimiz Üzerine Söyleşiler)” adlı kitabında anlatılır.
Anlatan Kenan beydir.
İkinci dünya savaşı sıralarında ünlü şarkıcı, yorumcu Safiye Ayla Kıbrıs’a gelir.
Kenan Bey de keman çalmaktadır.
Safiye Ayla’nın beraberindeki müzisyen heyeti ile birlikte konserler verilir.
Bu konserlerde Safiye Ayla, Kenan Beyin keman icralarına hayran kalır,
Ve şaşkınlığını gizleyemez.
Mustafa Kenan beye der ki,
“Nasıl olur da Kıbrıs’ta böyle güzel keman çalan var!”

Şaşkınlık her dönem olmuştur, her konuda.
Nasıl olur da böyle keman çalan vardı?
Nasıl olur da böyle demokrasi oluyordu?

İmamlar geldiğinde de şaşırıp kalmışlardı.
O kadar şaşırmışlardı ki,
Kendilerine karşı eylem yapanları Rum zannetmişlerdi.
Nasıl olur da eylem yapıyorlardı?
Daha sonra şaşkınlıkları ikiye katlanmıştı.
Bunların dini imanı da yoktu.
Camileri eksikti.
Din derslerine ihtiyaçları vardı.
Nasıl olur da beş vakit namazlarında değillerdi?

Hatırlayın,
Askerler de çok şaşırmıştı.
Nasıl oluyordu da bunların Türklükleri çok zayıftı?
Evlerinde bayrak yok muydu?
İstiklal Marşı okunurken yolun içinde durmayan vatandaş acaba
Rum muydu?
Bunlar nasıl olur da kurtarıcılarına karşı söz söyleyebiliyorlardı?

Her gelen şaşıp kalıyordu…

Bilinmeyen tek bir şey vardı ki,
Bu cemaat oldum olası her yaptığı şeyde kendi kendine bile şaşıp kalıyordu.
Şimdi de böyle.
Yeni bir hükmet kuruluyor.
Memleketin tekmili şaşkın…