Bir zamanlar Yeniçeri ocağına bağlı askerler için bir esame defteri tutulurmuş.
Askerlerin isimleri bu deftere yazılırmış.
“Yeniçeri öldüğünde, kaçak olduğunda veya ocağa aykırı hareket ettiğinde esamesi okunmaz”mış.
Yani kayıttan düşermiş.
…
Türk Dil Kurumu “esamesi okunmaz” sözcüğünün karşılığını “kendisine değer verilmemek, adı anılmamak” olarak tanımlar.
…
Haliyle sözcük, dolana dolana dilimizde kaldı.
Ama hâlâ esamesi okunmuyor cemaatin.
…
Halbuki insanlar ahali oldu.
Okudu, okuttu.
Üniversiteler kurdu.
Dışarılarda kürsü sahibi oldu.
İş adamları yetişti; sermaye grupları oluştu.
Hükümetler oluşturuldu; cumhurbaşkanlıkları kuruldu.
Masalar kuruldu; görüşmeler yapıldı yapılıyor…
…
Onca yol yüründü.
Bakarsınız,
Kimsenin esamesi okunmuyor.
Kayıtlardan düşmüş gibi.:.
…
Ocağa aykırı hareket edersen.
Kayıttan düşersin.
Kültür bu…
…
İmam ansızın “Taviz yok…” diye gönderme yapıyorsa,
Anlayınız ki esameniz okunmuyor.
…
Türk kültüründe “Sen kimsin?” sözcüğü çok kullanılmaktadır.
Sinir anlarında esame kayıttan düşüyor.
Siyasiler durmadan birbirlerine “Sen kimsin?” diye sorarlar.
Sadece siyasiler değil.
Vatandaş da öyle.
Trafikte diyelim,
Ufak bir çatışma olsa herkes birbirine “Sen kimsin?” diye çıkışır.
“Sen kimsin?” dediğinde, karşısındakinin aslında “hiçbir şey” olduğunu ya da “değersiz” olduğunu belirtmeye çalışır.
Yeniçeri ocağında esame defterinden düşmüş asker gibi.
Artık esamesi okunmaz…
…
Değersizleştirme kültürümüzün bir parçasıdır.
Zamana göre çeşitli şekillerde ifade ediliyor.
Fakat, tutum yüzyıllardır aynı.
…
İşçi patrona, patron işçiye,
Öğrenci öğretmene, öğretmen öğrenciye,
Koca karısına, karısı kocasına,
Muhalefet iktidara, iktidar muhalefete,
En ufak bir meselede “Sen kimsin?” diyorsa,
Bir birlerini esame defterinden düşürüyorlar demektir.
…
İmamın aklı başka yerde.
Her yeri yeniçeri ocağı görüyor.
Mesela, ansızın “Taviz yok” dediğinde,
Sizi değersizleştirmek istemesindendir…
…
İstanbul’u Osmanlı almıştı,
Kaç yüz yıl sonra itilaf devletleri İstanbul’u işgal etmişti,
Ki bu da Osmanlı padişahı tahtında otururken olmuştu.
İstanbul’un daha sonraki alınışı Mustafa Kemal dönemindedir.
Yedi tepeli şehir Lozan Antlaşması ile uluslar arası bir atlaşma çerçevesinde ilelebet Türkiye’nin eline geçmiştir.
…
İlk kez görkemli kutlamalar yapıldı İstanbul’da ki,
Seçime meze oluşu bir yana,
Mustafa Kemal’in esamesi bile okunmadı…
…
Yani,
İyice düşünmek lazım.
Her an her şey olabilir.
Sarı Selim’in doğum gününü kutlamak isteyebilirler.
Kutlu yaş günü!…
































