Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Başkentte esnaf can çekişiyor

AĞIR VERGİ YÜKÜ: KKTC’de bir işyeri sahibinin meslek vergisi, sağlık karnesi, tabela vergisi, emlak vergisi, temizlik, su, kanalizasyon, ithalat belgesi, seyrüsefer harcı olmak üzere aylık ödemesi gereken bir düzine vergi yükümlülüğü var. Büyük mali sıkıntı çeken işletmeci birini ödese diğerini ödeyemiyor

HARCAMALAR CABASI: Ağır vergi yükü altında ezilen esnafın kira, telefon, elektrik, muhasebe, akaryakıt, mesleki kuruluşlara üyelik aidatı, sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı, çalışma izni ve maaş gibi aylık bir yığın da harcaması bulunuyor. İşyeri giderlerini bile ödeyemeyen esnaf, evinin ihtiyaçlarını da bir tamam sağlayamıyor

YÜZLERCESİ İFLAS ETTİ: Lefkoşa’da 2000-2015 yılları arasında berber, kuaför ve güzellik salonu alanında toplam 569 işyeri açıldı, sadece 120’si ayakta kaldı. Başkentte 2000-2013 yılları arasında yiyecek içecek sektöründe hizmet vermek üzere açılan toplam işyeri sayısı ise 800. 720’si kapandı, 80’i halen faaliyette

Duygu ALAN
Ülke genelinde alım gücünün dibe vurduğu 2015 yılında başkent Lefkoşa’da yüzlerce işletmeci ekmek teknesinin kapısına kilit vurmak zorunda kaldı. Düşe kalka bugünlere gelmeyi başaran işyeri sahipleri ise iflasın eşiğinde.
Esnaf ve Zanaatkarlar Odası’nın kayıtlarına göre Lefkoşa’da 2000-2015 yılları arasında sadece berber, kuaför ve güzellik salonu dallarında toplam 569 işyeri açılırken bugün hala ayakta kalan toplam berber, kuaför ve güzellik salonu sayısı 120.
Başkentte 2000-2013 yıllarında yiyecek içecek sektöründe hizmet vermek üzere açılan toplam işyeri sayısı ise 800. Bugün Lefkoşa’da bu 800 işyerinden sadece 80’i halen faaliyette.
Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, ülkenin bugünkü ekonomik durumuna bağlı olarak esnafların yaşadıkları mali sıkıntıları Havadis’e anlattı.

Kazanç maliyeti bile karşılamaya yetmiyor
En az bir personeli bulunan faaliyetteki bir işyeri sahibinin, meslek vergisi, sağlık karnesi, tabela vergisi, emlak vergisi, temizlik, su, kanalizasyon, ithalat belgesi, seyrüsefer harcı olmak üzere aylık ödemesi gereken bir düzine vergi yükümlülüğü varken kira, telefon, elektrik, muhasebe, ulaşım için mazot ve benzin, mesleki kuruluşlara üyelik aidatı, sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı primleri, izaz ikram, çalışma izni ve maaş gibi aylık bir yığın harcaması bulunuyor.
Esnaf ve Zanaatkarlar Odası’nın verilerine göre, KKTC’de faaliyette olan bir işyerinin giderlerini karşılayabilmesi için aylık cirosunun minimum 35 bin TL olması gerekiyor. Ülkedeki işyerlerinin karlılık oranı ise yüzde 7.5 ile 10 arasında. 
Dolayısıyla en iyimser şekli ile aylık 35 bin TL cirosu olan bir işyerinin tüm bu ödemeleri yaptıktan sonra eline kalan aylık kazanç, 2 bin 300 TL’ye tekabül ediyor.

Esnaf evinin ihtiyacını karşılayamıyor
KKTC ekonomisinin deyim yerindeyse yerlerde olduğu şu dönemde ayda 35 bin TL cirosu olan bir işyerinin tüm giderleri çıkarıldığında eline kalan aylık 2 bin 300 TL ile işletmecinin, evinin ihtiyaçlarını bile bir tamam karşılayamadığı gerçeği ortaya çıkıyor.

AYRI KAREDE
Tulga: Esnaf geçinemiyor
Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, esnafın vergilerini ödeyemez durumda olduğunu, aylık cirosunun geçimini sağlamaya yetmediği gibi işyerinin giderlerini bile karşılamadığını kaydetti.
Hürrem Tulga, “Son günlerde daha çok tabela vergileri konuşuluyor. Ancak tabela vergileri üzerinde tartışılacak pek fazla bir şey yok. Zaten mesele bu verginin alınıp alınmaması değil. Mesele o kadar çok vergi çeşidi var ki, insanların bu vergileri ödeyememesidir. Yoksa yasal olarak baktığımızda bu vergiler var ve esnaf bu vergileri ödemekle yükümlüdür. Ama ödeyemiyor. Gelinen noktada ekonomi bu vergilerin ödenmesi için yeterli değil” dedi.
Tulga, Esnafın ödemekle yükümlü olduğu vergilerin çok çeşitli olmakla birlikte hepsinin farklı kalemlerde olduğunu ve ayrı ayrı faturalandırıldığını kaydetti.
Hürrem Tulga, işyerine ait tüm vergilerini ödeyip, diğer harcamalarını yapabilmesi için aylık cirosunun en az 35 bin TL olması gerektiğini belirtti.
Hürrem Tulga, “Bu çok iyimser olarak rakamlardır. Kaldı ki bu ciroyu kaç işyerinin yaptığını da ayrıca düşünmek gerekir. Eğitimin ve sağlığın bütünü ile paraya dayalı da olduğunu düşündüğümüzde bir de bu işyerinin hanesinin de ihtiyaçlarını hesaba katarsak bu ülkenin refah seviyesi ortaya çıkar” dedi.
“Bugün mahkemelerde 50 bin alacak verecek dosyası varsa işte sebebi de budur” diyen Tulga, gelinen noktada insanların borçlanacak kapasitede bile olmadığını kaydetti.

“15 yılda işyerlerinin yüzde 90’ı battı”
Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, Başkent Lefkoşa’da son 15 yılda açılan işyerlerinin bugün sadece yüzde 10’unun ayakta kaldığını kaydetti.
Tulga, buna göre 2000-2015 yılları arasında Lefkoşa’da berber, kuaför ve güzellik salonu alanında toplamda 569 işyerinin açıldığını ve bugün bu işyerlerinden sadece 120’sinin ayakta kalabildiğini açıkladı.
Tulga, başkentte 2000-2013 yılları arasında yiyecek-içecek sektöründe ise toplam 800 işyerinin açıldığını, bu işyerlerinden 80’inin hala faaliyette olduğunu söyledi.

“Derhal imar planları yapılmalı”
Hürrem Tulga, Lefkoşa güneyinde nüfusun 4-5 kat fazla olmasına rağmen işyeri sayısının neredeyse kuzeyindeki işyeri sayısına denk olduğunu ifade etti.
Bunun Lefkoşa’nın kuzeyinde işyeri açma sayısı noktasında planlama yapılmadığının bir göstergesi olduğunu belirtti. Tulga, bu konudaki sorumluluğun ise devlette olduğunu belirtti.
KKTC’de sadece Lefkoşa’da bir imar planı yapıldığını ancak 2009 yılında bunun da yok edildiğini kaydeden Tulga, ülkedeki tüm şehirlerde bir an evvel imar planı yapılması gerektiğini söyledi.
Hürrem Tulga, “İmar planının olmaması şehirde isteyenin istediği yerde işyeri açmasına olanak sağlıyor bu da ihtiyacın çok üzerinde işyerinin açılmasına sebep oluyor. Şehirde çarpık bir yapılaşma oluyor. Örneğin Taşkınköy. Bölgede evlerin bile işyerine dönüştürme imkanı sağlandı bunun nedeni de rantın önünü açmak” dedi.
Tulga, şehirde imar planının olmayışının esnafın mahvının en büyük sebeplerinden biri olduğunu savundu.
Hürrem Tulga, “Derhal imar ve master planları yapılmalı. Perakende sektöründen başlayarak basına kadar tekelleşmenin önüne geçmek için önlemler alınmalıdır. Çünkü küçükler eziliyor büyüyemiyor, yatırım yapamıyor meydan gücü olana kalıyor” diye konuştu.

“Turizmin ve eğitimin ülkedeki KDV üretimine katkısı olmalıdır”
Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, turizm ve eğitimin de ülkedeki katma değer üretimine katkı sağlaması gerektiğini savundu.
Tulga, şunları söyledi: “Ülkede alım gücünün yerlerde süründüğünü de herkes biliyor. Turizmden insanların pay alamadığı, üniversitelerden pay alamadığı, bu noktada düzenlemelerin yapılmadığı, teşviklerin yanlış kullanıldığı ayrıca herkesin malumudur. Turizmin ve eğitimin bu ülkedeki katma değer üretimine katkısı olmalıdır. Aksi halde katma değerin artması, ekonominin büyümesi, alım gücünün artmasına başka türlü mümkün değil.”