
KKTC dıştan göç alarak nüfusu hızla artıyor. Turizm, üniversite sektörü ve çalışma hayatımıza giriş yapan yabancı çalışanlar ile kaynaklarımıza ortak olanların sayısı yükseliyor. Buna karşılık elektrik üretimi başta olmak üzere temel gereksinimlerde artış sağlanamıyor.
KKTC’nin elektrik serüvenini Elektik Mühendisleri Odası Başkanı Mert GİRGEN ile konuştuk. GİRGEN, elektrik üretiminde artış sağlanmasına yönelik olarak KKTC makamlarının son birkaç yıldır adım atmadıklarını söylüyor. Dahası enerji politikası oluşturacak, yerel ve bölgesel fırsatları değerlendirecek herhangi bir kurumun dahi var olmadığın işaret ediyor. Elektrik konusu KKTC’de bir çıkmaza doğru ilerliyor. İşte o söyleşi:
Poli: KKTC çok çeşitli sorunlar nedeni ile elektrik üretiminde, yeterlilikte, dağıtımda ve fiyatlamada sorunlar yaşıyor. En önemlisi de büyüme ve nüfus artışına paralel düzeyde üretim artışı yapılamaması. Son 10 yıllık uygulamalara baktığınız zaman siz sorunu nasıl tanımlarsınız?
Mert GİRGEN: En önemli sorun bizim bir enerji politikamızın olmamasıdır. Ancak böyle bir politikanın oluşturulabilmesi için ise bu alana yönelik resmi bir kurumun olması gereklidir. Bizde böyle bir kurum maalesef yoktur. Enerji sektörü bir dönem Tarım Bakanlığı bünyesine alındı. Daha sonra Maliye Bakanlığı’na ve son olarak da Ekonomi Bakanlığı ayni zamanda Enerji Bakanlığı oldu. Bir bakanlığa enerji isminin katılması güzel ama bu bakanlığın bünyesinde mesela Enerji Dairesi var mı? Buna bağlı olarak politikalar belirleyecek kadrolar var mı? Maalesef yok.
Bizde çok sayıda üniversiteler var. Meslek kuruluşları var. Bunları bir çatı altına alacak ve kısa-orta ve uzun vadeli çalışmalar hedefler koyacak bir organizasyon var mı?
Küçük bir ada ülkesi olduğumuzu ve özellikle elektrik üretiminde farklı kaynakları kullanma olasılığımızın olmadığını kabul etmeliyiz. Elektrik üretebileceğimiz akar su kaynaklarımız yok. Doğal gaz getirip depolama olanaklarımız yok. Kömürümüz yok ama bunlara rağmen enerji üretimini çeşitlendirmek zorunda olduğumuzu anlamamız lazım. Maliyeti en yüksek yöntemle Fuel Oil’le elektrik üretiyoruz ama mesela güneş enerjisinden yararlanmak için ciddi projeler üretmeliyiz. Bu arada santrallerimizin çeşitlendirilmesini yapabiliriz. Konsantre güneş santralleri kurabiliriz, belki büyük fotovoltajlı santraller kurabiliriz. Ayrıca bizim 1990’larda kurulan 2 adet toplam 120 megavatlık termik santralimiz var. Şimdi 2017’deyiz bunların teknolojileri artık çok eskilerde kaldı. Bu santrallerin verimlilikleri artık çok düşmüştür ve bunları değişebilir miyiz, değişemez miyiz? Bunları düşünmek lazımdır.
Bunların dışında dünyada maliyet ve verimlilik hesapları ile büyük bir enterkonnekte sistem oluşturulmuştur. Şu sıralar İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan benzeri bir sistem için bin megavatlık bir transfer için 3 milyar dolarlık bir anlaşma yaptılar. Biz bunun neresinde olacağız? Hemen yanı başımızda 80 kilometre ileride Türkiye vardır. Türkiye’den KKTC’ye elektrik transferi konuşulmaktadır. Mühendislik olarak harika bir iş olmakla beraber bu uygulamanın ülkemizde verimli olabilmesinin şartı yapılacak anlaşmanın içeriğidir. Bu tamamen bir alım anlaşması mı olacak? İhtiyaç kadarı ile alım yapmaya mı dayalı olacak? Bizim güneş enerjisinden yararlanma imkanlarımıza açık kapı bırakacak mı? Biz de satabilecek miyiz? Yani oraya bağlanacak mıyız yoksa enterkonnekte mi olacağız? Bunlar da siyasi anlaşmalarla olabilecek şeylerdir.
Sonuçta bizim de dünyada var olduğumuzu ortaya çıkaracak ve özellikle bölgesel enerji politikalarında toplumsal çıkarlarımızı artıracak politikalar oluşturmalıyız.
Poli: Anladık ki stratejik çalışma yürütecek bir kurumumuz yok. Peki yıllık büyümeye yönelik hesaplar nasıl yapılıyor?
Mert Girgen: KKTC’de elektrik üretiminde genellikle her yıl yüzde 5 oranında artış yapılması gereğinden dem vurulur. Ama aslında son birkaç yıldır bu alanda herhangi bir yatırım yapılmamıştır. Buna karşılık yürürlüğe giren Yenilenebilir Enerji Kaynakları Tüzüğü’ne göre, yaklaşık 20 megavat kadar güneş santralleri kurulumu ön görülmektedir. Ancak planlama ve gerçekleştirme süresi muhtemelen 2 yılı bulacaktır. Bu ek kapasite kısmen bir rahatlama yaratacak gibi görünüyor olsa da yeni jeneratör santrallere mutlaka ihtiyacımız olacaktır. Özellikle Güzelyurt Bölgesi’ne yönelik olarak.
Bu arada AKSA’nın geleceğine yönelik olarak da politikalar oluşturulması gereklidir. Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’na göre 2024 yılına kadar alım anlaşması imzalanmış olan AKSA’yla bu tarihten sonra çalışılmayacaktır. Eğer kararımız bu yönde devam edecekse, daha şimdiden AKSA’dan satın alınan 100 megavat elektriğin yerine konacağı yeni yatırımları planlamak lazım.
Poli: Elektrik fiyatlarında pahalı mıyız? Bölgesel fiyatları dikkate aldığımızda skalanın neresinde duruyoruz?
Mert GİRGEN: Avrupa fiyatlarını da dikkate alırsak orta sıralarda olduğumuzu söyleyebilirim. Güney Kıbrıs’a göre biraz daha ucuz, Türkiye’ye göre daha pahalıyız. Orta sıralarda bir yerdeyiz.
Poli: Enerji üretimimizin geleceğini siyasiler belirliyor. Az önce bağımsız bir enerji yapılanmamızın olmadığını konuştuk. Planlama ve yatırım yapılmıyor. Suda olduğu gibi Türkiye’den getirilmesi konuşulan elektriğe mi bel bağlanıyor?
Mert GİRGEN: Öyle görünüyor. Ancak enerji gibi temel bir konuda ciddi bir devlet politikası gereklidir. Bir hükümetin gelip ortaya bir proje koyması sonra da gelen diğerinin “ben bunu iptal ettim” demesi doğru ve yararlı değildir.
Poli: UBP ile DP’nin belirleyici ya da etkin bulunduğu hükümetler genellikle sorunu Türkiye ve özel sektör üzerinden çözmeye çalışırlarken, CTP ve TDP kamunun bir şekilde işin içinde kalmasının kamu yararı bakımından daha uygun olacağını savunuyorlar. Temel bir konuda bir uzlaşma olmadığı görünüyor.
Mert GİRGEN: Oysa dünyada izlenegelen enerji politikalarının çok iyi analiz edilmesi ve biz bu sistemin en karlı bir biçimde neresinde olabiliriz diye kalıcı bir karar verilmesi lazım. Elektrik üretimimizi acil olarak çeşitlendirmeliyiz. İhtiyaç miktarlarımızı dikkate alarak kendi olanaklarımız ve etrafımızda var olan kapasiteleri iyice analiz ederek bir iş ve uygulama takvimi oluşturmamız lazım. Buna ek olarak yöntemin belirlenmesi lazım. Kamu özel ortaklığı, yap işlet modeli, yap işlet devret modeli, hangi hamlede hangi modelin uygulanacağı çok önceden belirlenmeli.
Poli: Bazı çevreler, kamu adına elektrik üreticisi olan KIB-TEK’in tasfiye edilerek Türkiye’den getirilecek elektrikle sorunun çözümünün daha yararlı olacağını ileri sürüyorlar. Ya da KIB-TEK’in de özelleştirilmesini savunuyorlar.
Mert GİRGEN: Bizim görüşümüz, KIB-TEK’in varlığının her zaman için sürdürülmesidir. KIB-TEK yapılacak planlamaların içinde yer almalıdır üzerine sorumluluklar alarak yeni yatırımlar yapması gereği vardır. KIB-TEK halen güçlü bir kurumdur ve yapabilecek çok şeyler vardır. Örneğin şu an ihtiyaç olduğu gözlenen 17.5 megavatlık santraller halen bu kurum üzerinden alınabilir.
Poli: Konutlar ve işyerlerinin kendi elektrik ihtiyaçlarını güneş panelleri ile sağlamaları yönünde bir uygulama başlatıldı. Bu alanda hangi noktadayız? Bu yatırımların maliyetleri dünya fiyatlarına uyumlu mu?
Mert GİRGEN: Şunu diyebilirim ki uygulama fiyatları zaman içinde düşüş gösteriyor. Banka kredilerinde kolaylıklar yapılmaya başlandı, yeniden düzenlenen “Yenilenebilir Enerji Tüzüğü”’ne göre bu yıl başlamayacak olsa bile konutlara teşvik uygulaması başlatılacaktır. Ancak işler çok yavaş ilerliyor.
Bu yasa 2012 yılında yürürlüğe kondu, 2015’in sonuna kadar İzinlendirme Kurulu 15 megavatlık bir izinlendirme yaptı ancak bunun sadece 7 megavatlık kısmının kurulumu gerçekleşti. Toplam ortalama 350 megavat kurulumumuz olduğunu dikkate alırsak, bu rakam sadece yüzde 2’ye karşılık gelir. Bu rakamı 20 megavata yükseltmemiz gerekiyor. Konutlar için herhangi bir kota uygulaması olmamasına, yani her isteyenin konutuna izinlendirme yapılmasına rağmen uygulama biraz yavaş gidiyor. Bu nedenle bu alanın tanıtımının ve teşvikinin yapılması gereklidir.
Poli: Üniversite sektörü, yabancı işgüçü veya genel turizm amaçları ile KKTC’de sürekli bir nüfus artışı gözlemleniyor. KIB-TEK ve AKSA’nın bu artışa cevap verecek kullanım dışı kapasiteleri var mı?
Mert GİRGEN: Bu sorunun cevabı az evvel değindiğimiz enerji politikalarını belirleyecek kurumun oluşumuyla ilgilidir. Yönetimde olanlar bazı sektörlerde büyüme kararı vermişlerse başta enerji olmak üzere alt yapıda da geliştirmeyi planlamaları lazım. KIB-TEK’e veya AKSA’ya kapasite artırımına gitmeleri yönünde uyarılar yapmaları gerekmektedir. Hükümetin nasıl önlem düşündüğünü bilemem. Ancak KIB-TEK’in yeni yatırımlara girişmesi gerektiğini söyleyebilirim.
































