
Sessiz yıllar:
1963 olayları yeni bitmiş.
Her taraf sessiz, her yere barikatlar kurulmuş.
Fotoğrafta Girne Kapısı’nın önünde şehitler Abidesine uzanan cadde(Cemal Gürsel Caddesi) görülmekte.
Caddenin bir tarafı barikatlarla kesilmiş.
Afrika gazetesinin olduğu bina henüz yıkılmamış tek katlı, kırmızı kiremitli, tahta çardağı ile bir köşeyi süslemekte.
Diğer köşede ünlü Dianellos fabrikası var sonradan Meclis binası olarak günümüze kadar kullanılır hale getirilmiş.
Ortalıkta tek tük arabalar var.
Yollarda arabaların iki taraflı seyir ettiği günler o günler.
Nüfus az.
Herkes birbirini bilmekte.
Şehitler Abidesi de yeni yapılmış.
Böyle günlerden geçiyordu Lefkoşa.
Kaderinde 11 yıl kapalı bir bölgede yaşamak vardı.
Denize gitmenin bile mümkün olmadığı yıllar.
Fotoğraf o yıllardaki sessizliği anlatır gibi.

Cuma günleri Lefkoşa:
Bir zamanlar Lefkoşa’da Bandabuliya kendine özgü kalabalıklara sahne olurdu.
Cuma günleri kalabalık olması, o günde köyden ve kasabadan insanların Lefkoşa ve özellikle Bandabuliya’ya alış veriş için gelmelerinden kaynaklanıyordu.
Bu alışkanlık çok uzun yılar sürmüş,
Kaç nesil Bandabuliya’nın bu canlı ve hareketli görüntüsüne tanıklık etmiştir.
Haşmet Muzaffer Gürkan bir kitabında “Cumaları Lefkoşa” başlığı altında daha eski dönemlerin Bandabuliyası’nı anlatır.
Lefkoşa’da oluşturulan pazarlardan söz eden Gürkan şunları belirtir:
“İşte bu pazarlar dolayısıyla cuma günleri Lefkoşa, kimi trenle, çoğu da hayvanlarla gelen köylülerle dolup taşardı.
Savaş yıllarında hükümet, sayısı 3500 kadar olan otomobillerin çoğuna el koyduğundan Lefkoşa’ya hayvanla gelenlerin sayısı fazlaydı.
Daha çoğunu eşeklerin oluşturduğu bu binek hayvanları, köylülerin geldiği yönlere göre çeşitli hanlara bağlanırdı. Alış verişini tamamlayan köylü öğleden sonra köyüne dönerdi.”
Bizim kuşağımız da gençlik yıllarına kadar cuma günleri Lefkoşa’nın ve Bandabuliya’n ın panayıra dönen canlılığına tanıklık etmiştir.
Eşeklerle Lefkoşa’ya gelinmezdi ama köy otobüslerinin hanlarda konakladığı,
Bisikletlilerin sokaklara hakim olduğu,
Köyden kasabadan gelenlerin cuma gününün kalabalığına kalabalık kattıklarına tanıklık etmiştir.
Lefkoşa’da bu canlılık 1980’li yılların sonuna kadar sürmüş, daha sonra giderek bilinen nedenlerle gözden düşmüştür.

Nostaljik bir meydan:
Fotoğraf 1920-30 yıllarına ait.
Sarayönü’nün nostaljik bir görünümü.
Saray Otel’in yapılamasına henüz zaman çok.
Bu yüzden tek katlı yapılar Sarayönü meydanının güzelliğini tamamlıyor.
Erkekler başlarındaki fesleri atmadı zaman bu.
Motorlu araçlarla atlı arabaların birlikte, ahenk içinde olduğu dönemler.
Ancak, atlı araba sahipleri motorlu araçların devreye girmesi ile şaşkınlık içinde olmalılar.
Çünkü ilerleyen dönemlerde ekmek parasını atlı arabalardan çıkaranlar bundan vazgeçmek durumunda kalacaklar ve kullandıkları o güzelim atlı arabalar da birkaç siyah beyaz fotoğrafta kalmaya mahkum olacaktı.
Sarayönü çevresi fotoğrafta görüldüğü kadarı ile cumbalı köşklü yapılarla birlikte bir şark kentini andırıyor.
Kimi yabancı yazalar da o dönemlerinin Lefkoşa’sına aynı vurguyu yapmaktadırlar.
Keşke bu eski Venedik şehri bu haliyle kalmış olsaydı.
Bir köşesinde cumbalı evleri,
Bir köşesinde Lüzinyan evleri,
Ve çevresinde Venedik surları.
Böyle bir güzelliğe ölür insan…
FOTO 4
Dereboyu:
Günümüzdeki Dereboyu ile 1960’lı yıllardaki Dereboyu’nun görüntüsü arasında hiçbir benzerlik yoktur.
Tek tük ve tek katlı evlerin serpildiği Kumsal bölgesi Dereboyunca uzanırdı.
Fotoğraf, 1960’lı yıllarda olayların patlak verdiği günlere ait.
Dereboyu’nun (Mehmet Akif Ersoy Caddesi, İngiliz döneminde ise Shakesperae Street) dereye bakan tarafında herhangi bir yapılaşma görünmüyor.
Barikatlar kurulmuş, kimi evlerin pencereleri kum torbaları ile örülüp evler mevzi haline getirilmiş.
Fotoğraftaki Dereboyu, o yalnız ve karanlık günlerin girdabında bir görüntü oluşturuyor.
Kent planlamacıları, bu gibi eski fotoğraflara bakarak şimdiki Dereboyu’nun nasıl bir anlayışla beton yığınları arasında kişiliksiz bir bölge haline getirildiğinin nedenlerini düşünebilirler.
Köşklüçiftlik ve Kumsal’ın kadim özelliği olan kırmızı kiremitli, bahçeli, tek katlı evler bu fotoğrafa biraz da olsa yansımış.
































