Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Poli

‘Kültürümüze sahip çıkmalıyız’

Kentlerimizin markalaşmasi için atil / fonksiyonunu yitirmiş binalarin yeniden tasarlanmasi

Birçok yerde karşımıza çıkan ve ölmeden önce görülmesi gereken kentler listesi vardır. Bunlar genelde markalaşmış kentlerdir. Bu kentlerin “marka”ları, geçmişlerinin zenginliklerini yansıtan arkeolojik, tarihsel ve kültürel öğeleridir. Markalaşma heyecanı ile kültürlerini ve tarihi miraslarını tüketmemişlerdir. Bu kentler markalaşırken kültüre ve tarihi mirasa can veren öğelerini koruyarak kent kimliğine özen göstermeleri gerektiğinin bilincindeydiler. Bu tür kentlerdeki otoriterler, binaların çağdaş fonksiyonlara göre tasarlanmaları gerektiğini savunmaktadırlar. Kentlerin ve dolaysıyle binaların zaman içinde fonksiyonel değişimlerini göz önünde bulundurulduklarından kentsel tasarımda, İç Mimarlığın önemini vurgulamaktadırlar.

Kentler için İç Mimarlığın önemi ve İç Mimarlar Federasyonu (IFI) Deklerasyonu

İç mimarlığın Birleşmiş Milletleri olarak tanımlanan Uluslararası İç Mimarlar Federasyonu (IFI) üyesi 89 ülke bir deklerasyon yayınlamıştır. Bu deklerasyona imza atan, dünyada yaklaşık 120 kent belediyesi vardır.  Bunlar arasında New York (ABD), Sydney (Avusturalya), Buenos Aries (Brezilya), Kobe (Japonya), Melbourne (Avustralya), Londra (İngiltere), Hong Kong (Çin), Montreal (Kanada), Gwangju (Çin), Waterford (İrlanda), Kuala Lumpur (Malezya) ve İzmir (Türkiye) bulunmaktadır. (1)

Deklarasyon ana hatlarıyla, kentsel yaşamın ve mimarlığın önemli bir bileşeni olan İç Mimarlığa ve çalışma alanı olan mekanlara vurgu yapmakta; iç mekan tasarımının çevreye / kente / kültüre etkileri üzerinde durmaktadır.

İmza atan belediyeler, kentlerini deklarasyonunun vizyon ve felsefesi ile ele alacaklarını kabul etmektedirler. Deklarasyonun felsefesi, yaşamı güzelleştirecek dokunuşların, kent için oldukca önemli olduğu olgusunu taşımaktadır. Deklarasyona attıkları imzayla, yaşanabilir ve tasarlanmış kent oluşturmak için iç mimarların her türlü iyileştirmesini kabul ettiğini beyan etmektedirler.

Geçen sene imza atan İzmir Belediyesi deklarasyona yönelik şöyle açıklamada bulunmuştu: ‘İzmir, sürdürülebilir ekonomisini: tasarım, yaratıcılık, innovasyon ve kültür ile sağlamayı hedeflemektedir. Böylece, kentlilerin ve onların çevrelerinin esenliğini sağlamak için en önemli unsurlardan biri olan iç mimarlık mesleğini tanıyor ve deklarasyonu dünyada benimseyen diğer kentlerle birlikte imzalamaktan gurur duyuyor.’ Deklarasyonun imzalanmasını sağlayan, Türkiye İç Mimarlar Odası ve İç Mimarlık Bölümü akademisyenleri, İzmir’in tasarım kenti olma sürecinde olduğuna inanmaktadırlar. İzmir’in bu özelliğini ön plana çıkarmak, uluslararası platforma taşımak ve markalaştırmak istiyorlar. (2)

Mağusa Bölgesinde Yeniden Tasarlanmayı Bekleyen Binalar 

DAÜ İç Mimarlık Bölümü olarak tüm kentlermize özellikle de üniversitemizin yer aldığı Mağusa kentinin kimliğine katkı koymak amacıyla öğrencilerimizle Mağusa’nın nerdeyse atıl ve/ya işlevini yitirmiş her binası için yeni fonksiyonlar önererek alternatifli projeler tasarlamış bulunmaktayız. Kültürü devam ettirecek, çağdaş tasarımlar yaparak…

Mağusa geçen hafta balıkcı limanın köprüsünün çökmesi gibi travmatik bir olayla karşı karşıya kaldı. Suçlular, sorumlular, yapılması gerekenler, yapılmayanlar özellikle sosyal medya üzerinden tartışıldı. Şu anda limanın bir bölümü geçici (!), spontane ve projesiz doğal çevreye zarar verecek bir çözümle Laguna bölgesine taşındı. Bölüm olarak limandaki binaların, bağlantılı olarak dış mekanların düzenlenmesi konusunda defalarca ve farklı fonksiyonlarla, alternatif projeler geliştirdik. Laguna bölgesine yönelik olarak da birçok projemiz mevcuttur.

Bir iki yıl önce yanan ve İngiliz dönemine ait depo binası ve tarihi değeri olan tüm depo binaları için de alternatifli proje tasarımlarımız vardır. Değerini koruyarak çağdaş fonksiyonlarla… Şu anda atıl durumda, depo olarak da kullanılan Eski Eserlere ve Müzeler Dairesine ait eski Polis Binasına yönelik de dönüşüm projeleri geliştirdik. Suriçinde atıl evlerin konaklamaya dönüşmesi yönünde projeler de yaptık, İTÜ’ye verilmeden çok önce Tapu Binası için de dönüşüm öneri projesi gerçekleştirmiştik. Ve daha birçok bina için senaryolar / projeler çalışıldı…

Kısacası Mağusa’nın hak ettiği yaşama kavuşabilmesi için çeşitli senaryolara bağlı projeler tasarladık. Eğlence mekanları, konaklama mekanları, satış mekanları, müze, sanat atölyeleri, sinema ve daha birçok farklı fonksiyon gibi. Mağusa kentinin markalaşmasına katkı koyacak projeler tasarladık. Ancak bunları sunacağımız ve bunların önemine inandıracağımız herhangi bir merci bulamadık.

Son Söz

Belediyelerimiz öncelikle tasarıma inanmalıdırlar. İzmir inanmış ve bunu deklerasyona imza atarak beyan etmiştir. Belediyelerimiz bir yerden başlamalı ve demelidir ki: ‘Binalarımızı kaybetmeden, onları dönüştürerek yeniden tasarlamanın kentlerimiz için bir kurtuluş olabileceğini düşünüyor ve iç mimarlık mesleğine inanarak deklerasyona imza atıyoruz’. Bu gerçekleşirse, kentlerimizin kimlikleri bozulmadan çağdaş tasarımlarla yeniden hayat kazanacağına ve markalaşacağına dair içimizde bir umut doğacaktır… Aksi tadirde Mağusa Limanı gibi yıkımlarla, depo binası gibi yangınlarla kentlerimiz de yok olacaktır.

 

Not:

Fotoğrafı yer alan öğrenci projesi, 2015-16 Bahar Dönemi, DAÜ İç Mimarlık Bölümü, ITAS 302  – İç Mimari Tasarım Stüdyosu IV projesinde ders yürütücüleri Doç. Dr. Özlem Olgaç Türker, yarı-zamanlı Öğr. Gör. Elvan Şenkayalar ve Araş. Gör. Gözde Pırlanta tarafından ele alınmıştır.  Projenin ana yaklaşımı kültürel mirasa yönelik bir anlayış geliştirmek ve uygun tasarım yaklaşımlarını yenileme projesi olarak uygulamaktı. Kültürel miras kapsamındaki bina, Mağusa Surlarına bitişik Mağusa Limanı’nda yer alan ve koruma değeri olan binadır.

Prof.Dr.Uğur Ulaş Dağlı

DAÜ İç Mimarlık Bölümü, Bölüm Başkanı