Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Denize bakmaya devam

 

Venedikliler Lefkoşa surlarını 9 milden 3 mile indirince, Kanlı Dere’nin güzergahını da değiştirmişlerdi.
Derenin akışı kentin dışından sağlanmıştı.
Henüz buldozer falan yoktu.
Kazma kürekle hallettiler.
O gün bugündür böyle akıyor.

Kendilerine güveniyorlardı.
Bir kenti yeniden yaratmışlardı.
Demek ki oluyor…

Ama Kanlı Dere’nin yolu surlar içinde kalsaydı ne güzel olurdu.
Hoş, Lefkoşa sağa sola yayılınca derenin yolu yine kentin içinde kaldı.
Lakin, değerlendirilemiyor.

İsmet Akim diyor ki, yabancı ülkelere bile elektrik satabiliriz.
Bu haber şaşırtıcı bulundu.
Niye?
Kendimize güvenmek şaşırtıcı mı?

Sonra, Venedikliler surları tamamladılar.
Derenin yönünü de değiştirdiler.
1567 yılında her şey tamam sayılırdı.
Derken, Osmanlı geldi.

Venedikliler kendilerine güveniyorlardı ama mesele güç meselesiydi.
Dayanamadı.
Bütün kalelerde teslim oldu.

O zamanlar da kuraklık vardı ama derenin taştığı da olurdu.

Zaten ada kurak.
Bol yağmur aldığı yok.
Ama bir şey var.
Deniz.
Hani birçoğunun çocuklarına adını koyduğu…

Kıbrıslılar denizden yararlanmayı değil, denize bakmayı seviyor.
Denize nazır evi olsun.
Gelen geçen yelkenlileri, balıkçı sandallarını görsün kafidir.

İsmet Akim’in açıklamaları şaşırtıcı bulunmuş.
Kabloyla elektrik meselesinde “biz yaparız”, döner başka ülkelere de satarız dediği için.
Sonra, nihayetinde kablo bizim olur diyor.
Ekliyor: Borcumuz yok.
Gerekirse istihdam yine yapacağım.

Budur…

Venedikliler dayanamamıştı sonuçta.
Güç Osmanlı’daydı.
Mağusa’ya tam altı saldırı gerçekleştirilmiş, altıncıda iş tamamlanmıştı.
Lefkoşa’yı almak daha kolay olmuştu.

Rumlar “asrın projesi” konusunda dava açmaya hazırlanıyorlarmış.
Ama, Dışişlerinin görüşü başkaymış.
Sonucunu yönetemeyecekleri bir meselede işi BM’ye götürme taraftarı değillermiş.

Komşularımız “güç”süz olabilirler ama kendilerine güvenmemeleri bir acizliktir.

Keşke su meselesinde de biri çıksaydı,
“Biz yaparız” deseydi.

Venedikliler Kanlı Derenin yönünü değiştirmişler,
Kenti yeni baştan inşa etmişlerdi.
Osmanlılar trene bakar gibi bakmışlar,
İngilizler üstünden tren rayları geçirmişlerdi.
Birkaç yere de köprüler yapılmıştı.

Şimdi biri çıksa,
Kanlı Dere’ye su getireceğim dese,
Ona da şaşıracaklar.

O zaman, kabloyu tutan da, çeşmenin başında duran da başkaları olacak.
Sen de denize bakmaya devam edeceksin…