Lüricinalılar Meclis’in önüne toplandı.
…
Şam’da kanlı gün.
Bombalar peş peşe patladı.
…
Kurtuldular derken, canlı canlı gömüldüler.
…
Görneç’te bomba paniği.
…
Kansere altı bin kurban.
…
Güneyde Türklere ait toplu mezar bulundu.
…
Eşini zehirledi, itirazı kabul edilmedi.
…
Dolarda yeni rekor.
…
Güneyde 50 bin işsiz.
…
Türkiye’den Çipras’a yanıt: Barbaros gitmiyor.
…
Yeşilyurt’ta inşaat çöktü.
…
Bütün bunlar bir günlük haberlerin bir kısmı.
Diğer haberlerin de bunlardan kalan yeri yok.
…
Böyle yaşanır mı?
Her gün bu kadar olumsuz haberlerin bombardımanı altında insan zihni ne hale gelir?
…
Gazeteler böyle, televizyonlar böyle, radyolar böyle.
…
Bu memlekette keman çalan yok mu?
Şarkı yapan yok mu?
Şiir yazan yok mu?
Resim yapan yok mu?
Heykel yapan yok mu?
Kedisini, köpeğini gezdiren yok mu?
Çim eken, ağaç eken yok mu?
Sevişen yok mu?
Aşık olan yok mu?
Dağlara, ovalara, denizlere çıkan yok mu?
Ayrelli, ebe gömeci, kara ot toplayan yok mu?
Gününe güzel başlayan yok mu?
Balık tutan yok mu?
Akşamüstleri bir tepeye çekilip ufku seyreden yok mu?
…
Mutluluk haber olmaz mı usta?
…
Dünkü The Sun Gazetesi, okurlarına Sevgililer Gününde beleşe gül dağıtacağını duyurdu.
…
The Telegraph Gazetesi günün fotoğrafında öpüşen iki domuzu yayınladı.
…
The New York Times Gazetesi, Adrew Offut adlı bir porno yazarının haberini önemsedi.
…
Bir zaman Viyana’ya gittiğimizde Almanca bilmememe rağmen bir gazete almıştım.
Bizde tabloid gazeteciliğin yeni başladığı yıllardı.
Bir göz atalım dedik.
Sürmanşette henüz hayatta olan dünyaca ünlü kompozer Harbet von Karajan’ın konser haberi vardı.
Dev başlıklarla.
Halbuki o dönem de dünya kaynıyordu,
Sovyetler çöküyordu,
İnsanlar ölüyordu.
Nelson Mandela hapisteydi hâlâ.
Afrika yine açtı…
…
Bizim Harbet von Karajan’ımız yok diyeceksiniz.
Duvarlarımız, tanklarımız var diyeceksiniz.
Bir belaya düştük bitmez diyeceksiniz…
Anladık da,
Dağlarda nergisimiz de mi yok be usta?
































