Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Nasrettin Hoca ve Hollanda Seçimleri

Nasrettin hoca insanları mutlu etmek için ilk önce eşeklerini çalıp sonra iade ederdi. Hollanda seçimleri de galiba biraz buna benzedi.

Trump’ın zaferi; Brexit; Avrupa’da başta Macaristan ve Avusturya olmak üzere her yerde zafer kazanmaya başlayan ırkçı ve göçmen karşıtı partiler ve son olarak Fransa’da hızla yükselen aşırı sağ, AB içerisindeki liberalleri çok korkutmuştu ve benzeri sonuca Hollanda seçimlerinde AB ve Müslüman karşıtı Wilders’in de ulaşacağı korkusuna kapılmışlardı.

Sonuç olarak Wilders birinci parti olamadı ama Parlemento’daki sandalye sayısını 15’ten 20’ye çıkarttı. Ama hedeflediği 25 rakamına ise ulaşamadı. Liberaller ise 2012’den bugüne 8 sandalye kaybetmelerine rağmen 33 milletvekili çıkartarak, beklenilen büyük hezimeti son yaptıkları Türkiye siyasetiyle önlediler. Yani biraz daha sertleşerek ve sağa kayarak.

Ama genel gidişat söylenenin tersine fazla değişmedi ve merkez partiler en fazla oy kaybeden partiler oldu. Özellikle İşçi partisi tamamen çöktü. İşçi Partisi (PvdA) hükümetin Koalisyon ortağı olmasına rağmen 38 milletvekilinden 9’a düştü. Yani onların sağa kaymaları işe yaramadı ve aksi bir tepki yarattı. Onların yerine ise Karizmatik liderleri Jesse Klaver ile çok ses getiren YeşilSol Parti, 14 sandalye almayı (4 sandalyeden) başardı ve koalisyon pazarlıklarında kritik bir role erişti. Bu da bize işçi partisinin oylarının büyük bir kesiminin nereye gittiğini gösteriyor.

Diğer taraftan DENK adlı eski İşçi Partili Türklerin kurduğu parti de meclise girmeyi başardı ve üç milletvekili çıkarttı. Şimdi herkes Fransa seçimlerini izlemeye koyuldu, Le Pen kaybederse, Nasrettin Hoca taktiği orada da işleyecek ve tüm Avrupa aşırı sağa kaymaktan kurtuldukları sanıyla hep birlikte sevinecekler. Ama merkez parilerin çökmemesi ve aşırı sağı yükseltmemek adına daha sağa kaymaları ise görmemezlikten gelinecek.