Kıbrıs Müzakerelerinde Mekan Politikaları 5:
Birleşik Kıbrıs’ın hukuki, siyasi, sosyal ve ekonomik yapısının tasarım süresi olarak Kıbrıs müzakereleri bugün önemli bir aşamaya gelmiştir. Yarım asrı aşmış bu tasarım sürecinde hayal edilmiş ve edilmekte olan Birleşik Kıbrıs projesini mekan politikaları açısından ele alan bu yazı dizisi, daha özgürlükçü ve adaletli politikaların ve çözümlerin olasılığını ortaya koymayı hedeflemektedir. Önceki sayılarda, etnisite ve kimlik politikalarına dayalı iki bölgeli iki toplumlu federal Kıbrıs yapısının ayrılıkçı, bölücü ve dışlayıcı bir yapı olma ihtimallerine dikkat çekerek, azınlıklar ve melez durumları da kucaklayıcı çok bölgeli çok toplumlu bir yapı geliştirmenin gerekliliklerini yazdım. Kıbrıs adasının nüfusu, ölçeği ve toplumsal yapısı göz önünde bulundurularak temsili demokrasi yerine doğrudan demokrasinin geliştirilebilineceğini yazarak, daha yerel meselelerle ilgilenebilinen çok sayıda bölgenin oluşturulabileceğini, bu bölgelerin birleşiminin ise gücü tabanda korumak amacıyla konfederal bir yapı olabileceğini ifade ettim. Yönetim yapısından haritasına kadar etnik kimlik temelinde iki parçada soyutlanan Birleşik Kıbrıs projesi yerine, kimlik politikalarını aşan, temel etik değerler, özgürlükler ve kalıcı barış imkanları çerçevesinde yeniden düşünülmüş bütünlükçü bir Kıbrıs düşüncesinin kurgulanması gerekliliğini beyan ettim. Daha fazla ortak mekanlar ve durumlar içerebilen, trans, melez ve değişken durumlara hitap edebilen, çok katmanlı işbirliklerine açık sürdürülebilir barışı getirebilecek bir yapının hayalini ortaya koydum.
Yazı dizisinin 5. Sayısında bugün, Kıbrıs’ın en kangrenleşimiş sorunlardan biri olan mülkiyet meselesini konu alıyorum. Özellikle Kuzey’den ve Güney’den ciddi sayıda yerinden edilmiş ve mülkünü geride bırakmış, başka mülklere yerleşmiş, geliştirmiş, satmış insanın bulunması mülkiyet meselesini karışık, çok katmanlı ve hibrid bir duruma dönüştürmüş ve sıradan çözümlerle tekil ve net bir duruma gelmesini neredeyse imkansız hale getirmiştir. Bu nedenle özel mülkiyet temeli dışında bu duruma daha uygun melez ve geçirgen / değişken çözüm önerilerinin geliştirilmesini elzem kılmıştır. Tek formülle ve toplu çözümle, yukarıdan aşağı inen politikaların yerine özel koşullara adapte edilebilen, esnek politikalar dizisinin ve bunların uygulanmasına yönelik bir yapının geliştirilmesi gerektiği aşikardır. Bu politikaların esas işlevi buluşma ve diyalog ortamlarını geliştirerek, ortak paydaları ortaya çıkarmaktır. Yani barış için büyük bir engel teşkil eden mülkiyet sorununu tabanda barış ve uzlaşıyı destekleyen bir yapıya dönüştürmektir.
Kimsenin yeniden yerinden edilmesini düşünmeyen ve dolayısıyla acıları artırmayan bir çözüme ihtiyaç vardır. Dolayısıyla mevcut durumların geçerliliğini kabul ederek, mevcut durumların ortaya koyduğu maddi ve manevi hasarları giderici çareler üretilmelidir. Bunların hepsini gerçekleştirebilmek için herşeyden önce dışlayıcı statüsü olan özel mülkiyet (private property) kavramı yerine kucaklayıcı özellikleriyle temellük (appropriation) ve kullanım hakkı ön plana çıkarılmalıdır.
Kullanma hakkının kimlere ait olmasından daha da önemli olarak bu kullanımın ne olacağına, ne olamayacağına, nasıl olacağına ve olamayacağına karar verilmesidir. Kamu yararı veya bütünlükçü yararlar düşünülerek, çevre, diğer canlılar ve sonraki nesillerin haklarını gözeten stratejik mekan politikalarına ihtiyaç vardır. Bu politikalar alışagelmiş imar planları veya ülkesel fiziki planlar gibi, üstten aşağı gelişen ve sınırlandırıcı zihniyetle değil, durumlara göre çok katılımlı yerel karar mekanizmaları ve kent meclisleri tarafından tanımlanan ve denetlenen politikalar olmalıdır.
Araziler kullanım biçimleri olarak kabaca altı kategoride değerlendirilebilinir. Bunlar müşterekler, tarım arazileri, kamu kullanımları, kişisel evler, gruplar kullanımındaki araziler ve yatırım projeleri için kullanılan araziler olarak sıralanabilir.
- Müşterekler
Plajlar, deniz, ormanlar, dereler, dağlar, tarihi eserler, göletler ve milli parklar gibi, gelecek nesillerin ve diğer canlıların kullanımı için korunması gereken araziler, bölük-pörçük olarak değil de, ada arazisinin ciddi bir oranını kapsayan ve bağlantılı olan büyük bir arazi olarak belirlenmelidir. Bu araziler kesinlikle hiç bir amaçla kimsenin kullanımına verilmemeli, devlet dahi bu arazilerde bir tasarrufta bulunmamalıdır. Kıbrıs’ın coğrafyası göz önünde bulundurularak yaklaşık adanın %50 miktarı müşterekler olarak korunmaya alınmalıdır.
- Tarım için kullanılacak olan araziler
Müştereklerin hemen yanında doğal tarım yöntemleriyle sadece kısıtlanmış bir şekilde bakımı ve hasattan makul bir oranda vergi ödemek koşuluyla 5 veya 10 yıllık süreler için ilgilenenlere tahsis edilebilir. Adanın gıda ihtiyacı ve ihracat potansiyelleri göz önünde bulundurularak bu kullanım için Kıbrıs arazisinin %15 miktarı yeterli olabilecektir.
- Kamunun kullanacağı araziler
Devlet binaları, parklar, yollar, terminaller, duraklar, elektrik ve su gibi tesisler, otoparklar, hastaneler ve okulları içeren kamunun kullanacağı araziler hizmetlerin herkese kaliteli ve eşit dağıtımı için organize edilmelidir. Bu amaçla Kıbrıs arazisinin yaklaşık %5 miktarı kullanılabilinecektir.
- Kişisel Evler
Ailelerin ve kişilerin kendi konut ihtiyaçları için tahsis edilebilir bu araziler, toprağa zarar vermeden, komşuların ve çevrenin kullanım haklarını gözetecek bir şekilde yaşam süresine eş olabilecek şekilde (örneğin 50 yıllık) alt yapısı tamamlanmış belirlenmiş bölgelerde kişilere sürdürülebilir ve kalıcı evler inşa etmeleri için ücretsiz olarak belli büyüklüklerde (yarım dönüm olabilir) tahsis edilmelidir. Bu yöntemle mevcut tüm ada ahalisinin yerleşmesi için sadece ada arazisinin %12 miktarı tahsis edilmesi yeterlidir.
- Grupların ortak kullanımlarındaki araziler
Dini tesisler, sivil toplum örgütlerinin veya siyasi partilerin kullanımındaki mekanlar, meslek odalarının arazileri, kültür, sanat ve spor faaliyetleri için ayrılmış olan arsalar gibi belirli grupların kullanımındaki araziler, özellikle azınlık grupları ihmal edilmeyecek şekilde çeşitli gruplar arasında adaletli bir şekilde 10-30 yıllık bir süre için kamusal hizmet vermeleri ve ayrımcı faaliyetlerde bulunmamaları şartıyla bakımlı tutacakları ve gerekli yapıları yapacakları için tahsis edilebilinir. Bu amaçla ada arazisinin %2-3 oranında arazi yeterli olacaktır.
- Yatırım amcıyla kullanılacak olan araziler
Sanayi bölgeleri, oteller, üniversiteler, dükkanlar, marketler, yap-sat amacıyla geliştirilen ve adada geçici ikamet edenlere sunulabilecek konutlar ve ticari amaçla kullanılan tüm araziler bu kategoride değerlendirilmelidir. Yatırımcı ve girişimcileri teşvik edici bir şekilde, arazi kullanımından elde edilecek rantın doğru bir şekilde çevre ve kamu ve gelecek nesillerin yararına dönüşebileceği ölçüde makul bir kira belirlenerek açık ihale yöntemiyle veya yerel konsensusla tahsis edilebilir. Bunun için ada arazisinin %15 miktarı kullanılabilinir.
| Kıbrıs Arazisinin Farklı Kullanım Şekillerine Göre Tahsis Politikaları Önerisi | |||
| Kullanım Şekli | Örnekler | Tahsis Şekli | Kapsayacağı Ada arazisi miktarı |
| Müşterekler | Sahiller, dereler, ormanlar, milli parklar | Hiç bir amaçla tahsis edilemez. | %50 |
| Tarım Arazileri | Tarlalar, Bahçeler, meyve ve gıda ormanları | 5 veya 10 yıllık bakım ve hasattan makul bir oran paylaşma koşulu ile tahsis edilebilir. | %15 |
| Kamu Arazileri | Parklar, yollar, tesisler, devlet binaları, hastaneler, okullar | Kaliteli ve adaletli bir hizmet amacıyla kamuya tahsis edilebilir. | %5 |
| Kişisel Evler için araziler | Aileler veya kişilerin evleri | Yarım dönümlük araziler şeklinde 50 yıllık kalıcı ve sürdürülebilir ev inşası ve bakımı karşılığında tahsis edilebilir. | %12 |
| Grupların kullanımındaki araziler | Dini tesisler, sivil toplum örgütlerinin veya siyasi partilerin kullanımındaki mekanlar, kültür, sanat ve spor faaliyetleri için ayrılmış olan araziler | 10-30 yıllık kamu hizmeti vermeleri şartıyla tahsis edilebilir. | %3 |
| Yatırım amacıyla kullanılacak araziler | Sanayi bölgeleri, oteller, üniversiteler, dükkanlar, marketler, yap-sat amacıyla geliştirilen ve adada geçici ikamet edenlere sunulabilecek konutlar | Arazi kullanımından elde edilecek ranta göre makul bir kira karşılığı tahsis edilebilir. | %15 |
Köklü bir mekan kullanım politikası dönüşümü ve özel mülkiyetin Kıbrıs’ta devrimini ön gören bu çerçeve kararlar amaç edinilerek, mevcut durumdan bu ideal duruma geçiş amacıyla kısa, orta ve uzun vadeli planlar geliştirilebilir. Bir sonraki yazıda bu geçiş dönemi için ve özellikle mevcut karmaşık mülkiyet statülerine dayalı geliştirilebilecek stratejiler konusunu ele alacağım.
Devam ediyor …
Not: Harita ve tablo çeşitli veriler ve kaynaklar kullanılarak yazar tarafından üretilmiştir.
Doç. Dr. Hossein Sadri | Poli
































