Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bir sonbahar yazısı

Yaprakların sararma ve dökülme mevsimi…

Genellikle hüzün mevsimidir…
Ama birçok şeyin de habercisi…
İlk yağmur düşer meselâ…
Kışı haber verir…
Kuşlar göçmeye başlar. Ayrılığı anımsatır, hasret basar…
Deniz mevsimi biter, bulutlar dağları, dağlar bulutları çağırır…
Ağaçlar, bulut toplar tepelerde…
Toprak ıslanır, keklik çoğalır…
Yılan uykuya, nergisler açmaya hazırlanır…
Denizde yaşam değişir…
Yer değiştirir balıklar…
Hava nemsizdir…
Şafak vakti serin…

Eski Lefkoşa’da bir sonbahar.
Yavaş geçerdi mevsimler…

Yapraklar dökülmeye başlayınca, hazırlıklar başlar…
Lefkoşa temkinli yağmura, çamura…
Akıtan damlar onarılır…
Panjurlara verniş vurulur; sobalar hazırlanır…
Avlular, sündürmeler elden geçirilir…
Yorganlar, battaniyeler çıkarılır, çarşaflar değiştirilir, kopan gargola sustası varsa onarılır…
Nöbet yerleri tertibat alır. Silâhlar bir kez daha yağlanır. Karavanaya mercimek çorbası falan eklenir. Talim yerleri değiştirilir…
Okullar açılır…
Defter, kalem, kitap, önlük, çanta ve saire alınır…
Tekmil donanım sağlanır…
Öğretmenler de vaziyet alır. Çocuklar gibi hazırlanır…
Kışlık ayakkabılara bakılır. Altı delikse parça konur eklenir…
Geçen yılki pantolonun beli biraz daralmışsa, genişletilir; paçaları kısalmışsa, uzatılır…
Hayat böyle idare edilir…
Hep birlikte; yarin yanağından gayrı…

Sonbahar gelirken, bir değişiklik hissedilir…
Yüncülerden yün alınır, kazaklar elde işlenir…
Turunç ve ceviz macunları telli dolaplarda saklanır…
Kestaneye henüz vakit var ama mangallar da gözden geçirilir. Bir yerleri çürümüşse, icabına bakılır…
Bayram ve yılbaşı kapıda…
Hesap kitap yapılır, bütçeden ona da ayrılır…
Salepçi hazırlanır…
Arabasını elden geçirir…
Yazlık sinemalarda giderek seyirci azalır…
Filmin sonuna doğru serin kalkar, üşütür…
Kışlık sinemalarda perde hazır…
Koltuklar, film makineleri, kola kasaları, kantin ve afişlerin asılacağı yerler bakıma alınır…

Böyle geçerdi günler.
Azrail çok uzakta…

Başka bir zamandayız.
Yine sonbahar.
İlk yağmurlar düştü…
Toprak ıslandı az biraz…
Yapraklar sararmaya başladı…
Hanımeliler solmak üzere.
Sıra yılbaşı çiçeğinde.
Lakin, hiçbir şey eskisi gibi değil…
İşinde gücünde herkes…
Merhabasız, sabahsız, selamsız…
Yolda giderken, eller direksiyonda, ansızın bir bib sesi.
Bir ölüm haberi düşer cep telefonuna…
Üzerinde durulmaz; dilit yapılır…
Bir parmakla silinen hayatlar…

Hızla geçiyor günler, aylar, seneler…
Takvimin hesabı tutulmaz…
Ölenler önümüzden geçmez artık…
Herkes birbirinden habersiz…
Halbuki yaşıyorsak, bir başkasının yerine yaşıyoruz demektir.
Azrail acele etmekte bak…
İşi hayli yoğun…
Yetiştirememekte…