Merkez bankalarının piyasa desteği ve toparlanan petrolün yarattığı “risk on” modu piyasaları olumlu etkiliyor
İngiltere’de sıfıra yakın seyreden enflasyon, yavaşlayan büyüme, Avrupa Birliğinden çıkış riski (Brexit) İngiltere’nin bu sene faiz artırımı yapma olasılığını azaltıyor
Bu nedenle 4,28 seviyesini aşağı yönlü kıran GBP/TL kurunda aşağıda biraz daha yer olduğunu düşünüyoruz
İyimser havanın kalıcı olmayacağı görüşünden hareketle düşüşlerin döviz ihtiyaçlarını karşılamak için kollanabileceğini düşünüyoruz
Piyasa Özeti ve Yorumu
Yıla iyi beklentilere başlayan, ancak Çin piyasalarında başgösteren satışlarla kaybolan hatta bir ara panik havasına bürünen, akabinde imdada yine koşan merkez banlarının sahne aldığı bir Ocak ayını daha geride bıraktık. Son yıllarda olduğu üzere, hem çok eleştirilen, hem de hemen imdada koşması beklenen önde gelen merkez bankaları, Ocak ayında da sahnedeydi. Geride bıraktığımız haftalarda önce sahneye Avrupa Merkez Bankası (ECB) çıktı. ECB, deflasyon endişesinin altını kalın bir şekilde çizerek yetkileri sınırında ne gerekiyorsa yapabileceklerini söyledi ve Mart ayındaki para politikası duruşlarını yeniden gözden geçirecekleri sinyalini vererek piyasalara tabir caizse “havuç” vermiş oldu. ECB toplantısı ardından piyasalar negatif seviyelerde olan faizi daha da indirebilecekleri hatta yeni bir tur parasal genişlemenin kapısının açıldığını inanarak morallendi. Akabinde, Amerika Merkez Bankası (FED) sahneye çıktı. FED, küresel gelişmeleri yakından izliyorumun altını çizerek Mart ayında yapacağı faiz artırımını öteleyebileceği kıvamında yumuşak bir ton kullanarak piyasaları biraz daha morallendirdi. Yetmedi, geçen hafta sahneye Japonya Merkez Bankası (BoJ) çıakrak parasal genişleme adımının da ötesinde büyük bir süpriz ile faiz oranı negatife çekilerek iyimserliği tavan yaptırmış oldu. Görüleceği üzere, aslında yine aynı konunun etrafında dönüp dolaşıyoruz. Lehman Brothers’in çöküşü ardından patlak veren 2008 – 2009 ekonomik krizi ardından dünya ekonomisi artık çok daha yavaş dönüyor. Ticaret hadleri daralmış durumda. Kriz ardından havlu atan gelişmiş ekonomlerin yerine ipi göğüslemeye çalışan Çin bile 2015 yılının ortasından itibaren tökezlemeye başladı. Zayıf dünya talebine paralel ciddi bir kapasite fazlası ve ciddi bir borç ile ekonomisinin çarkların döndürmenin yollarını arayan Çin, alacağı veya atacağı önlem veya adımlar ile krizden çıkışın yollarının arasa da, görüleceği üzere kur savaşları git gide daha tehlikeli bir görünüm almaya başladı. Çin ekonomisi, krizden çıkışı Yuan’ı kademeli bir şeklilde devalüe (devlet eli ile değersizleştirme) edeceği beklentisinin özellikle Japonya hamlesinden sonra pek de uzak olmadığını düşünüyoruz. Dünyanın büyük bir kısmı şu anda parasını değersiz tutarak ihracat avantajı elde etemeye ve satarak ekonomisi canlı tutmaya çalışıyor. Aslında Japonya’nın da geçen hafta yapmaya çalıştığı bu değil miydi? Japonya Merkez Bankası tahvil alımları ile piyasaya likidite sürerek tıkalı kredi kanallarını açmaya, tüketimi artırmaya ve enflasyon yaratmaya ve belki de yatırımları teşvik etmeye çalışıyor. Ancak bankalar, tahvil satımı ardından elde edilen likiditeyi reel ekonomiye kazandırmak yerine yeniden merkez bankasına park ediyor. Japonya Merkez Bankası ise, paranın kendisine geri dönmesini engellemek adında faiz oranını negatife çekiyor. Bu şekilde dolaşımdaki paranın artması ile Japon Yen’in de fazlalaşması ve fazlalaşan malın değer düşer görüşünden hareketle Yen’i değersiz kılmaya çalışıyor. Japonya Merkez Bankası kararı ardından Yen, ABD Dolar karşısında Cuma günü % 3’e yakın değer kaybetti. Yen’in negatif faiz haberi ardından değer kaybetmesi ile Çin Yuan’ın da değer kazandığını not etmek gerekiyor. Kur savaşları anlamında Çin’den yine devalüasyon kararı gelmesinin kaçınılmaz olacağının düşünüyoruz.
Bu bağlamda, yılı kabaca 2,9150 seviyelerinde tamamlayan, yılın ilk haftasından itibaren ciddi değer kayıpları ile 3,06 seviyesini test eden USD/TL kuru, peş peşe gelen küresel merkez bankaları destek haberleri ile tırmanan risk iştahına ayak uydurarak 2,9550 seviyesine varan bir gerilemeye ayın son iş günü imza attı. 2,9550 seviyelerinde gelen kurumsal alımların da desteği ve yükselen petrol fiyatları nedeniyle talep gören Ruble, Rand gibi para birimlerine paralel şimdlik 2,9550 seviyesinin tutmasın bekliyoruz. Geçen hafta yaşanan hızlı değer kazancının kalıcılığını sorgular durumdayız. Dünya genelinde var olan tüm sıkıntılar tüm çıplaklığı ile masa üzerinde dururken, hastaya ara ara pompalanan morfin misali iyimserliğin kalıcı olmasını beklemiyoruz. Dahası, unutulan veya şimdilik göz ardı edilen jeopolitik risklerde de anlamlı bir değişim yok. Haftasonunda takip ettiğimiz haberlere göre, Rus savaş uçağının yeniden Türk hava sahasını ihlal etti. Rusya-Türkiye arasında soğuyan küllerin yeniden alevlenmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir. Öte yandan, Çarşamba günü açıklanacak Ocak ayı enflason rakamları da yakında takip edilecektir. İyimser havanın kalıcılığı konusunda tereddütlerimiz mevcut.
































