Türkiye’de sık sık ortaya çıkan terör eylemlerini, bataklığı kurutmadan önlemek mümkün değil.
Reina olayında, Doğu Türkistan’dan kalkan bir dinci militanın, Türkiye yaşamında, elverişli ortam bulmaması durumunda, bu eylemi gerçekleştirmesi mümkün değildi.
Meşhur atasözüdür.”NE EKERSEN, ONU BİÇERSİN”
Dinci ideoloji, Batılı yaşam tarzını hedefleyen tavır ve davranışlarına devam ettikçe, ülke içerisinde dini akımları destekleyen BATAKLIK da alabildiğine büyümektedir.
Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da, camilerde IŞİD’ın batılılara karşı yaptığı eylemleri öven konuşmalar yapıldıkça, demokratik ve laik insanların yaşam tarzlarına, Türkiye çapında linç mertebesine erişen saldırılar yapıldıkça, dini ideolojiden beslenen saldırıları engellemek mümkün mü?
Dünyadaki tüm İslam ülkelerine bakıldığında, farklı olan iki ülke İran ve Türkiye idi.
İran, Humeyni rejimiyle, İslami bir karaktere bürünürken, yine de kendi içerisindeki renklere, bu kadar saldırıda bulunamamıştı.
Aradan geçen yıllarda, İran’da dini ideoloji gittikçe güç kaybederek, Batı’ya yakınlaşma yeniden başladı.
İran’ın son olarak ABD ile de ilişkilerini geliştirmeye başlaması, dini ideolojinin, orda da alabildiğine güç kaybettiğinin göstergesidir.
Türkiye’ye gelince;
Özellikle ABD tarafından örgütlenip beslenen bu akım, belli bir güce eriştikten sonra, BATILI YAŞAM TARZINI hedefler bir çizgiye kaymaya başladı. Bu kayma ile birlikte, ülke içerisinde desteklenen dini ideoloji, gerici yüzünü gösterdi.
Türkiye liderliği, MÜSLÜMAN KARDEŞLERİM söylemiyle, hangi islami devletin desteğini alabildi.
Bugün tüm fanatik İslam alemi Türkiye’nin karşısındadır. Türkiye Suriye’de, Irak’ta Müslüman kardeşleriyle ölümüne bir savaş içerisindedir. Bu yetmezmiş gibi, Batılı Ülkelerle de, demokratik açılımlardaki gerilemeler ve içte uyguladığı etnik ayrımcılık yüzünden, iyice tecrit durumundadır.
Türkiye’de bu gerici dalga, uğradığı İslami terör dolayısıyla, istenilen rotaya değil, daha aydınlatmacı bir çizgi tarafından yenilgiye uğratılacaktır…
İnsanların alıştıkları Batı tipi yaşamdan, Doğu’nun gerici ve baskıcı yaşam tarzına döndürülmeleri mümkün değildir.
Ak Parti ileri gelenlerinin bile, artık, bu fanatik saldırıları engellemek için, onları açıkça kınar hale gelmeleri, dini ideolojinin çıkmazını gösteren işaretlerdir.
Türkiye, Batı’yı karşısına alarak terörü engelleyemez. Aksine bu Batı KARŞITI çizgi, ülke içerisindeki ekonomik yapıyı da yıkıcı bir ortam hazırlar.
Tayyip Erdoğan iktidarı, Batı ile demokratik ilişkiler kurmak zorundadır. Bu demokratik ilişkilerin kurulması için, ülke içerisindeki farklılıklara daha anlayışlı bir politika ile yaklaşmak zorunda kalacaktır.
Özellikle Kürt sorununda, Kürtleri görmezlikten gelen ve faşist güçlere dayanarak, Kürtleri etkisiz hale getirmeye çalışan politikalar yeniden gözden geçirilmezse, İslami Terörün yanı sıra, Kürt fanatizmin terörü de Türkiye halkını tehdit edecektir.
Türkiye burjuvazisi, kendilerini de yok edecek bu tehlikeli gelişmelere daha uzun bir süre sessiz kalma şansına sahip değillerdir. Bu seslerin Batı Türü yaşamı daha da ön plana getirmeye çalıştıkları ve Batı ile daha da büyük bir dayanışma içerisine girecekleri günler, gelmiştir.
































