Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sendikalar güven kaybına uğradı

Görünen o ki kimsenin eğitimdeki nitelikten yana bir kaygısı yok. Dünya saati ile buluşmaktan da. İkisi karmakarışık bir durumda. Dünya genelinde siyasetin etkisini kaybettiği bir gerçek. 21. Yüzyılın ‘Bilgi Toplumu’, Sivil Toplum Örgütleri’nin (STÖ) yüzyılı olarak görülmekte. Artık STÖ’lerin sosyal, ekonomik ve siyasal problemlere çare bulacağı umudu, tüm dünya genelinde yükselmektedir çünkü siyasetin ‘etkisizliği’ ve ‘güdümlü’ yönlendirilmesinin sonu geldi.

Buralarda son zamanlarda yaşananlarla birlikte, bir STÖ kuruluşu olan sendikaların, olgular ve olaylar karşısında, birkaç  hamle geriden geldiği üzülerek izlenmektedir. Sendiklara en çok da buralarda ihtiyaç var. Sendikalı olduğumuz ve her zaman da olacağımız için onların başarısını en çok isteyenlerdeniz. İşverene karşı örgütlü mücadelenin şart olduğu da kesindir. Ve sendika biziz; yöneticileri değildir. Bizler de asla hata yapmak istemeyiz.

Saatlerin 30 Ekim 2016 tarihinde, Türkiye ile birlikte geri alınmayacağı, bundan böyle hep aynı kalacağı yönünde karar alındı. 29 Kasım 2016 tarihinde ise elim kaza meydana geldi. Sendiklar yaklaşık tam bir ay boyunca kış saatine geçilmemesi nedeniyle yaşanacak olan olayları kestirip eylem yapmadı. Bu bir strateji hatasıydı. Kaza gereçekleşmeden önce neden hiçbir eylem yapılmadı?

Kazadan 1 gün sonra öğrenciler, sonrasında ise sendikalar ve bizler yollara döküldük. Ancak şunun bilinmesinde yarar var; sendika çağrısı yollara dökülmede rol oynamadı. Eylemlere gidenler daha insanı koşullar için yollardaydı. En önemlisi de Dünya saatine dönüş yapılması idi.

Dünya saatine geçilmemesi nedeniyle tüm çalışanlar ve özellikle öğrenciler yani çocuklar karanlıkta yollara çıkmasın, güvenli olmayan yollarda karanlıkta ölümle dans etmesinler diye. Kırık dökük otobüslerle karanlıkta yollara düşmesinler diye. Sigortasız, seyrüsefersiz kişilerin kullandığı araçlarla toplu taşımacılık yapılmasın diye. Sürülmüş tarla gibi olan, bariyerleri olmayan, ışıklandırması olmayan yollarda, karanlıkta ölümle dans etmesinler diye.

Fakat sonuç amaç ile hiç mi hiç bağdaşmadı. İlkokullarda 08:00 yerine 08:15’te derse başlandı, 12:40 yerine 12:55’te okul bitti. Başlama ve bitiş saatleri 15 dakika ileriye alınmış oldu. Dersler yine 40 dakika yapılıyor. Ortaöğretimde ise 07:55 olan başlama saati 08:30 oldu. Okulun bitiş saati ise yine 13:05. Dersler ise 40 dakikadan 35 dakikaya düştü. Memurların 08:00 olan mesai başlama saati 08:30 oldu. Memur yarım saat daha az mesai yapacak. Oysa ki eylemlere veya grevlere katılanların hiç biri daha az mesai yapmak için orada değildi; birinicisi bu.

İkinci ve en önemlisi, hala daha karanlıkta çocuklar ve öğretmenler ölümle dans ederek yollarda. Amaç soğuk ve karanlıktan özellikle çocukları korumaktı. Bunlar sonucunda yaşanma ihtimali olan kazalardan onları korumaktı; olmadı.

Şimdi ilkokullarda nöbetçi öğretmen 07:45’te okulda olmak için karanlıkta okula giderken trafikte kaza yaparsa ve kendisinin veya başkasının hayatı söz konusu olunca sendikalar nasıl tepkide bulunacak? Öğretmenlerin hayatı bu kadar mı önemsiz?

Ayrıca eğitimin kalitesi düştü bunun farkında olan yok. Özellikle ortaöğretimde ders saati 40 dakikadan 35 dakikaya düştü. Her ders 5 dakika daha az yapılacak. Bilimsel olarak bunun asla ve asla telafi yoktur. Siz bugünkü yemeği 50 gram az tüketip 1 ay sonra kusura bakma hade al eksik 50 gramı diyemezsiniz. Eğitim de tam bu analojiye uyar.

Bir ders 40 dakika olarak programlanır. Program içersinde 5 dk giriş, ortaöğretim düzeyinde 30 dk gelişme ve 5 dakika sonuç yer alır. Gelişme bölümünde 20 dakika ders sunumu var. Geriye kalan 10 dakikada da yeni öğrenilen kavram, ilke, genellemelerin uygulaması yaptırılır. Bu süreçte de öğretmen her öğrenciyle birebir ilgilenir ve dönüt- düzeltme yapar. Derslerden 5 dakika almanın, ileride 5 dakika verilerek asla telafisi yapılamaz. Konu  çoktan geçip gitmiştir çünkü. Sendikanın böyle bir uzlaşıyı neden kabul ettiğini anlamak zor.

Sendikların eğitimin kalitesi ile ilgili de bir kaygısı olmalıdır. Bir ders neden 40 dakikadır? Bu süre neden azaltılamaz? Sınıftaki öğrenci sayısı ile ders saati arasında bir ilişki var mı? Bu soruların bilimsel cevapları nelerdir, araştırılıp ona göre karar verilmelidir. Sendiklar tüm bu konularda ödevlerini yapıp, kaza olmadan teki vermeliydi. Sonrasında ise yöneticilerle uzlaşmaya gideceklerinde de literatürü inceleyip ona göre gitmeliydiler. Çünkü şimdi üyeleri arasında sendikalara güven kaybı oluştu. Güven kazanmak için sendika yöneticileri kendi hatalarını düzeltmek durumunda kaldılar.