Çeşit türlü vazolar vardır.
Eve bir kaç tane alınır.
Eğer kırılmazsa başka bir vazo almayı kim düşünür?
Aynı vazo yerinde durur…
…
Açacak.
Ne işe yarar bellidir.
Evde kaç tane açacak olabilir ki?
En çok iki.
Zamanında alınır, bir yere konur, ihtiyaç olduğunda kullanılır.
Kimin aklına başka bir açacak almak gelir ki?
…
Çatal bıçak takımı.
Kadının çeyizliğinden.
Gümüş suyuna batırılmış.
Gündelik kullanılmıyor.
Kıymetli misafir geldiğinde çıkartılır.
Sonra yerinde tekrardan korunur.
Yıllar geçer.
Çocuklar büyür.
Kadın gururla gösterir: Bakın çocuklar gümüşlü çatal bıçak takımı.
Fatma genablam hediye etmişti.
Haliyle çocuklar sorar: Niye kullanmıyorsunuz?
…
Evdeki oturma grubu olan koltukların her biri sanki ayrı ayrı herkesin üstüne tapulu.
Baba, yıllar geçse de aynı koltukta oturur.
Oraya yaslanır kalır.
Anne de öyle.
Koltuğu bellidir.
Çocuklar da en uzun olanı paylaşırlar.
Bir gün koltuklar değişse bile, düzen aynı düzendir.
Koltuklar aynı şekilde paylaşılır.
Kimse babanın yerine oturamaz.
Yemek masasındaki manzara da budur.
Düzen bellidir; herkesin yeri ayrılmıştır.
Yanlışlıkla çocuk otursa anne uyarır “Kalk bakalım babanın yerinden…”
Kadınlar düzenin koruyucusudur…
…
Zamanında bir fotoğrafçıya gidildi.
Düğün fotoğrafları çekildi.
Biri boydan, diğeri yandan.
Çerçevelenir.
Yaldızlı.
Evin misafir odasına asılır.
O asılış.
Aynı yerde kalır o fotoğraflar.
Yerleri sabittir.
Bir gün ev badana dahi olsa, fotoğraflar tekrardan aynı yere asılır.
Düzen aynı düzendir…
…
Yastık yüzleri değiştirilir.
Yıkanır tekrar yastığa geçirilir.
Arada, başka yastık yüzleri alınsa da, yastık değiştirilmez.
Belki ömür boyu birkaç sefer.
Artık o yastık baş gibidir.
Yataklar da öyle.
Birkaç sefer belki değiştirilir.
Aynı yatak, aynı yastık.
Bu yüzden “Başka yatakta yatamam” denir.
Yatılırsa, düzeni bozulur.
Uyuyamaz.
Kasavet basar…
…
Aynı markete gider,
Aynı berberde tıraş olur.
Aynı kasaptan et alır,
Yoğurt markasını hiç değiştirmez.
Değiştir deseniz, falancanın yoğurdu daha iyi, üstelik kesme.
Çıldırır; ağız tadı bozulur.
Kutuplara gitse mulihiya arar.
Kahvesini değiştirmez.
Hep sade ve köpüklü.
Kaynatılmış daha sağlıklı deseniz, olmaz, köpüklü içecek.
Sevdiği kadın, taptığı erkek hep aynı.
Evle iş arasındaki yol bellidir.
Gidişi de dönüşü de aynı yoldan; yıllarca.
Hani başka yol tutsa, o kadar kanıksamış gibi kendi düzenini, evle iş arasındaki yola dalar.
Bir müddet sonra ne yaptığını fark eder.
Bir ortamda hep birlikte şarkı söylense sadece “Ya Mustafa”yı bilir…
…
Köpüklü kahve.
Açacak.
Koltuk takımları.
Berber, kasap.
Mulihiya, yoğurt.
Çatal bıçak takımı.
Hep aynı yol, aynı istikamet, aynı şarkı…
…
Durum budur.
Düzeni değiştirmesi çok zor…
































