“Çocuğunuz esnek bir yaşam tarzına sahip değil mi? Kendine başarılması zor hedefler belirliyor sonra standartlarını zorlayarak kendini hırpalıyor mu? Arkadaşları ile ilişkileri nasıl, size hiç arkadaşı olmadığı için yakındığı oluyor mu? Peki ya işler istediği gibi gitmediğinde kendini acımasızca eleştrip, başarısız olarak etiketliyor mu?”
Mükemmelliyetçilik modern dünyanın en popüler stres kaynaklarından biri. Daha önce yayımlanan “Her Zaman En İyisi!” başlıklı yazımda mükemmelliyetçiliğin ne olduğundan ve yetişkinlerin hayatlarını nasıl etkilediğinden bahsetmiştim. Yazıma http://resimler.havadiskibris.com/her-zaman-en-iyisi/ linkinden erişmeniz mümkün.
Çocuklarda mükemmelliyetçilik nedir?
Mükemmelliyetçilik çocuklarda, yetişkinlere benzer şekillerde kendini gösterir. Kendilerine erişilmesi zor, neredeyse imkansız hedefler belirler ve bu hedefe ulaşmak için çabalayıp dururlar. Çünkü tam olarak inandıkları şey mükemmel olmayan hiç bir şeyin kabul edilebilir olmadığıdır. Dahası ellerinden gelenin en iyisini yapmış olsalar dahi asla yaptıklarından tatmin olamaz ve mükemmel olamadıkları için kendilerini cezalandırırlar. Yetişkinlerde olduğu gibi mükemmelliyetçi tutum çocukların hayatında da her alanda kendini göstermeyebilir. Onlar için önemli olan alanlarda mükemmel olma çabası içinde olabilirler, mesela çocuğunuz derslerinde çok başarılı bir öğrencidir ama odası hiç bir zaman derli toplu değildir ya da sporda başarılı ama derslerini hiç önemsemeyen bir öğrencidir.
Çocuklarda mükemmelliyetçilik nereden kaynaklanır?
Mükemmelliyetçi çocuklarda bu tutumunun temelinde bir tehtid yatar: Çocuklar eğer mükemmel olmazlarsa anne babalarının kendilerini sevmeyeceğine inanırlar. Bu durum çocukların mükemmel olmayı özgüvenleri -kendilerine verdikleri değer- ile ilişkilendirmelerinden kaynaklanır. Mükemmelliyetçi tutum bir kişilik özelliğidir. Bu özelliğin doğuştan getirilen bir özellik olduğunu ortaya koyan bilimsel bir çalışma yok henüz. Elbette genetik olarak bu kişilik özelliğine yatkınlıkla doğmuş olabilir çocuklarınız ancak yapılan çalışmalar çocukların bu tutumu anne ve babalarından öğrendiğini ortaya koyuyor. Yani çocuklar yetişkinleri gözlemleyerek mükemmelliyetçi bir kişilik özelliği geliştiriyorlar. Mükemmel olunmak için sarf edilen emek çocuklara ebeveyn sevgisini getirecektir. Bu çaba çocuk üzerinde büyük bir baskı yaratacak ve kaygı, depresyon, yeme bozukluğu gibi olumsuz etkilerle kendini gösterecektir.
Anne babalar bu tutumu çocuklarına üç şekilde öğretiyotlar. Birincisinde mükemmelliyetçi olan ebeveynler çocuklarının başarılarını överek, ödüllendirerek ve başarısızlıklarını cezalandırarak çocuklarına mükemmel olmaları gerektiğini, aksi durumun kabul edilemez olduğunu öğretiyorlar. Mükemmelliyetçi ebeveyn burada sevgi ile mükemmel olunmayı ilişkilendiriyor ve çocuğuna şu mesajı veriyor: Mükemmel olmazsan seni sevmeyeceğim.
İkincisinde anne babalar kendi hayatlarına yönelik tutumlarıyla çocuklarına fark etmeden mükemmelliyetçiliği modelliyorlar. Mesela evlerini muntazam düzenli ve temiz tutarak, sporda/ işte sergiledikleri rekabetçi ve hırslı tutumlarıyla ya da işler kontrollerinden çıktığında/ istedikleri gibi gitmediğinde verdikleri tepkilerle. Bu tutumları ile çocuklarına verdikleri mesaj şu oluyor: Ben hata yaptığım zaman kendimden nefret ediyorum. Çocuk ise şunu öğreniyor: Hata yapmak kabul edilemez, anne-babamın benden nefret etmemesi için mükemmel olmalıyım.
Üçüncüsünde ise anne babalar kesinlikle mükemmelliyetçi değildirler fakat kendi mükemmel olmayan tutumlarını arka planda bırakabilmek için çocuklarına mükemmel olmayı öğretirler. Dolayısıyla çocuklarına bir proje gibi mükemmelliyetçi bir kişilik özelliği geliştirerek aslında kendilerince kusur olan kişilik özelliklerini gizlemeye çalışırlar. Kısaca çocuklarınız mükemmel olsun diye onlara mükemmelliyetçi bir kişilik özelliği kazandırabiliyorsunuz. Peki durum böyleyse anne baba olarak ne yapabilirsiniz bir bakalım:
Konuşmalarınıza ve davranışlarınıza dikkat edin. Çocuklarınıza yardımcı olmak istiyorsanız işe kendi tutumlarınızı değerlendirerek başlayın. Çocuklarınız durumlara verdiğiniz tepkilerinizi izlerler. Eğer işinizde mükemmelliyetçiyseniz yaptığınız yorumlar “ Bu projeyi alamazsam asla mutlu olamam.”, “Başarısız bir rapor sunmaktansa ölürüm daha iyi” gibi kesin yargılar içerirler ve olumsuzdurlar. Mutlu olmayı iş başarısıyla ilişkilendiriyorsunuz, aksi durumda ise kendinizi hırpalıyorsunuz. Bazen de biz yetişkinler işler kontrolümüzden çıktığında dünyanın sonu gelmiş gibi davranabiliyoruz. Negatif olduğunuz anları yakalayın ve olumlu tepkiler üretmeye çalışın. Aynı şeyi çocuklarınıza yönelik tutumlarınız için de gözden geçirin. Ürettikleri bir ödeve ya da yaptıkları bir davranışa “mükemmel/ harika/ kusursuz!” gibi sonuca odaklı değerlendirmeler yapmak yerine “ne kadar yaratıcı olmuşsun, bunun için çok çalıştığını görüyorum.” gibi yargı içermeyen içerik odaklı olumlamalarla karşılık vermeye çalışın.
Beklentilerinize dikkat edin. Çocuklarınızın karneleri nasıl? Hepsi A ya da 10 mu? Peki ya değilse tepkiniz nasıl olur? “Çok çalışmıştın, tebrik ederim!” mi yoksa “Bir dahaki sefere bu C’nin de A olacağından eminim.” mi? Eğer ikinci tepkiyi veriyorsanız çocuklarınız şu mesajı alıyordur: Bütün notlarım A olursa anne babamı mutlu edebilirim. Eğer hepsi A olmazsa beni yeterince sevmeyebilirler. Çocuklarınızın onları koşulsuzca sevdiğinize ve çabalarını fark ettiğinizi bilmeye ihtiyaçları vardır. Onları elbette yapabildiklerinin en iyisi için cesaretlendirmeli ve desteklemelisiniz. Ama en iyisi “C” ise bunu kabul etmeli ve onu yargılamamalısınız. Çocuklar mükemmelliyetçi oldukları zaman eleştirilmekten, yargılanmaktan ve reddedilmekten korkarlar bu nedenle hata yapmaktan kaçınırlar. Bu ise onların hayatında büyük bir stres ve kaygı kaynağıdır. Onların başarısızlığın kabul edilebilir bir şey olduğunu, mükemmel bir sonuç çıkarmak yerine ellerinden gelenin en iyisi için çabalamanın önemli olduğunu fark etmelerini sağlamalısınız.
“Çocuklarınızın sizi hatalarınız karşısında gülerken görmeye ihtiyaçları vardır. Onlara töleransı ve öz-duyarlılığı ancak model olarak öğretebilirsiniz. Çocuklar komforsuzluğun içinde kendilerine rahat bir konum bulabilmeyi öğrenmelidirler. Bu hayatın ta kendisidir aslında, mükemmel diye bir şey var mıdır gerçekten?”
Özellikle söz konusu dersler olunca çocuğunuzun mükemmele yakın bir çaba göstermesi, sürekli yüksek notlar alması sizi gururlandırıyordur. Fakat mükemmelliyetçiliğin yüksek kaygı, depresyon, yalnızlaşma (sürekli derslerine odaklanacağı için), uyku ve yeme bozukluğu gibi olumsuz etkileri olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Eğer çocuklarınızın sağlıklı psikolojik ve fizyolojik gelişimleri olsun istiyorsanız yapmanız gereken onlara bu kişilik özelliğini törpülemelerinde ve dengeyi sağlamalarında yardımcı olacak fırsatlar sunmak. Ellerinden gelenin en iyisini yapmaları için onları teşvik ederek süreçten keyif almalarını sağlamak. Çocuklarınızla oyun oynayın, birlikte zaman geçirmeye çalışın, sohbet edin. Onları önemsediğinizi ve sevdiğinizi hissettirin. Onların hayatlarında stres yaratan olayları ya da korkularını dinlemeniz onlar için paha biçilmez bir şeydir. Çocuklarınızla doğru duygusal ve empatik bağı kurmayı başarabilirseniz sunduğunuz koşulsuz sevgi, kabul ve destek ile rahatlayabildiklerini göreceksiniz. Çünkü mükemmel olamasalar da onları sevdiğinizi ve her zaman yanlarında olacağınızı fark edeceklerdir.
































