Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Poli

Manto

 

“…Hayat bir oyun sahnesi, bizler ise bu sahnedeki gelip geçici oyuncularız.

Aynı sahne üzerinde, hayatın bize yüklediği farklı rollerde, yaşamdan gelip geçiyoruz.”

Sürpriz  bir  giriş ile başlıyor kitap,  tıpkı satırlarında  hayatı anlattığı gibi…

Senaryo  yazılmış,

Mekan hazır

Aktörler belli

“Motor!” denilmiş…

Bir taraftan oynarken, bir taraftan kendini seyretmek gibi hayat.

Satırlar sizi anlatıyor her kelimede.

Omuzlarımızda sorumluluklarımız….

“…Emeksiz gelen her şey, her ne olursa olsun değersizdir. Ve hükümdarlığı çok uzun sürmez.

Güzel ve kalıcı olan bir bedeli vardır.

Ne  olursa olsun hayatta, iyi ya da kötü, sahip olunan her şeyin bir bedeli vardır.

Bedel ödemeden hiçbir şeye sahip olunmaz.

Ne istediğini bilmek kadar,  bunu alabilmek için yeterli donanıma sahip olmak da gerekir.”

Her insan bir bedel öder…

Kah az

Kah çok

Kah bilmeden

Kah bilerek

Kah istemeden…

“…Henüz küçücük bir çocukken, -erkekler ağlamaz oğlum-  ya da –yuvayı dişi kuş yapar kızım- diyerek üzerinize giydirdikleri o ‘Güçlülük Mantosunu’…”

Bütün mesele bu aslında.

O küçücük  bedende  ki,

Büyük çırpınışlar…

O kocaman bedende ki

Küçülmüş mutluluklar…

Ölüme çelme takan Nilgün Çolak’ın dediği gibi:

“Nefes aldıkça hayat devam ediyor”

Biz devam edelim,

Yola çıkmışız bir kere.

Sözü kitaba bırakalım;

Kitap da ki cümlelere:

…..

Küçücük bir bebekken giydirmişler güçlülük mantosunu

Düşünememişler, bu çok küçük, kaldıramaz diye

Her ağlayışımla hatırlatmışlar “sen güçlü bir bebeksin”

Unutmuşlar, benim de bir güvene ihtiyacım olduğunu

Okula göndermişler, sen büyüdün, artık kocaman kızsın

Bundan böyle ayaklarının üzerinde durmalısın

Arkana hiç bakmamalısın

Dimdik ayakta durmalısın

Unutmuşlar, benim de bir çocuk olduğumu

Genç kız olmuşum, kimin umurunda

Güçlülük mantosu omzumda

Ağırmış, kalınmış kimin umurunda

Hiç yüzüm gülmemiş hayatımda

Unutmuşlar, benim de bir sevgiye ihtiyacım olduğunu

Güçlülük mantosu denen şeyi

Tüm hayatım boyunca taşıdım sırtımda

Yoruldum artık, devretmek istiyorum bu mantoyu

Bulamıyorum bir alıcı…

Tükendim, yoruldum, anlatamıyorum derdimi

Kaybediyorum her geçen gün kendimi

Kapatın artık perdelerimi

Desem de, haykırsam da anlatamıyorum derdimi

Duyuramıyorum kimseye sesimi

Yok mu güçlülük mantosu isteyen, deyince

Herkes kaçıyor

Alışmış herkes birbirine dayanmaya

Niye giysinler ki

Niye kendini zorlasınlar ki

Niye çaba sarf etsinler ki

Ben büyüdüm sizleri anlayabiliyorum

Ve kızamıyorum artık sizlere

Neyse; ben aldım artık bu mantoyu üstüme,

Vermeyeceğim kimseye

Ama lütfen bundan sonra vermeyin

Hiçbir bebeğin üstüne!

…..

Hayatımız kaç bölümlük bilemeyiz…

Bugün bebek

Yarın genç

Diğer gün yetişkin

“Bitti” deyinceye kadar,

Manto sırtımızda,

Yola devam.