İlk sendika 1931’de kuruldu.
Bunlar kunduracılardı.
Türk ve Rumlardan oluşuyordu.
…
Kunduracılık yaygın bir zanaat dalıydı.
O dönemler kundurasına kum dolan çoktu!
Çünkü yollar sokaklar tozlu topraklıydı.
Ayakkabılar tez çürür, tez bozulurdu topraklı taşlı yollarda.
Her köşede bir kunduracı bulunurdu.
Bu yüzden azımsanmayacak bir kitleyi oluştururlardı.
…
Bizim çocukluğumuzda futbol sahaları topraktı.
Yoksulluk olduğundan futbol ayakkabısı almak hayaldi.
Lastik ayakkabılar vardı ama dandik bir şeydiler.
Birçok çocuk ayakkabısı ile top oynardı.
Buna ayakkabı mı dayanırdı?
Haliyle kunduracılar yoğun çalışırlardı.
Tabii çocuklar ayakkabıları ile top oynadıkları için yok olmadı kunduracılık mesleği.
Sebepleri daha başka kuşkusuz.
Ama konumuz değil.
…
Kunduracılık tarih oldu nihayetinde…
…
1960’tan önce Kıbrıslı Türkler kendi sendikalarını kurmaya başladılar.
Marangozlar bunlardan biriydi.
Şimdi marangozların sendikası mı var?
…
Talebeler yaz tatillerinde iş hayatını öğrensinler diye tatillerini çeşitli iş yerlerinde geçirirlerdi.
Kimisi mecmua satardı, kimisi bir bakkalın, bir terzinin, bir marangozun yanına giderdi.
Bakkalın yanında önge, okka, terazi falan öğrenilir, alış veriş disiplini ve müşteri ile münasebetler anlaşılmaya çalışılırdı.
Terzi yanında dikiş dikmek, bir kumaşa tehel çekmek gibi marifetler elde edilir ve meslek altın bilezik gibi kola takılırdı.
Okumayanlar, kim bilir terzi olacaklardı…
…
Çok güzel bir hayat anlayışı vardı…
Şimdiki gibi havadan para kazanma anlayışı yoktu…
…
Mesela Gemiciler Birliği vardı.
Mavnacılar Birliği.
Ve bir de Hamallar Birliği…
…
Mavna, güvertesiz tekne demekti.
Bunlar, denizde yük taşırlardı ve bu işi yapanlara da mavnacı denirdi.
Mavnaya mauna da denirdi.
Halk diline yerleşmişti bu galiba.
Doğru hatırlıyorsam,
Bir tepki karşısında “Git be mauna işine” denirdi!
…
Hamal da önemliydi tabii.
Örgütlendiklerine göre sayıları da kabarık olmalıydı.
…
Şimdi mavnacılar ya da hamallar mı var?
…
O eski dönemlerde memurların ya da doktorların sendikaları gibi örgütlenmeler yoktu.
Hayatın çarkını döndürenler mavnacılar, kunduracılar, marangozlar, işçiler, hamallar gibi kesimlerdi.
Bunlar, ayrı ayrı geniş emekçi kitlelerini oluştururlardı.
Alın teri ile para kazanırlardı.
Mutluydular.
…
Şimdi mavnacılar yok,
Hamallar yok,
Kunduracılar yok,
Bakkallar bile yok,
Marangoz yok denecek kadar,
İşçi, dışarıdan geliyor.
İşçi sınıfı tükenmiş durumda.
…
Geriye ne kaldı?
Beyaz gömlekli kravatlılar!
O kesimlerin üstesinden gelen sınıf bu sınıftır!
…
Böylece ezilen kesim sorunu da kökünden halledilmiş oldu!
…
Ayakkabısı ile top oynayan, mecmua satan ve bakkal ile terzi yanına giden çocuklar neden daha çok mutluydular?
Hem de o her şeyden yoksun dönemlerde?
…
Kravatlılar, neden mavnacılar kadar mutlu değil?
Üstelik bu kadar varlık içinde?
































