Bu hafta Gündemi, tüm basın ve yayın organlarıyla ve halkımızın yoğun ilgisiyle İsviçre’de Mont Pelerin’de İki Lider ve Müzakere Heyetlerinin Kıbrıs müzakereleri ve çözüm önerilerinin seyri ve takibi ile ilgili, haberler teşkil etmiştir. Halkın gözü ve kulağı toplantılarda idi. Basın’da yer alan ve gerek Lider’lerin gerekse her iki taraf Sözcü’lerinin deklere ettikleri beyanatlar çerçevesinde; görüşmelerde 4 başlıkta ilerlemeler olduğu, Yönetim ve Güç paylaşımı, Ekonomi ve Mülkiyet konularında tatmin edici ilerleme sağlandığı, Yönetimde Bakanlar Kurulu oluşumunda, Annan Planı’ndaki 4’e 2 yerine, 7’ye 4 olarak Bakanlıklar konusunda uzlaşıldığı, Yargı’da eşitlik konusunda anlaşıldığı, Dikelya İngiliz üs bölgesinin Türk parça devletine verilmesinde mutabakatların oluştuğu, ve Toprak konusunda ortak kriterlerin belirlenmesi için tarafların yoğun bir çalışma içinde bulundukları izlenmiş ve devamında da aynı niyet görülmektedir.
Müşahede edilen en önemli husus Liderlerin ve Müzakerecilerin, her iki tarafın da halkının kabul edebileceği ve çözüme götürecek bir anlaşmanın ortaya çıkarılmasında sarf etmekte oldukları yoğun çabalardır. Toprak konusunda olumlu bir müştereklik yakalanırsa görüşmeler devam edecek ve beşli konferansa gidilecek. Bu toplantılarda çözüme gitme Niyet’iyle yoğun çaba harcandığı ve İrade ortaya konduğu, toprak ve harita üzerinde uzlaşı sağlanmasına azami gayret gösterilmeye çalışıldığı Sayın Akıncı’nın yaptığı açıklamalardan gerekse izlenen süreçten yansımaktadır. Hatta görüşmelerin tamamlanamaması halinde Lefkoşa’da devamla, toprak ve harita görüşmelerinin sürdürüleceği ve toplantıların kesilmesine Lider’lerin ve BM’in taraftar olmadıkları da duyurulmuştur.
Cuma akşamı İki Lider ve Görüşmecilerin katıldığı Mont Pelerin’deki son toplantıda beşli görüşmeye götürecek toprak konusundaki uzlaşı arayışlarının o toplantıda bitirilemezse Lefkoşa’da devam edeceği mesajları verilerek, tüm tarafların görüşmelerin kopmasına taraftar olmadıkları da belirtilmişti. Şu ana kadar Rum tarafı harita netleşmeden 5’li Konferansa gitmek istemiyor. Türk tarafı ise 5’li konferans tarihi belirlenmeden haritayı görüşmek istemiyor pozisyonda bulunduğu cihetle, Gerek Lider’lerin gerekse BM’in bu konuda ara formül için uğraştığı ve iki Lider’in çabalarını öven Eide’in açıklamaları ışığında, tüm tarafların ortak bir arayış içinde olduğu görülmektedir. Tüm Tarafların çözüm yolunda ‘Ortak mutabakata’ varma gayreti, şimdiye kadarki toplumlararası görüşmeler süreçlerinde, ilk defa bu oranda gelişmiştir kanaatindeyim. Cuma akşamı yapılan toplantı sonucu hem Kıbrıs’ta hem de dünyada ilgili çevrelerce büyük bir ilgi ile izlenmekte idi. Ancak toplantının Lefkoşa’da devam edebilir mesajları da önceki haberler çerçevesinde, beklenen bir haberdi. Nitekim son gece toplantısındaki Rum Lider’in talebi üzerine önerilerin Kıbrıs’a dönüp paydaşlarla görüşmek ve yeniden Mont Pelerin’de 20 Kasım’da bir araya gelme kararı da, sürecin devamında kararlılığı göstermektedir. Özetinde Uzlaşma amacıyla yoğun ve yorucu toplantılar ve çalışmalar yapılmış, ilerlemeler sağlanmış, ortak noktalarda buluşmak üzere de güçlü bir irade gösterilmiş ve bu yönde devam edilmesi kararlaştırılmıştır. Önemli bir aşamaya gelinmiştir. Sonucun nasıl gelişeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz, hayırlı olmasını dilemekteyiz.
2017 KKTC Bütçe Tasarısı hakkında,
2017 Bütçe tasarısı 2016 Bütçesine göre % 10.5 civarında bir artışla(472milynTL) 4,987.500bin TL’sı olarak Meclise sunulmuştur. Genelde Bütçede her sınıflandırma başlığı altında artışlar söz konusu olmakla beraber en çok artışlar cari transferlerde 300 milyon TL ve sermaye giderlerinde 226milyon TL kadar olmak üzere bu iki kalemde 526 milyonTL, artış öngörülmüştür. Diğer yandan yedek ödenekler geçen yıl 547 milyon TL iken 267 mTL azalışla 280 mln TL öngörüldü.
Bütçede toplam artışın tümü, mahalli (yerel) gelirlerle karşılanması öngörülmekte ve geçen yıla göre Yerel gelirlerde öngörülen 590 milyonTL artışın kaynağı ise, 150 milyonTL’lık kısmı direk kazanç vb vergilerden, geriye kalan 440 milyonTL’lik ek gelir ise dolaylı vergiler, Fon’lar, harçlar ve hizmet karşılığı ücretlerdendir.
Yani 2017 Bütçesi gelir artışı yine dolaylı vergilere ve Fon’lara dayanmaktadır. Bu da vatandaşların tümüne yüklenecek ek vergiler olarak, orta ve dar gelir sınıfına gelirine oranla ilave yükler demektir. Aynı şekilde pahalılığın da daha artması demektir. Çünkü 2017 Bütçesi Geliri artışlarının ağırlığı KDV ile Fon’ların artışlarıdır ki bunlar da tüketim mallarına dayanmaktadır.
2017 yılında tüketim mallarına dayalı gelir artışı hedeflendiğine göre, üretici ve tüketicilere açılım yerine ek yükler öngörülmektedir. Halkın genelinin Gelir artışı çok sınırlı olduğuna göre vergiden de kaynaklanan pahalılığı karşılayabilme kapasitesi daha ne kadar devam edebilecektir?
Bu gözlükle konulara bakışın Hükümetlerce görülmek istenmemesi, Sosyal rahatsızlıkların artmasına ve sosyal bozulma gibi geriye dönülemeyecek yaraların açılmasına neden olma sonuçlarını getirmektedir. Hükümetin politikalarının bu yönde olmaması Ülke geleceği için şarttır. Ekonomi ve sosyal politikalar ve hedefler nelerdir? Programlara yazılanlar ile Bütçe ile uygulamaya konmaya çalışılan politikalar arasında çok farklılıklar vardır ve artarak devam etmektedir. Bütçe ile uygulamaya konan yanlış fiili politikalar sürdürülmeye devam edilmektedir. Bütçe denkliği milli gelir artışı ve bu artıştan Devletin payını hakkaniyetle almasıyla gerçekleşebilir, halkın boğazına dayanılarak sağlanamaz.
Buna rağmen iç ve dış borçlanmalar devam etmektedir. Ve 2017’de de 520 mlyn TL TC Kredisi, ve 190 mlyn TL iç borçlanma, olmak üzere borç stokuna 700 milyon TL daha eklenmektedir. Ekonominin gelişmesi istihdam artışı ve gelir artışı için Yatırımın şart olduğu ancak yıllardan beri kamu yatırımlarının yapılmadığı, üretim, istihdam ve gelir artışı sağlayacak halkı ferahlatıcı ve hayatına dokunacak iyileştirme önlemleri ve hizmetlerinin yapılmadığı bir gerçektir. Kayıt dışılığın gittikçe önleneceği her fırsatta söylense de hiçbir önlem alınmadığı ve kayıt dışılığın gittikçe artarak devam ettiği ilan edilen vergi cetvellerindeki vergi ödemelerinden ve beyan ve kabul edilen zararlardan ve kapsam dışı kalan gelirlerden, kayıt dışı istihdamlardan, sosyal güvenlik fon’larına yatırılmayan primlerden ve daha sayabileceğimiz bir çok eksikliklerden bellidir.
Yatırımlar yapılmadıkça, etkin takip ve denetim yapılmadıkça kayıt sistemi gelişmedikçe, üretim ve ekonominin önü açılmadıkça yeni istihdam alanları açılmadıkça, bu küçük ekonomide fasit daire içinde dönülecektir. İstihdam artışı, ülke ekonomisinin gelişiminin bir göstergesidir. ABD’nin ekonomik politikalarının tespitinde, ekonomik veriler içinde en çok üzerinde durduğu husus, insan kaynaklı istihdam artışı verileridir. Bir çok gelişmiş Ülkelerde de böyledir.
2017 Bütçesinde Yatırımlar altında en büyük ödenekler, hizmet bina inşaatları, bina tamiratları, teşkil etmektedir! . Dökülen Limanların, ve dökülen yolların yapımı, ve bakım onarımları, telekomünikasyon şebekelerinin geliştirilmesi için ise her birine bir iki milyonTL gibi çok cüzi gülünç rakamlar öngörülmüştür.
Üretime yönelik bir tek her yıl TC yardım ve kredileri ile verilen Doğrudan gelir desteği ödeneğidir. 192 milyonTL’lik Yedek ödenekler de cari ve transfer nitelikli yedek ödenek olarak öngörüldü. Yatırıma dönük değil. Bu durumda görülen odur ki 2017’de ekonomide bir açılım beklenmesi mümkün olmayacaktır. Aksine vergi yükü de artacaktır.
































