Bir polis diyor ki: Polis teşkilatı içerisindeki boşanmaya bakınız. Artıyor…
Çalışma saatleri değişti.
Yeni bir sistem getirildi.
8 saat işleyen, 24 saat boş…
İzinden gelen 16 saat işleyip, 24 saat boş.
Bu da çalışma saatlerinin artmasına neden oldu.
Düşünün.
Ayda 10 kez işyerine giden birisi, şimdi 21 kez gidiyor.
Çalışma saatlerinde bir değişiklik yok.
Ancak…
Polisin işe gidiş günü arttığı için, her bir polisin ödediği benzin parasında artış var.
Polisin servisi yok doğru dürüst.
GKK mensupları düzenli servis ile ulaşımı sağlarken…
Polisin ulaşım sistemi bozuldu.
Hal böyle olunca da masraf arttı.
Diyor ki polis:
“Gittikçe yoksullaşan bir polis yapısı var. Bu da polis içerisinde huzursuzluğu artırıyor. İstatistikleri alın. Mesleki olarak polis içerisindeki boşanmalardaki artışı göreceksiniz…”
Elimde rakam yok.
Polisin evlenme- ayrılma istatistiğine ulaşabilir miyim? Bilemem.
Bildiğim, huzursuzluğun giderek arttığı…
İş bilene, eziyet
Bir şey daha var bu durumda…
İşi bilen, eziliyor.
Usanan, yılan geri çekiliyor.
“İş yapmak” isteyen polis mensupları ise iş yükü altında eziliyor.
Polisin, son dönemlerde artan bir başarısı var.
Bu gurur duyulacak bir durum.
Ancak…
Huzursuzluk giderek artıyorsa…
Bunun sebeplerine bakmak da polisi yönetenlerin görevidir.
Bu noktada benim vatandaş olarak istediğim “huzurlu bir polis yapısı…”
Poliste huzur varsa…
Biz de huzurluyuz…
Gene yazayım…
Yargı ve polisten başka güvenecek kaç kurumumuz kaldı vatandaş olarak?
Akıncılar’da karakol kapatıldı
Akıncılar neresi?
Son dönemlerde, en çok kaçakçılığın yaşandığı yerlerden biri.
O kadar ki…
Bölgedeki Türkler de Rumlar da illallah etmiş durumda.
Ama gelin görün ki…
“Ekonomik olmadığı” gerekçesi ile.
Akıncılar’da polis karakolu kapandı.
Bölgede sadece Türkiye askeri var.
Onlar da ne kadar bölgeyi tanıyorsa.
Son sigara kaçakçılığını hatırlayın.
Hayvan kaçakçılığı vs…
Hep o bölgeden.
Bunları ortaya çıkaran kim?
Polis tabii ki.
Asker bunla mı uğraşacak.
Yanlış bir karar…
Ve bölge halkı da bu karardan rahatsız.
Dürüst bölge halkı…
Yoksa kaçakçı için bayram gibi bir karar bu…
LTB’nin durumu…
Lefkoşa Türk Belediyesi’nde bozulan bir mali yapı var.
Bozulan mali yapıyı “Mehmet Harmancı’nın” boynuna asmak yanlış.
Harmancı bozmadı…
Ama Mehmet Harmancı’nın “bahane” üretme şansı da yok.
Mali yapıyı düzeltme…
Lefkoşa’ya hizmet verme gibi bir görevi var.
Geçmişi suçlayarak Lefkoşa’yı kurtarmak da olası değil.
Eylül sonu açık 15 milyon TL.
Aralık sonunda ise 20 milyon TL civarında bir açık bekleniyor.
Bu varolan borcun 20 milyon TL daha artması demek.
Harmancı bunu bilmiyor mu?
Biliyor tabii ki.
Bazı meclis üyeleri bunu kaşıyor…
Haksız mı?
Değil tabii ki.
Onların da Lefkoşalı adına sorma hakkı var.
Çünkü “bir seçim kitapçığı” ile gelen Mehmet Harmancı, bu sorunları biliyordu.
Zaman geçiyor ve Lefkoşa’yı daha da kaybediyoruz.
Ortadaki çabayı görüyorum.
Daha sosyal bir belediye yapısı var artık.
Daha gülümseyen…
Daha çağdaş…
Ama yetmez…
Lefkoşa’nın ciddi bir dönüşüme ihtiyacı var.
Sokak sokak…
Bu da ancak mali yapının düzelmesi ile mümkün.
Hükümetin Lefkoşa diye bir sorunu var mı?
Emin değilim.
Lefkoşa’yı bu hale getirenlerin mali durumunu düzeltmekle meşgul bazı hükümet yetkilileri…
Lefkoşa’yı düzeltmek için seçilen başkan ve üyeler de birbirini yemekten vazgeçsin.
Lefkoşa’ya yazık oluyor…
Ne yapacağız?
































