Daracık sokaklar…
O sokaklarda bucaklar…
O bucaklarda kapılar…
O kapılar ardında avlular…
Sündürmeler…
Avlularda ağaçlar, çiçeklenen teneke saksılar…
Hangi şair o sokakları yazmıştır?
…
Belki yazan vardır, belki yoktur…
…
O sokak lambaları…
O loş ışıklar…
O gecelerde oynayan çocuklar…
Bir ayak, lingiri ve pirili oyunları…
O tahta panjurlar, o hanaylar, o demir karyolalar…
Hangi roman bunları anlatmıştır?
…
Belki anlatmıştır, belki anlatmamıştır…
…
Kerpiç duvarlardan evler…
Odalarda yuf delikleri…
Mermer taştan tekneler…
Penceresi telden dolaplar…
İslimler, kömür ütüler ve toprak su küpleri…
Hangi şarkı bunları söylemiştir?
…
Belki söylenmiştir, belki söylenmemiştir…
…
Masıracı, sucu, şişeci, gannavurici…
Helvacı, mahallebici, lokmacı, şamişici, salepçi…
Makas bileyicisi, kalaycı ve sandalyeci…
Hangi film bunları göstermiştir?
…
Belki…
…
Evlerde güvercin kafesleri…
Güvercin seslerine karışan dikiş makineleri…
Ahşap radyolarda şarkılar…
O şarkılardan yükselen sevdalar…
Huzur içinde yatan yatırlar…
Suyu bol sokak çeşmeleri…
Kim bu hayatı paramparça etmiştir?
…
Meyhanelerde tahta masalar…
Biraz konyak, biraz şarap…
Pikapta iğne gıcırtıları…
Münir Nurettin’den ve Zeki Müren’den şarkılar…
Kadınların elinde şemsiye, başlarında şapkalar…
Sabahları “Günaydın” diyen insanlar…
Salı geceleri meccane olan sinemalar…
Kim bu maziyi silmiştir?
…
Yalansız, hilesiz…
O komşular, o insanlar…
Bisikleti ile kapıya dayanan postacı…
Hurmacı, fırıncı, çörekçi…
El arabasını sürükleyen esnaf…
Çoronik, Osman Gezer, Altıparmak, Ahmet Becerikli, Nadide, Mehmet Ahmet Dubara, Aynalı…
Ve diğerleri…
Sokaklara damga vuran insanlar…
Kim bu ayak izlerini silmiştir?
…
Ve Lefkoşa’ya dair bir şiir ile bitirelim:
BİR LEFKOŞA SABAHI
Yağmur sonrası
Islak bir Lefkoşa sabahında
Kuytu bir yer arıyordun
Bırakıp gitmek adına platonik aşkını
Serin bir rüzgar esmişti
Girne Kapısından surlara doğru
Daha açılmamıştı
Geceden sürgülenmiş kapılar
Sımsıkı kapalıydı
Sessiz çığlıklar içindeydin
Kararsız ve yorgun
Saklıyordun
Aklından geçenleri
Yitik aşkları sakladığı gibi
Antik şehirlerin
Sert bir rüzgar esmişti
Baf Kapısından rüzgara doğru
Ürpermişti
Yuvalarında kırlangıçlar
Sokaklar sessiz ve belleksiz
Avlular derin uykularında
Kuytu bir yer arıyordun
Yarı aydınlık bir Lefkoşa sabahında
Bir Lüzinyan sarayının gotik kapısında
Bir bazilikanın yorgun duvarında
Bırakıp gitmek adına
Platonik aşkını
EMEL(Kâmil)ÜLFER
İstanbul/2009
































