Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Avrupa Parlamentosu dedikleri

Avrupa Parlamentosu (AP) denen kurum, dünyanın en yetkisiz parlamentolarından biridir veya bir AP parlamenterinin ifade ettiği gibi “Dünyanın tek yetkisiz parlamentosudur”. Parlamentonun idari işleri ve komite çalışmaları Brüksel’de yapılır genel kurul toplantıları ise Strazburg’da.

AB’nin sembolik olarak en önde gelen kurumudur ama ulusal parlamentolar gibi yasa yapma yetkisi yoktur. AB’nin hükümeti olarak algılanan Komisyon’un başkanını seçer, Komisyon’u bir bütün olarak onaylar, Komisyon’un bütçesinden sorumludur ve Komisyon’u güvensizlik oylaması ile düşürme yetkisi vardır. Bu işlerin yürütülmesi için 755 yüksek maaşlı parlamenter geceli gündüzlü çalışıyor. Acaba?

Heyecanlı bir maceradan sonra AP binasının önünde toplandık. Otobüs şoförü, söylenen saatte durakta olmayan bazı Kıbrıslıları bırakıp hareket etti. Bir çemberden dönüp paralel yoldan geçince karşı tarafta grubumuzdan eksik olanlar görüldü. Bazı arkadaşlar şoföre durmasını söylediler. O da durdu. Otobüsün durduğunu gören Kıbrıslılar koşmaya başladılar. Ama şoför orada otobüs durağı olmadığını söyleyerek hareket etti. Herhalde Brüksel’de otobüs durağı olmayan yerde otobüse yolcu almanın cezası yüksek olsa gerektir.

Ziyaretçi” kartlarımızı göğüslerimize yapıştırmaya çalışırken geride kalanlar da bize katıldılar. Taksi tutmuşlar. (Bu vesileyle Brüksel’de taksilerin ucuz olduğunu öğrenmiş olduk.) Kimliklerimizin kontrol edilmesinden ve sıkı bir yoklamadan sonra 50 dolayında Kıbrıslı en nihayet Parlamento binasının içine girmeyi başardık. Hem de zamanında. Ne demişler? Güç olsun da geç olmasın.

İçeri girer girmez bizi küçük bir salona aldılar. Konuşmacı bilgisayarını kurmuş bizi bekliyordu. Adının Yorgos Stilyanu olduğunu öğrendiğimiz konuşmacı kendisini “teknokrat” olarak tanıttı. Bu nedenle politik soruları daha sonra konuşacak olan parlamenterlere saklamamızı rica etti. Kendisi bizlere AP’nin nasıl çalıştığını anlatacağını söyledi.

Sunumuna başlamadan önce şu soruyu sordu: “AB’ye üye olmaktan memnun musunuz?” Kör kuyuya öyle bir taş attı ki onu oradan kimse çıkaramadı. Sunumu ile ilgili iki kelime söyleyemedi. Süresi sona erdiği zaman halâ başlangıçta sorduğu soruyla cebelleşiyordu.

Kıbrıslı Türkler hem üyeydiler hem değildiler. Araf’ta bir yerde oldukları için konuşmaları gerçekten üye olan Rumlara bıraktılar. El kaldıran Rum konuşuyor ve AB’den memnun olmadığını belirttikten sonra şikâyetçi olmasının nedenlerini açıklıyordu.

En çok dile getirilen şikâyet “Kıbrıs sorunun çözümünde AB’nin beklendiği kadar katkı koymamış olması” idi. Referandum öncesinde dönemin Cumhurbaşkanı Papadopulos, ufukta “Avrupa Çözümü” görüldüğünü söylüyordu. Her neyseydi bu çözüm. Belli ki sağcılar da solcular da Papdopulos’a güvenmişler, ona inanmışlardı. İçten içe halâ Avrupa çözümünü bekleyenler bile vardı.

Kendisi de bir Rum olan Stilyanu, mealen ve özetle bu konuda şu açıklamayı yaptı: “AB’den bu konuda boşuna katkı beklediniz ve de bekliyorsunuz. AB’nin bu konularda hiçbir yetkisi yoktur. Komisyon, ancak üye ülkelerin devrettiği yetkileri kullanabilir. Bu konuda da hiç yetkisi yoktur. Bu nedenle çözüme katkı koyamaz. Boşuna beklemeyin.”

İkinci büyük şikâyet ekonominin durumuyla ilgiliydi. Kıbrıs’ın ekonomisi AB’ye üye olmadan önce şimdikinden çok daha iyiydi. Ekonomi çökünce AB’den para istendi, o da halkın biriktirdiği paralara el koydurdu.

Stilyanu: “Ekonomimizi AB değil, biz çökerttik. Gidip beş para etmez Yunan bonolarına milyarlarca dolar yatırmamızı AB istemedi. Dolayısıyla kendi politikacılarımızı ve bankacılarımızı eleştirmeliyiz ve suçlamalıyız. AB’den para isteyince parayı verenin o parayı nasıl geri alacağı konusunda tedbir alması doğal sayılmalıdır. Şunu anlamamız gerekir: Parasal yönetimden AB sorumludur ancak ekonomiden üye ülkeler ve onların yönetimleri sorumludur. Ekonomi alanında AB’nin fazla bir yetkisi yoktur.”

Dile getirilen diğer bir şikâyet de işsizlik oranının özellikle de gençler arasındaki işsizlik oranının yüksek olmasıdır. Gençler başka ülkelere göç ediyorlar halbuki üye olmadan önce işsizlik diye bir sorun yoktu.

Stilyanu: “AB’nin en üst düzeyde politika tayin edici konumda olan kişilerin çoğu, hatta büyük bir çoğunluğu sağcıdır. Bu insanlar AB’ye sağcı politikalar empoze etmektedirler. Bu bir vakıadır ve bunu anlamamız gerekiyor.”

Rumların bu denli AB karşıtı olduklarını görünce ben de konuşmak ihtiyacı duydum. Aslında şaşırmamam gerekirdi çünkü AKEL eskiden beri AB’yi emperyalist bir güç olarak görüyordu. AB’ye ve NATO’ya şiddetle karşı çıkıyordu. Belli ki bu ideolojik görüşün kalıntıları günümüze kadar sürdürülüyor. Alt yapı değişse bile üst yapı belli bir süre varlığını sürdürmeye devam ediyor. Gruptaki insanların büyük bir çoğunluğunu tanımıyordum. Ancak ekseriyetinin AKEL üyesi veya sempatizanı olma ihtimali güçlüdür diye düşünüyorum.

Ben AB muktesebatının Kuzey’de askıda olduğunu hatırlattıktan sonra “AB standartlarının ve normlarının kendi toplumumda da geçerli olmasını ve Brüksel tarafından denetlenmesini çok istiyorum” dedim. Kıbrıslı politikacıların çoğu popülisttir. Denetlenmeleri gerekir.

Stilyanu’nun yanıt vermesine gerek yoktu ama o söylediklerimi bir soru olarak algılayarak malumu ilam etmek ihtiyacını duydu: “Askıya alınan AB muktesebatı çözümden sonra Kuzey’de de uygulanacak.”

Haftaya AKEL’in AP milletvekillerinin söylediklerini öztlemeye çalışacağım.