Şeherde gezip duruyordum ki her kapının ardından ne hikayeler gelip geçmiştir diye düşünüyordum.
İnsanları ile birlikte bütün hikayeleri yok mu olacaktı bu şehrin?
Hisaraltlarında, altında oyun oynadığımız görkemli çam ağaçları neden şimdi yabancı?
Yaz kıyafetleri içinde güzel kıyafetleri ve insanı sarhoş eden parfümleri ile o kızlar şimdi nerede?
Hangi ülkede insanlar yaşadığı kentin içindeyken yine aynı kent içine göç eder?
Ben bu katliamın, bu acı hikayenin, bu geberesiye vicdan azabının neresindeyim?
…
Öğrenciler okullarına gittiklerinde,
Tekmil şehrin sokakları boşalırdı.
Tek tük insanlar gezinirdi sokaklarda.
Mevsim baharsa etrafa feslikan ve ful kokuları yayılırdı.
Kolunda sepeti ile köyden şehere inen dizlikli bir satıcı tek tek her kapıyı bilirdi.
Hangi kapıyı çalsa tanıdıktı.
Hellim satıcısıydı ya da zeytin, yağ satıcısı.
Köyden getirdiklerini satacak, haftaya aynı gün aynı saatlerde yine gelecekti.
Kapılar açıktı, içeriye girmesinin herhangi bir mahsuru yoktu…
…
Büyük bir şehir değildi burası.
Yolda yürürken herhangi birinin “Hey taksi” diye seslendiği olmamıştır.
Taksi şoförleri de kendi hallerindeydi.
Nöbet noktalarında telefon zilleri çalarsa o zaman müşterilerine giderlerdi ki, o zilin çalması her daim gecikirdi…
…
Enver’in kahvehanesinde nargile içen ayakkabıları urgan, uyarsa göğüslerinde karanfil taşıyan o insanlar nerede?
…
Halil (Ulaş) abimizin ölüm haberini alınca,
Dibelik gömüldüm şu Nico-sia’ya.
Baştan aşağı bir sersemlik, baştan aşağı bir yalnızlık içinde dolaştım sokaklarını.
Bir kerpiç duvarı daha koptu sanki bu şehrin,
Bir hanayı daha yıkıldı sanki.
Sanki yaseminler, feslikanlar yeniden öksüz.
Her şey yalan gibi geliyor insana.
Söküp attığımız her şey yalan.
Kız Lisesi yalan,
Victorya yalan,
Tren yolları, tren istasyonları yalan.
Kanlı Dere, Köşklüçiftlik, Kumsal,
Ve o sinemalar, o parklar, bahçeler tekmil yalan.
Yalan geliyor insana,
Neredeyse yaşanan her şey hayal…
…
Halil Ulaş’ın babası Buzcu Enver Dayıyı hatırladım bir an.
Titizliği ile karışmış bir telaş içinde yapardı işlerini Bandabuliya’da…
…
Babalarını da çocuklarını da teker teker kaybediyor bu kent.
Son neslini belki de,
Geriye bilinmeyen nice hikayeler bırakarak…
































