“Bu bağnaz ülkede, insanların çoğunun bağnaz ve yobaz olduğu ülkede hiçbir buluş bulunmaz. Onların yapabilecekleri şudur: Hangi buluş bulunsa, ‘Aaa, bu Kur’an’da vardı, Kur’an’da yazılıyordu.’ Hep bunu söylerler. Peki, bu Müslümanlar bu kadar aptal mı, Kur’an’da yazıldığı halde, bu kadar yüzyıldır Kur’an’da bunu okudukları halde hiçbir şey bulup çıkaramıyorlar? Hep bunu Hristiyanlar, gavurlar ya da dinsizler bulup çıkarıyor? Bu kadar beyni işlemeyen insanlar ne yapabilirler yani?”
…
Aziz Nesin’in bir konuşmasında ileriye sürdüğü bu görüşler üzerinde birkaç laf sarf edecektik…
…
Ne yazılabilir ki böyle zamanlarda?
…
Ayşe, İmge, Figen.
Üç genç öğretim üyesi.
…
Ve beklenmedik bir kaza.
…
Nereye lanet yağdırmalı?
Kadere mi?
Kaderse, yazan nasıl yazmış?
Memlekete mi?
Yollara, asfaltlara, bariyersiz şehir yollarına mı?
Neden yollar arttıkça kazalar da artıyor?
Nereye lanet etmeli?
Devlete mi?
Gelmiş geçmiş hükümetlere mi?
…
Neye yarar?
…
Hayat, her gün yeniden başlar.
…
Ayşe, İmge ve Figen öğretmenler için değil ama!
Bari, Dilek öğretmen yaşama sarılsa…
…
Tam da günbatımında.
Üç genç kalp ilelebet susuyor.
Güneşle birlikte karanlığa gömülüyorlar.
Güneş yine doğacak fakat, onlar bir daha gözlerini açmayacak.
…
Neye yarar artık o ölüm ilanları?
Neye yarar mevlitler?
Hangi mevlit, hangi ilan onları anlatabilir?
…
Her şey biter, yarım kalır.
Okulda, evde kırık dökük hatıralar.
Bakmak kolay mı o albümlere, o fotoğraflara?
Her an çıkacak gelecek gibi,
Telefonu açıp konuşacak gibi,
Yatağını yorganını dürecek gibi,
Bir sabah öpüp çocuğunu yanaklarından, akşama tekrar dönecek gibi…
…
Hayat her gün yeniden başlar!
Gel bunu Azrail’e anlat!
…
Nereye lanet etmeli böyle zamanlarda?
…
Olay sosyal medyada patlak verince, eleştiri yağmurları da yağdı.
Bariyersiz yollara, devlete…
…
Ne diyordu Aziz Nesin?
“Bu kadar beyni işlemeyen insanlar ne yapabilirler yani?”
































