Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
DünyaTürkiye

Taraflar öze odaklanacak

Hem Türkiye hem AB, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası gelinen aşamada retoriğin bir yana bırakılıp işin özüne odaklanılmasından yana. AB ile Türkiye arasında cuma günüAnkara’da yapılan Yüksek Düzeyli Siyasi Diyalog Toplantısı ilişkilerde yeni bir ivme, yoğun diyalog ve normal ayarlara dönüş beklentisini canlandırsa da pratikte aşılması gereken zorlu engeller söz konusu.

AVRUPA Birliği (AB) ile Türkiye arasında geçtiğimiz cuma günü Ankara’da yapılan Yüksek Düzeyli Siyasi Diyalog Toplantısı, 15 Temmuz darbe girişiminin yarattığı zorlu bir sürecin hakim olduğu, iki tarafın da ilişkilerin niteliğinden hoşnut olmadığı ve çoğuzaman diplomatik sınırları zorlayan açıklamaların tavan yaptığı bir döneme denk geldi. Gelinen aşamada hem AB hem de Türkiye, retoriğin bir yana bırakılıp işin özüne odaklanılmasından yana. Bu beklenti açıklamalara da net şekilde yansıtıldı. Toplantı, ilişkilerde yeni bir ivme, yoğun diyalog ve normal ayarlara dönüş beklentisini canlandırsa da pratikte aşılması gereken zorlu engeller söz konusu.

SAVUNMA YERİNE ATAK: Normalde Brüksel’de yapılması gereken ancak AB’nin talebi üzerine Ankara’ya alınan toplantı tarafların eteğindeki taşları döktüğü bir platform haline dönüştü. Toplantıda Türkiye’yi temsil eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ile AB Komisyonu’nun Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn’a özellikle ‘AB’den üst düzey ziyaretin 15 Temmuz’dan ancak 56 gün sonra gelmesi’ konusunda epeyce yüklendi. Toplantıda yer alan bir yetkili Mogherini ve Hahn’ın iki bakanın eleştirileri karşısında fazla bir şey diyemediğini aktardı. Türkiye’nin özellikle vize muafiyeti, terörle mücadele, OHAL ilanı ve müzakere başlıklarının açılması konusunda savunma yerine atak yaklaşımı sergilediği, toplantının dikkat çeken unsurları arasında. AB’nin de bu kez şaşırtıcı bir şekilde ‘ders veren’ tavır takınmaması da toplantıya ilişkin ilginç notlardan birini oluşturuyor.

TERÖR İLE MÜCADELE: AB’nin terörle mücadele konusunda sergilediği tavır Türkiye tarafından yeterli görülmüyor. Bu mesaj AB kanadına bir kez daha net şekilde verildi.PKK başta olmak üzere terör örgütlerinin üye ülkelerdeki ve AB kurumlarındaki faaliyetlerine izin verilmemesi talebinde bulunuldu. Mogherini’nin, toplantı sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısında, PKK’nın terör örgütü olduğuna özellikle vurgu yapması içerideki tartışmaların yansıması niteliğindeydi.

HENÜZ LİSTE TALEBİ YOK: Türkiye’nin terör örgütü olarak ilan ettiği FETÖ konusunda ise AB henüz ‘anlamaya çalışma’ aşamasında. Türkiye’den de henüz bu örgütün AB’nin terör örgütleri listesine alınması doğrultusunda resmi bir talep gelmedi.

SIKINTILI VE RİSKLİ SÜREÇ: AB, 15 Temmuz’un önemi ve durumun ciddiyetinin farkında olduğunu verdiği mesajlarla ortaya koyarken darbe girişimi sonrasını insan hakları, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler açısından oldukça sorunlu bulduğunu gizlemedi. Medya özgürlüğünü de içeren bu alanlarda yüksek standartlara bağlı kalınmasının gerekliliği Ankara’ya iletildi.

‘23’ VE ‘24’ RESTİ: Türkiye’nin bu vurguya yönelik tavrını ise Çelik’in açıklamalarından çıkarmak mümkün: “OHAL uygulaması söz konusu olmasına rağmen Türkiye’de demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti ilkelerinden zerre kadar taviz verilmemektedir.” Çelik’in, 23 numaralı ‘yargı ve temel haklar’ ile 24 numaralı ‘adalet, özgürlük ve güvenlik’ başlıkları için kullandığı, “Eleştiriler demokrasi ve insan haklarında ilerleme amacı taşıyorsa o zaman buyurun bu başlıkları açalım” ifadeleri de AB’ye yönelik, ‘hodri meydan’ mesajı niteliğindeydi.

AÇACAK BAŞLIK KALMADI: Çelik, bu iki başlığın yılsonuna kadar açılması çağrısı yapsa da pratikte, değil bu başlıkları herhangi bir başlığı açmak bile mucizeye bağlı. Mucizenin adı da ‘Kıbrıs’ta çözüm’. Türkiye şu ana kadar 16 başlık açtı. Geri ye kalan 19 başlıktan 8’i Kıbrıs sorunu nedeniyle AB tarafından askıya alınmış durumda, 6 başlığa da Rum Kesimi tek taraflı blokaj uyguluyor, 2 başlık ise ancak müzakere sonunda açılabilecek nitelikte. Sorunlu olmayan 3 başlığı da ekonomiye ağır yük getireceği gerekçesiyle Türkiye şu aşamada açmak istemiyor.

VİZE TAKVİMİ

Vize muafiyeti konusundaki çalışma Mogherini’nin belirttiği gibi hiç aksamadan sürüyor. Beklenti, her iki tarafın da geri adım attığı izleniminin oluşmasına neden olmayacak ancak Terörle Mücadele Yasası’na ilişkin kriterin karşılanmasını sağlayacak bir ara formül bulunması. Bu sonuca Türkiye’nin istediği gibi ekim içinde ulaşılması teknik açıdan hâlâ mümkün olsa da oldukça zor. Türkiye, ekimde olmasa bile yıl bitmeden bu sorunun halledilmesini istiyor. AB’de de vize muafiyetinin ne Geri Kabul Anlaşması’ndan ne de taraflar arasındaki 18 Mart mutabakatından ayrı düşünülemeyeceği anlayışı yerleşmeye başlamış durumda.