“GÜZEL YAŞ ALIYORUM”: “Hiçbir zaman negatif konuşmamalıyız. ‘Yaşlanıyorum’ demek yerine, ‘Yaşımın en güzeli oluyorum’ demek lazım. Her yaşın bir güzelliği var ama çevremize baktığımız zaman yaştaşlarımızın iyisi olmak bize keyif verir”
BİLİNÇALTINI TEMİZLEME: “Hızlı zayıflama için zayıflama aşısını kullanıyorum, kalıcı kilo vermesi için de bilinçaltını temizliyorum. Zayıflama aşısı ile kilonuzun yüzde 10’unu 2 ayda veriyorsunuz. Bundan sonra Merit Royal’deyim”
“BEDENİMİZ KIYMETLİ”: “Uzun değil, kaliteli yaşamak önemli olan. Biz kendimize bakmazsak, kimse de bize bakmaz. Bu beden çok kıymetli. Beden en önemli enstrümanımız. Bazen bunu unutup, başkalarının empoze ettiği yaşamları yaşıyoruz. Bir durup bakıyoruz ki, beden elden gitmiş”

Selda İÇER
İnsanlar için güzel görünmek, kilosunu korumak veya kilolu ise bu kilolardan en erken zamanda kurtarmak çok önemlidir. Bu çerçevede biz de ülkemizde özellikle kadınların güzelliklerini korumak adına neler yaptığını da dikkate alarak bu hafta Türkiye’de alanında isim yapmış aile hekimi ve estetik medikal hekimi Dr. Gönül Ateşsaçan ile hızlı kilo verme, bunu koruma ve kilo verememenin nedenlerini bulma konusunu konuştuk. Kilolarınızı veremiyorsanız, kilo verip hemen geri alıyorsanız veya hızlı kilo vermek istiyorsanız Dr. Gönül Ateşsaçan bundan böyle kendine özgü yöntemleriyle sizin bu sorunlarınıza Merit Royal Otel’de hizmet vermeye başladı. “Bu beden sizin, onu en iyi şekilde kullanın” diyen Ateşsaçan, işe pozitif düşünce ile başlamanızı öneriyor. Kilo verememe nedenlerini hipnozla buluyor ve sizi arındırıyor. Arzu ederseniz Merit Royal Otel’de zayıflama kampına katılıp nasıl beslenmeniz, nasıl yemek pişirmeniz gerektiğini de öğrenebileceksiniz.
HAVADİS: Öncelikle bizlere kendinizi tanıtabilir misiniz?
ATEŞSAÇAN: Aile hekimi ve estetik medikal hekimiyim. Hastaların, fiziksel olarak iyileştirirken, bilinçaltını da temizleyerek, daha kalıcı sağlıklarına kavuşmalarını sağlıyorum. Genellikle hastalarım, kilo verme konusunda bana başvuruyorlar. Bu kilo vermenin daha sağlıklı ve kalıcı olması için pek çok yöntem uyguluyorum. Zayıflamada en çok kullandığım yöntemlerden birisi de zayıflama aşısıdır.
HAVADİS: Nasıl kullanıyorsunuz bu aşıyı?
ATEŞSAÇAN: Bu yaklaşık 2 aylık bir uygulamadır. Kişinin kilosu kaç olursa olsun, her gün kendine bir aşı yapar. Direnen, spora ve diyete rağmen gitmeyen yağın bölgesel olarak gitmesini sağlarken, kişinin tok kalmasını sağlar. Kişi bol proteinli beslenir bu iki ay boyunca. Ve hızlıca ilk ay içerisinde kilosunun yüzde onunu verir. Bu da 60-70 kiloluk bir insanın ilk ay 6-7 kilo vermesi gerekir. Çok da başarılı bir sonucu vardır. Uzun zamandır bu yöntemi uyguluyorum. Bunun yanında da eğer, kişi kilo vermekte direniyorsa, hormonlarında bir sorun varsa, ancak bunu kan seviyesinde henüz tespit edemiyorsa laboratuvar testlerinde, kişinin bilinçaltında o hormonları yavaş yavaş yükselttiğini ya da düşürdüğünü fark ediyorum. Ya da yaşadığı herhangi bir olay, çocuklukta ya da bebeklikte veya anne karnında bir travma yaşamış olabiliyor. Hücrelerimiz bütün her şey hafızasına DNA’ya kaydediyor. Biz gidip bir hekim olarak nasıl ki fiziksel olarak düzeltirken, kişinin atalardan getirdiği, bilinçaltında ona kilo aldıran, kilo vermesini yavaşlatan nedenleri bulup, tedavisini yapıyorum. Bilinçaltını tedavi ettiğiniz zaman, kişi kilo verirken bilinçaltı da hafifleyerek gerçekten çok daha kolay kilo vermeye başlıyor. Her hastada çeşitli yöntemler de uygulayabiliyoruz.
HAVADİS: Nedir bu yöntemler?
ATEŞSAÇAN: Hipnoz yapabiliyoruz. Manyetik bio rezonans yöntemi ile temizleyebiliyoruz vücudunu. Bunun dışında da, ilaç kullanmadan homeopatik ile ki bütün dünyada bu kullanılıyor. Homeopati ile de kişinin neden kilo aldığını bulup, zayıflamasına destek veriyorum. Ama en önemli şey, kişi kendini aynada, bir ay içinde 1-2 beden küçüldüğünü gördüğü zaman çok mutlu olup, midesi de küçüldüğü için alışkanlıkları da değiştiği için, başlıyor bu programı uygulamaya. Unutmasın ki insanların hepsi yaşam alışkanlıklarını değiştirirlerle kiloları değişiyor. Yani, “Ben şuna alışmışım. Bunu yemeye, içmeye devam edeceğim” dersek, ne yazık ki bu her zaman olmuyor. Şu bir gerçek ki, kiloyu koruması için de hastanın, haftanın 3 günü serbest, dört günü de diyet yapması gerekiyor. Kilosuna göre tabii. Örneğin “hafta sonu yedin içtin, hafta içi de bir toparlan bir besin de toksu yap, sebze ye” diyorum. Bunlar kişinin ilerde kendi kilosunu da korumasını sağlıyor. Yani, kiloyu verdikten sonra koruması için de doğru davranırsa kişinin bir yere gitmeye ihtiyacı kalmadan kendi kendine de evinde de detoksuna devam edebiliyor. Ama burada en önemli şey, bu toksinleri hem zihinden, hem de bedenden atmaya çalışıyorum. Zayıflama açısından çok destek aldığım gibi bunun dışında en önemli destek aldığım yöntemlerden biri, demin de söylediğim gibi bilinçaltını temizlemek için manyetik biorezonans yöntemi.
HAVADİS: Zayıflama aşısının içerisinde ne vardır. Yan etkileri var mıdır, kimler kullanabilir. Bunu ben merak ettim açıkçası.
ATEŞSAÇAN: Öncelikle 18 yaş üzerinde kadın ve erkeklerde uygulanabilen bir yöntem. Tüm dünyada yıllardır uygulanıyor. Ben özel bir vitamin karışımıyla birlikte uyguluyorum. İçinde vitaminle birlikte hamileyken salgıladığımız hormon var içinde. Ama çok düşük doz. Binde biri kadar. 150 ünite var. Özel bir vitamin karışımı var içinde. Her gün yaptığı zaman kişiyi tok tutuyor. En önemlisi yüzümüzde beyaz yağ var, tip bir. Bölgesel olarak toplanan yağ, gri yağ ve bizi hep açlığa karşı koruyan ve gitmeyen bir kötü yağ tabakası bu. Bunu vermemiz için de mutlaka bir destek almamız gerekiyor. Olduğumuz aşı da, bu yağların gitmesini sağlıyor. Kişinin yüzü küçülmeden, karnı varsa, karnı gidiyor, kalçası varsa, kalçası gidiyor. Veya bacakları gidiyor. Bölgesel zayıflıyor.
HAVADİS: Kimlere yapıyorsunuz bunu?
ATEŞSAÇAN: Sağlıklı olan, adet düzeni sağlıklı giden. Doğum kontrol ilacı kullanıyorsa yapmıyorum. Polikistik overi varsa yapmıyorum. Menepozda ise de yapabiliyorum hiçbir sorun yok. Erkeklerde de prostatı varsa yapmıyorum. Bunun dışında kalp, baypass geçiren hastam var, şeker hastası olan hastam var, başka hiçbir şeyle etkileşmiyor. Hatta migrene çok büyük bir faydası var. Hastanın kolay ve kalıcı kilo vermesini sağlıyor. Bu arada ben, beslenme uzmanı da olduğum için hastanın proteinle beslenmesini ama az az, sık sık beslenmesini sağlıyorum. Güneş batınca da 19.30-20.00’den sonra da fazla beslenmemesini, daha çok hafif sebze ağırlıklı beslenip, spor yapmasını sağlıyorum. Yaşam alışkanlıklarıyla birlikte kilo vermesi de kalıcı hale geliyor.
HAVADİS: Spor konusunda özellikle biz adalıların sıkıntısı var. Çok fazla hareketi sevmiyoruz. Bu alışkanlığı nasıl kazandırıyorsunuz?
ATEŞSAÇAN: Önce, kilosu yüksekse, birkaç hafta diyetle birlikte spor yaptırmıyorum. Ama yavaş yavaş dışarıda yürütüyorum. Bunu da genellikle ailede en çok kiminle yiyorsa veya eşiyle dostuyla en çok yemek yediği kim varsa onu da yavaş yavaş diyeti ile birlikte spora da başlatmalarını istiyorum. Birlikte gitsinler istiyorum. En çok ne saat atıştırmak istiyorsa, o saate spor koymaya çalışıyorum. İlk bir hafta eğer bir vücut ağrısı, bel ağrısı, kalp riski yoksa hafif hafif yürütmeye çalışıyorum. O spor ayakkabılarını ilk hafta zor giyeriz ayağımıza ama yürüdükten sonra yavaş yavaş vücut endorfin yani mutluluk hormono salgılar ve spora alışmaya başlarız. En azından haftanın 5-6 günü dışarıda yürütüyorum. Hiçbir zaman bir saatten fazla spor önermiyorum. Çünkü aşırı spor yaptığınız zaman da kas artıyor yağı tutuyor. Bir travma, bir tehdit kabul ediyor vücut bunu. Ama şu bir gerçek ki yaşam alışkanlıklarımızı değişmediğimiz sürece kilolar verilir ve geri gelir. Bunun için de en kolay yöntem, kilo verirken sporu bir yürüyüş olarak düşünsünler. Deli gibi hareket değil. Hiçbir şey yapamıyorlarsa evin çevresinde birkaç tur yürütüyorum, bahçede yürütüyorum. En iyi yeme içme arkadaşı, en iyi spor arkadaşı olur. Her zamanki savım bu. Bir de hastalarıma daima öğrettiğim. Biz kendimize bakmazsak, kimse bize bakmaz. Bu beden çok kıymetli. Beden en önemli enstrümanımız. Bazen bunu unutup, başkalarının empoze ettiği yaşamları yaşıyoruz. Başkalarının dediklerini yapıyoruz ve bir durup bakıyoruz ki, beden gitmiş elden.
HAVADİS: Bilinçaltı temizliğinde ne var, neyi temizliyorsunuz?
ATEŞSAÇAN: Örneğin biz diyoruz ki “Kilo veremiyorum.” Bilinçaltı da bize diyor ki “Kilo mu istediğin, al sana kilo.” Kiloyu konuşturmuyorum hastalarımda. Buna oto hipnoz deniyor. “Kilo vermede direniyorum”, “kilo veremiyorum”, “kilo ile verme ile sorunum var” cümlemelerini asla kullandırmıyorum. Çünkü bilinçaltı çocuk gibi. Onu kandırmamız gerekiyor. Olumsuz konuşmayı sevmez bilinçaltı. Kötü konuşmayı sevmez. Biz her zaman olumcu cümle kurmamız gerekiyor. Bilinçaltını temizlerken hipnozu çok kullanıyorum. Manyetik biorezonans kullanıyorum. Ama en önemlisi gündelik yaşamda da kişi, kötü ekim yapmadan olumlu konuşarak, hep iyi olduğunu düşünerek, hep içerdeki zayıfı çıkardığını düşünerek yaşamına devam etmesini sağlıyorum. Mesela hastalarım var, “ne yesem kalçama gidiyor”, diyor. Bu cümleyi yaşamlarından kaldırıyorum. 21 günde bilinçaltımız eğitiliyor. O olumsuzluk içinde hep olumlu konuşması gerekiyor. Gece yatarken, kendini güzel hayal ediyor, her geçen gün “inceliyorum, zayıflıyorum” diyor. Ve bunu 3 hafta devam ettirdiği zaman kendisindeki değişime inanamıyor. Sonuçlar çok başarılı.
HAVADİS: Sürekli pozitif düşünmek mi gerekiyor?
ATEŞSAÇAN: Kesinlikle pozitifin titreşimi daha yüksektir. Negatifin titreşimi daha düşüktür. Daha çabuk gerçekleşir olumsuz şey. Olumlu için emek verip hiç vazgeçmememiz gerekiyor. Sonuçta olacaktır bilsinler. Bir de yaşamda yaşadığımız olumsuzlukları biz yiyecekle kapatıyoruz. Bir bakıyoruz, birisine sinirlendik yedik çikolataları, karnımıza oturdu, kalçalara oturdu. Ama sonuçta biz o bedenle yaşamaya devam ediyoruz. Ve hastalarım bilirler, o yağlardan kimse nefret etmesin. O yağlar bize destek için geliyor. Sıkıntımızı almak için. Ve her akşam, şöyle demelerini istiyorum hastalarımın. Bunu herkes kullanabilir. Yatmadan önce aynanın karşısına geçin ve elinizi karnınızın üzerine koyun. “Sıkıntılı dönemde benimle idiniz. Şimdi gitmenize izin veriyorum. Artık gidebilirsiniz” deyip, yağ hücrelerini sevgiyle göndermelisiniz. “Nefret ediyorum sizden” dediğiniz zaman o yağlar daha çok kalacaktır orada unutmasınlar. Kiloyu hiçbir zaman konuşmamak gerekiyor. Ne diyoruz “Yaşlanıyorum, kilo aldım” hayır, bu doğru değildir. İstersek bunu en aza indirebiliriz. Yanlış davranış, yanlış düşünce kalıpları bizi hastalandırıyor, kilo aldırıyor. Bunu daha kolaylaştırmak için de doğru konuşmamız, doğru düşünmemiz gerekir.
HAVADİS: “Yaşlanıyorum” kelimesini çıkarıp yerine ne koymak gerekiyor?
ATEŞSAÇAN: “Güzel yaş alıyorum.” “Yaşımın en güzeli oluyorum” demek lazım. Her yaşın bir güzelliği var ama çevremize baktığımız zaman yaştaşlarımızın iyisi olmak bize keyif verir. Yaşının iyisi ise kişi. On yıl sonra okul toplantısına gittiğiniz zaman kendinizi iyi hissediyorsanız doğru yoldasınız demektir. Bunu kendiniz de başarabilirsiniz, çeşitli destek tedaviler de alabilirsiniz ama bunun en önemlisi bunu zihinde de başarabilmektir. “Ben doğru yaş alıyorum, yaşımın en güzeliyim” demelisiniz.
HAVADİS: Ciddi manada kilosu olan ve bugüne kadar bunu vermeye çalışıp da başarmamış birisine bu anlattıklarınızın hangisini uygulayacağınıza nasıl karar veriyorsunuz?
ATEŞSAÇAN: Mutlaka öncesinde hasta ile görüşüyorum. Yarım saat sürüyor benim görüşmem hastayla. Onunla çeşitli sorularıma yanıt alıp bir hekim olarak yılların deneyimiyle onun neye ihtiyacı olduğuna karar veriyorum. Ama çok fazla böyle hastam var. Ameliyat olmasına rağmen kilolarını verememiş hastalarım var. Öncelikle karar veriyorum ve izin alıyorum ondan bilinçaltını zayıflatmaya başlıyorum, böylece zaten çok kola kilo vermeye başlıyor.
HAVADİS: Bilinçaltını nasıl zayıflatıyorsunuz?
ATEŞSAÇAN: Konuşuyorum onunla ve neye ihtiyacı olduğunu anlıyorum. Tabii en çok da travmalarını öğrenmeye başlıyorum. Geçmişte ne yaşadığı tabii çok önemli. İzin vermesini istiyorum, izin alıyorum ondan kilo vermesi için. “Karar verdim, izin veriyorum kilo vermeye kendime” diyor. Çünkü kendi izin vermediği için o durumda. Korkuyor kilo vermeye. Bazen hanımlar sosyal olarak yükseldiği zaman, güzelliğiyle bir yere geldiğinde korkup kilo aldırmaya başlıyor kendine. O kadar ilginç hastalarım var ki. Geçmiş yaşamda tacizleri ortaya çıkıyor, her konuda pek çok travması olan hastam var. Kadında da erkekte de. Bunu kendine bile itiraf edemiyor, ama konuştukça bunlar ortaya çıkıyor. Ama en önemlisi hastalarım bana güveniyorlar, etik kurallara çok dikkat ediyorum. Karar aşamasında nelere ihtiyacı olduğuna birlikte karar veriyoruz. Kendisi bana ip uçlarını veriyor. Sonra da, ya frekans veya hipnozla başlıyorum tedaviye. Kesinlikle radikal bir diyetle başlıyorum.
HAVADİS: Merit Royal Otel’de nasıl bir servisiniz olacak?
ATEŞSAÇAN: Merit Royal Otel’de de aynı menülerimiz olacak. İsterlerse konaklayarak da hastalarımız bu tedaviyi kamp gibi alabilecekler. Bu çok büyük bir fırsat. Çok güzel bir ortamda, ideal şartlarda her öğün yemeği, ara öğünleri önüne gelerek alabilecek hastamız hizmetini. Çünkü biz bazen şartlar bizi o kadar zorluyor ki, çevrenin etkisiyle çok yemeğe devam ediyoruz. O çevreden uzaklaşmak için bir kamp gibi otelde kalarak da devam edebilecek tedavisine. Sporunu yapacak, kendisi gibi zayıflayan insanlarla birlikte olacak. Zayıflama kampı şeklinde ama stres yaratmadan. Tabii kilo vermek bir stres, bir travmadır, bir saldırıdır. Bunu bilinçaltında çalışarak hastalarım genelde şunu diyor. “Ben genelde telaşlı ve sinirli oluyordum” diyordu ama benim hastalarımın hepsi mutludur. Açlığını hissetmeden, aç kalmadan ve kolayca kilo veriyor ve mutsuz olmuyor. Çünkü insanların önünden bir anda yiyeceğini alıp hiç yemek koymazsanız mutsuz oluyorlar. Ona güzel yiyecek koyuyoruz ve açlığını hissettirmeyecek tedaviler uyguluyorum. Mutlu oluyor, telaşlı ve gergin olmuyor. “Ben aç değilim” diyor.
HAVADİS: Domatesin çekirdeğinin ne zararı var?
ATEŞSAÇAN: Domatesin çekirdeği mideyi sulandırır. Çekirdeğini çıkarıp yemelerini öneriyorum ben hastalarıma. Hem de kabuğunu soymalarını. Bu arada havuş, mısır, patates genellikle yedirmem. Kalorili çünkü. Onun dışında çok sulu yemekler midedeki sindirimi yavaşlatır. Çorbayı az veriyorum mesela. Karbonhidratı genellikle hayvansal protein ile tükettirmiyorum. Peyniri ve yoğurdu az tükettiriyorum. Mayalı gıda sindirimi yavaşlattırıyor.
HAVADİS: Ama biz Kıbrıslılar hellimi inanılmaz tüketiyoruz.
ATEŞSAÇAN: Hellimi biraz unutun. En azından ayda bir hafta yemeyin. Sabahları yumurta yiyin. Ben genellikle yumurtanın beyazından omlet yaptırıyorum. Protein değeri çok daha yüksek. Yağsız tavada yaptırıyorum. Haşlanmış yumurta da yiyebilir. Yanında bir de dilim ekmek yiyebilir ama öğleden itibaren hayvansal gıda ile karbonhidratı birlikte tükettirmiyorum. Ben yumurtayı öneriyorum. Haftanın 5 gününe kadar tüketebilir.
HAVADİS: Örneğin diyetimizi yaptık, ideal kilomuza geldik. Beslenmemizi yaşam şekline getirmek için ne yapmak gerekiyor?
ATEŞSAÇAN: 3 ay daha devam etmek gerekiyor buna. “Diyettesin” demiyorum ama “ideal kilodasın” diyorum. Onun için haftanın iki günü detoks yaptırıyorum, haftada bir sebze detoksu, bir günü normal diyet yaptırıyorum, diğer beş gün kafasına göre takılıyor. Zaten midesi küçüldüğü için alışkanlığı bozulmadan devam ediyor. 3 ay boyunca da 3 haftada veya ayda bir de tartıya çağırıyorum hastamı. Sadece tartıya geliyor. Diyetteyim kaygısını bıraktırıyorum ona. Çünkü diyetteyim demek bir tehdit unsuru yaratıyor vücuda. Onun için ayda bir sadece tartıya geliyor hasta. Ondan sonra da özgür bırakıyorum. Bazen de haftanın bir gününü peynir ve yoğurdu kesip mayasız beslendiriyorum.
HAVADİS: Yüzde kaçlık bir başarı sağlıyor hastalarınız bu yöntemle?
ATEŞSAÇAN: Kilo vermede yüzde 99, ama kilo korumada yüzde 70-80 arasında değişiyor. Geri almamaları için de elimden gelen desteği veriyorum.
HAVADİS: Merit Royal’de siz ne kadar sıklıkla bulunacaksınız?
ATEŞSAÇAN: Haftanın en az 1-2 günü burada olacağım. Düzenli kontrole gelenleri zayıflamaya gelenleri böylelikle görmüş olacağım. Randevular alınacak. Bu arada yemeleri, içmeleriyle ilgili her türlü desteği vereceğim. Ara ara buradaki hastalarla birlikte ya da merak eden halkla birlikte bilgilendirme toplantıları yapacağız. Zayıflama aşısını anlatacağız veya beslenme programı için toplantılar yapacağız. Yemek yapmayı öğreteceğiz onlara. Çünkü yeme alışkanlıklarımız da bozuk. Sebze yemeği demek, yağ demek. O yağı kesmemiz gerekiyor. Yemek work shopları yapıp yemek yapmayı öğreteceğiz. Dışarıda yemek yemek her zaman için tehlikelidir. Bunu asla unutmasınlar. Yağlıdır sebze bile olsa. Bunun dışında haftanın bir iki günü burada iken bile hastaları düzenli olarak takip edeceğiz. Burada kişinin kendi bedenine farkındalığını sağlamaya çalışıyoruz. Bu beden çok kıymetli. Beden en iyi enstrüman onun için ona çok iyi bakmak gerekiyor. Bedenle ruhun uyumlamasını sağlamaktır aslında yaşam. Burada yani Merit Royal’de de hastalarımızda olumlu sonuçlar alacağımıza inanıyoruz. Ben bu yöntemleri 8 yıldır kullanıyorum. Bilinçaltını temizlemeyi de 4 yıldır kullanıyorum. Türkiye’de siyasetçi ve ünlülerden uygulamadığım kalmamıştır nerede ise ama etik gereği isim veremem.
Hızlı zayıflaması için zayıflama aşısını kullanıyorum, kalıcı kilo vermesi için de bilinçaltını temizliyorum. Özetle böyle.
HAVADİS: Kimlere öneriyorsunuz bunu?
ATEŞSAÇAN: Kilo vermekte zorlanan, birazcık kilosu olan veya çok kilosu olan herkese. Kilo vermeye niyet eden herkese bu yöntemlerimi uyguluyorum. Ama en önemli şey karar verip gelsinler diyorum.
HAVADİS: Son olarak neler söylemek istersiniz?
ATEŞSAÇAN: Hep söylediğim şey, biz kendimize bakmazsak, kimse bize bakmaz. En önemli enstrümanımız bedenimiz, herkes bedenine iyi bakmakla sorumlu. İyi bakmazsak ağrılarla ve keyifsiz bir yaşam elde ediyoruz. Allah bizden keyifli bir yaşam sürmemizi istiyor. Bunu bize hiç söyleyen olmuyor.
































