“Adadaki en tanınmış hayvan dik kafalılığıyla bilinen katırdır. Bunun her iki tarafa da etkisi var.”
…
Egemen Bağış söylüyor bunu.
…
Halbuki katır değil o.
Eşeğin ta kendisi.
…
O zaman, eşeği Bağış’ın cümlesindeki yerine koyalım.
Doğrusu neyse o olsun.
“Adadaki en tanınmış hayvan dik kafalılığıyla bilinen eşektir. Bunun her iki tarafa da etkisi var.”
…
Budur.
Eşek.
Her iki tarafa da etkisi var!..
…
Sizi tenzih ederim,
Ama benim hiç gücüme gitmedi.
Eşeksek eşeğiz!
Ebeveynimiz söylüyor!
…
Zaten eşek muhabbetimiz bol.
Zamanında merhum Cumhurbaşkanı Denktaş “sadece eşekler gerçek Kıbrıslıdır” demişti.
Bir anda ortalık kızışmıştı, hatırlayın.
İki Rum bir Türk yanlarına bir de eşek alarak sınıra dayanmışlar, eşeğe pasaport da çıkartmışlardı.
…
Hayvanlarla yapacağınız işlerde dikkat etmelisiniz.
Eşeği sınıra dayayanlar, bu hareketlerinden dolayı kınanmıştı.
Kliridis’in kızı Keti tarafından.
Laf aramızda, Egemen Bağış duymasın yoksa kadını tefe kor.
Keti, Eşek Dostları Cemiyeti’nin kurucusuydu.
…
Rum olsun Türk olsun.
Özelde, eşekleri severiz.
Genelde, hayvan severiz.
Her yıl Büyükkonuk Festivali’nde çocukları eşeğe bindiririz.
Biz gördük onlar da görsün, eşek neymiş anlasınlar diye.
…
Ne sevimli hayvandır onlar.
Eşeğin uysalı da, inatçısı da, çifte tepeni de.
…
Denktaş öyle demişti ya.
Çok tepki alınca,
“Söz benim değil Makarios’undur, ‘Kıbrıs’ta yegane duru Kıbrıslı, Kıbrıs eşeğidir’ sözü ona aittir” demişse de takan olmamıştı.
…
Tepki göstermişti herkes.
Yegane Kıbrıslı eşeklerdi ha!..
O zaman biz neydik?
…
Ne diyor?
O katırların (eşeklerin) iki tarafa da etkisi vardır diyor.
Bahsettiği Karpaz’ın özgür eşekleridir.
Eşekler bizi etkiliyor!
İnatçılıkları.
Özgürlükleri.
Kendi başlarına buyruk olmaları…
…
Pek de haksız değil!..
…
Bunu demek istiyor.
Bizi eşeğe benzeterek!..
…
Pi’nin Yaşamı adlı filmi izlemeyenler izlesinler.
Görsel bir şölene tanık olacaklar.
Ancak filmin özelliği görsel zenginliği karşısında, birçok dersi de içinde barındırması.
…
Hindistan’dan Kanada’ya göç eden bir aile yük gemisine binerler.
Gemide hayvanlar var.
Kaplan, sırtlan, zebra, maymun gibi.
Gemi Pasifik’in bir kör deliğinde batar.
Pi, 16 yaşında Hintli bir genç
Bir filika yardımı ile kurtulur, deniz üstünde kalmayı başarır.
Ama filikaya bir zebra, bir sırtlan, bir de kaplan yerleşivermiş.
Sırtlan, zebra ile maymunu öldürür.
Bu stresli görüntüler esnasında kaplan devreye girer ve bu kez sırtlan onun peçelerinden kurtulamaz.
Pi ile vahşi kaplan pek de büyük olmayan filikada yalnız başlarına kalırlar.
…
Film, Pi ile kaplanın birbirlerine alışma sürecini anlatır.
Gerilimli anlarla.
Sonuçta.
Pi’nin iradeli tutumları ve eğiticiliği ile kaplan ona alışmış olur.
Pi, kaplanı balıklarla besler.
Ona şefkat ve sevgi gösterir.
İki kafadardırlar artık.
Birbirilerinden pek vazgeçecek gibi değiller.
…
Pasifikte yolculuk zorlu geçer.
Fırtınalar filikayı birkaç kez alabora eder.
Denizle mücadelede Pi ile kaplan hayatta kalmayı başarır.
Bu alaboraların birinde her ikisi de yorgun düşer.
Gözlerini açtıklarında garip bir adanın sahilinde bulurlar kendilerini.
Günler sonra ayakları karaya basar.
Kara parçası garipliklerle dolu.
Ada toprağı, gündüz verdiği nimetleri gece alıyor, yok ediyor.
Pi de kaplan da bu gizemli adadan ürkerler.
Uzatmayalım.
Daha sonra Meksika kıyılarına varırlar.
Korkulu yolculuk uzakta artık.
Kıyının hemen karşısında ormanlık bir alan var.
Pi, kumların üzerinde yarı baygın haldeyken, kaplan ağır adımlarla ilerler ve arkasına bile bakmadan ormanlık alanın derinliklerinde kaybolur.
Pi’nin kendisine karşı yaptığı bütün iyiliklere rağmen.
Seçimi özgürlük olur.
…
Pi çok üzgündür ama ne çare…
…
Katır dedik.
Eşek dedik.
Kaplan dedik.
…
Ve özgürlük…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























