Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Güvenlik ve eşitlik

Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakere sürecinde son viraja doğru girilirken Türkiye müzakere sürecine tam desteğini tekrarladı.

Türkiye Cumhuriyeti çözümden yana tavrını en yetkili ağızlardan biri olan Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun adaya yaptığı son ziyaret sırasında bir kez daha ortaya koydu.

Bir adım önde olma politikasının devam ettiğinin altı çizildi.

Müzakere sürecinde yakalanan çözüm fırsatının kaçırılmaması gerektiğine işaret edildi.

Türkiye’nin süreci çok yakından izlediğinin altı çizildi.

Ve tabii ki süreçte yaşananlardan bilgi sahibi olunduğunun…

Gelinen aşamada Türk tarafı bir bütün olarak 2016 yılı bitmeden Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunabileceği görüşünde…

Bunun için de ilgili tüm tarafların üzerine düşeni yapması gerektiği beklentisinde…

Önümüzde üçlü ve beşli toplantı seçenekleri bizi bekliyor.

Bu seçeneklerin hayata geçmesi için ilk dört konu başlığında tarafların yoğunlaştırılmış müzakerelerde azami yakınlaşmaları sağlamaları lazım.

Bunun için de al-ver konusunda ellerini açabildikleri oranda açmaları, yaratıcı ve yapıcı bir şekilde sonuç odaklı çalışmaları şart.

Müzakerelerden şu ana kadar gelen mesajlar olumlu.

Müzakere masasında kritik aşamaya girildiği dönemde Kuzey Kıbrıs’ta hükümet ve Cumhurbaşkanı arasında gereksiz tartışma ve gerginlikler yaşanmaması önemlidir.

Bunun için ilgili tüm taraflar üzerine düşeni yapmalıdır.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ‘Toplum Lideri’ sıfatı ile bundan önceki Cumhurbaşkanlarının da yaptığı gibi müzakere masasında Kıbrıs Türk halkını temsilen oturmakta ve muhatapları ile konuşmaktadır.

Seçildiği günden bugüne Akıncı müzakere masasında ortaya koyduğu tavır ve yaklaşımlarla Kıbrıs Türk halkının eşitlik ve güvenliği başta olmak üzere haklarını savunma konusunda hassas olduğunu göstermiştir.

Müzakere süreçlerini yakından izleyen bir gazeteci olarak kendisinden önceki Cumhurbaşkanları gibi Akıncı’nın Kıbrıs Türk halkının güvenliğini ve eşitliğini riske atacak bir anlaşmaya imza atmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim.

O zaman gereksiz kavga ve tartışmalara girmek bu aşamada müzakere masasında bize sorun yaratmanın ötesinde bir işe yaramayacaktır.

Sokakta insanlar artık kimin daha çok milliyetçi olduğu tartışmalarından sıkılmıştır.

Son yirmi yılda yaşananlar, iktidar değişiklikleri, ülkeyi kimsenin Rum’a satma ya da yama yapma niyetinde olmadığını bize göstermiştir.

Önemli olan yaşamın her alanında yarınlarda daha yaşanabilir bir ülke yaratmaktır.

Olası bir federal yapıda altında yaşamaya devam edeceğimiz bir devlet yapılanmasını ortaya çıkarmaktır.

Milliyetçilik ve yurtseverliğin ölçüsü gençleri bu ülkede tutacak bir yapının her alanda ortaya çıkarılmasıdır.

Gerisi eskide kalmış boş tartışmalardır.

Ülkeye de yarınlara da bir faydası yoktur.