Öyle görünüyor ki, Türkiye’yi çok sevdiğini lafta söyleyenler, yakında yine Türkiye’nin Kıbrıs Politikasına karşı SAVAŞACAKLAR.
Belli bir bölümü, silahları kuşanıp, BULABİLİRLERSE, DAĞLARA ÇIKACAKLAR.
Toplumlararası görüşmeler Eylül ayının ortalarından sonra, NEWYORK’ a TAŞINIRKEN, Türkiye yeniden 5Lİ KONFERANS’a hazır olduğunu dillendirmeye başladı.
Çözüm karşıtı güçler ise, Akıncı ile yürütülen toplumlararası görüşmelerde Temsilcileri olmadığını, bu nedenle, çıkacak metni onaylamayacaklarını fısılltı gazetelerinde yaymaya başladılar.
Çözüm karşıtı cephe, şimdiden kahvelerde HAYIR’ın propagandasını yüksek sesle dillendirmektedirler.
Daha referanduma gidecek PLAN ortada yokken, HAYIR kampanyasının anlamı ne?
Görüşmelerde, Türk toplumunun etkisinin değil, Türkiye’nin, belirleyici olduğunu, HERKES BİLİRKEN, bu çevrelerin demagojilerinin anlamı ne ?
Kıbrıs Sorununun bir DIŞ SORUN olduğu, çözümünün de DIŞ GÜÇLERİN ETKİSİYLE olacağı gerçeği orda dururken, HAYIR çalışmalarının BAŞARIYA ULAŞMASI mümkün değildir.
Kuzey Kıbrıs’ta yaşayanlar için, ilk adım ULUSLARARASI HUKUK’un bir parçası olmaktır. Bu sağlanmadan, kendi kendini yönetmenin lafı bile olamaz.
Zaten birçok çevre, bunu dillendirmek ve bu uğurda mücadele etmek yerine, Türkiye’nin buraya kaynak aktarmasını sürdürmesini ve bölüşümün devam etmesini TERCİH ETMEKTEDİRLER.
Rum mallarının yağmalanması ve kanunsuz hayatın getirdiği ganimetlerle zenginleşmek, bu hayatın devam etmesi, ancak HAYIR’ın devam etmesiyle mümkündür.
HAYIR’ın başka bir sunum şekli ise Kıbrıs Türklerinin vatansız kalacağı yalanıdır.
Gerçekte, bu topraklar üzerinde alınan hiçbir karar kendi irademizle alınamamaktadır.
Türkiye’nin istemediği hiçbir PARTİ veya kuruluş, Kuzey’de kendi politikasını hayata geçirememektedir.
Memurlarının dahi Türkiye tarafından ödendiği, tüm alt-yapısının Türkiye tarafından yapıldığı bir yerde, Türkiye’ye rağmen, EVET veya HAYIR’ı çıkartmayı hayal etmek, ne kadar gerçekçi olabilir.
Eylül ayının ortasından sonra, Türkiye tüm ağırlığını 5Lİ KONFERANS’ı gerçekleştirmek ve KIBRIS BELASINDAN kurtulmak için harcayacaktır.
AKINCI’nın, görüşmeler konusunda Türkiye ile UYUM içerisinde olduğunu, en yetkili Türkiye yöneticileri sık sık dillendirmektedirler.
Bu söylemde, yürütülen görüşmelerde, Türkiye’nin belirleyici rolü, halka SIK SIK HATIRLATILMAKTADIR.
Zaten, Tüm toplumlararası görüşmelerde, ister DENKTAŞ dönemi isterse, TALAT dönemi olsun, önde görüşen Kıbrıs Türk heyetinin hemen ardında, Türkiye’li yetkililerin yer aldığı komisyonların olduğu, bunların onaylamadığı bir politikanın görüşme masasına sürülemeyeceği, herkes tarafından BİLİNMEKTEYDİ.
Akıncı döneminde de görüşmeler, aynı temelde yürütülmektedir.
Bu görüşmelerde, liderlerin belirleyici yönü, ortalığı germeden, Türkiye’nin istediği öncelikleri hayata geçirmede esnek olmaktır.
Türkiye, özellikle Orta-Doğu BATAKLIĞINA hızla sürüklenirken, Amerika’nın bölgesel ayarı nedeniyle, Kıbrıs sorununu yeniden düzenleme politikasının karşısında yer almayacaktır.
Yeni düzenlemeler esas olarak AMERİKA ve Türkiye damgasını taşıyacaktır. Bundan kaçınmak, mümkün değildir.
































