Hava yine böyle sıcaktı,
Lefkoşa’ya giriş çıkış kapıları kapalıydı,
Mevsim itibarı ile okullar da.
Gidilecek çok yer yoktu,
Sokak araları sessiz ve sakindi hatta kuş uçmaz kervan geçmez yerlere dönüşürdü,
Bazı komşular evlerinde dondurma yaparlardı,
Bu dondurmalar genellikle sütten yapılır,
Küçük fincanlara ve buna benzer kaplara doldurulur;
Üstüne ince kıyılmış tahtadan bir tutacak eklenir;
Dolapların “buz gözü” ne konur,
Donunca dondurma olur;
Birkaç kuruşa satılırdı.
Dondurmalar hangi kalıba girerse onun şeklini alırdı.
Bir kahve fincanının mesela…
…
Hava yine böyle sıcaktı,
Kıbrıs meselesi yine vardı,
Gazeteler yine acı haberler verirlerdi,
Mesele yine askıdaydı…
…
Öğle vakitlerinde sündürmelere çarşaflar yazılır, ki yere çarşaf yaymak yerine “yazmak” demek muhtemelen Anadolu kökenliydi,
O can sıkıcı saatler yuf deliklerinden girip çıkan rüzgarlarla atlatılmaya çalışılır,
Uyarsa sulu mahallebi yenirdi,
Kiremit aralarına sığınmış güvercinlerde bile derman kalmazdı,
Dışarıya çıkıp salınmak ancak serin ikindi vakitlerine kalırdı,
Güvercinler de aynı vakitlerde uçuşurdu.
Bisikletle uzun bir turlama yapılacaksa bisikletçiden geçilir,
Lastiklerine hava basılırdı.
Her ayakça vuruşunda bisikletin zinciri kavradığı çarkı ritmik olarak döndürür, Bu zincirli çark döndükçe kendine özgü bir müzik çıkardı ki, ayakça geriye doğru vurduğunda bu sefer o müziğin tonu değişirdi.
Dikilitaş yine her zamanki gibi yerindeydi,
Postane ve mahkeme binaları da öyle,
Mahkeme binalarının ana giriş kapısı üzerinde duran saat çalışırdı,
Fakat gün gelecek zaman duracak ve bir daha çalışmayacaktı.
Vakit ilerlediğinden sokak çeşmelerinin başında sucular tenekelerini doldurur,
Karanfilli Cemal da elinde lenger taksileri yıkamaya koyulurdu ki, Osman Gezer gibi seyyar satıcılar akşamın bereketini yakalamak için çoktan yerlerini almış olurdu.
Hurmacının Fatma da bütün takılarını takınır,
En güzel elbisesi ile sokaklara çıkardı dudaklarında gülücüklerle…
…
Hava yine sıcaktı,
Kıbrıs meselesi yine vardı,
O dönemlerin gençleri meselenin yaşlılıklarında da süreceğini,
Yaşlıların ise bu işin sonunu asla göremeyeceklerini akıllarına bile getiremezlerdi.
Zaten zaman çabuk geçmezdi.
Ama hayat bir cambazın ip üstünde yürümesi kadar tehlikeliydi,
Ha düştü ha düşecek,
Ha bitti ha bitecek,
Lakin kim bunun farkındaydı…
…
Buz gözünde yapılan dondurmalar çok güzeldi…
































