Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Cami ablaları- ağabeyleri… Maaşlı ama “fahri”

 

70 kişilik bir liste…

Yarısından fazlası nerdeyse…

Görevli imamların eşi…

Eşinin kardeşi…

İmamın kardeşi…

Camilerde, “Kur’an” öğretiyorlar…

15 Temmuz- 15 Ağustos gibi bir dilimde…

Yaklaşık bin çocuğun köylerdeki kurslara katıldığı belirtiliyor.

İmam- İmam yardımcısı, derken…

Yaklaşık 250 kişilik bir grup var.

Yani, bu işin ilmini yapmış insanlar Kur’an Kursu’nun başında dursa…

Her birine dört çocuk düşecek.

“Üstelik Kur’an parayla öğretilmez” ama.

Dediğim gibi 70 kişilik bir ekip…

Çoğu imam yakını…

Yarısı neredeyse kadın…

Ve tümü de, Din İşleri Başkanı Talip Atalay’a yakın…

Ona destek veren imamların yakını, eşi, gaynı, eniştesi, çocuğu…

Dediğim gibi liste var.

Onca imam dururken, nereden çıktı bu “ferdi görevli” işi?

Bunu sorgulayan yok.

Talip Atalay karar verdi…

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği de finanse etti.

“Din İşleri geliştirme kalemi…”

Bu 70’e yakın “abla ve ağabey” 2 bin 500 TL civarı bir maaş da alacak.

 Bu işler için…

Ama gelin görün ki…

Din eğitiminin yeterli olup olmadığı sorgulanmadan…

Cezai ehliyeti araştırılmadan…

Ne olduğu bilinmeden…

Üstelik, işin ehli imamlar dururken…

İmam eşini…

İmam kardeşini…

İmam kaynını camilere doldurup, “çocuklara Kur’an öğretin” demek de neyin nesi?

Soruyorum:

  • Din İşleri başkanlığı, “cami abla ve ağabeylerini” neye göre belirliyor?
  • Kur’an kursu vermek için standart nedir?
  • İmamlar ve din görevlileri dururken, dışarıdan neden ve neye göre görevlendirme yapılıyor?
  • Görevlendirilen kişiler hangi sınav, münhal ya da duyuru veya standarda göre seçiliyor?
  • Kur’an öğretimi para ile yapılır mı?
  • Kaç görevli aynı zamanda imam yakınıdır?

Sorular artabilir ama…

Ötesine gerek yok.

Ailelerin “çocuklarını emanet ettiği ve “Kur’an öğretsin” istediği kişiler “emin eller” mİ?

Bilmekte fayda var.

Talip Atalay beni kale almayabilir…

Ama bu bin çocuğun ailesine açıklama yapmak zorundadır .

Din görevlileri, kamu hizmeti yapan, kamudan maaş alan onca insan varken…

Bunca para neden saçılıyor…

 Bilmek herkesin hakkı.

Benim de…


Bir musibet, bin nasihat…

Duygu Alan, bugün için bir haber hazırladı…

Sizin “kahkaha gazı” olarak bildiğiniz sıvı…

Bildiğiniz narkoz…

Bildiğiniz “uyuşturuyor…”

Nasıl ki “aşırı narkoz” bir hastayı öldürüyor…

Bu gaz da, aşırı alındığı zaman, ölüme neden oluyor.

Alkolle alındığı zaman, öldürücü etkisi olabiliyor.

Narkoz kullanımı ile ilgili, adamlar 10 sene okuyor…

“Anestezist” oluyor…

Şimdi biz, böylesi önemli bir konuda…

“Kimin tutuklandığı ve tutuklananların suçlu olup olmadığı” derdine düştük.

Herkes taraf olma derdinde.

Yapmayalım bunu.

Ben, tutuklanan isimlerin, “bilerek” adım attığını düşünmedim.

Düşünmem.

Hiçbir işletmeci, bunu yapmaz.

Mekanında “aşırı alkol alan genci” dahi koruyan kollayan, evine bırakan insanlar bunlar.

İşletmecisine, garsonuna “Anestezist” görevi de vermiyorlar.

Ama öyle bir etkisi var işte…

Bir musibet, bin nasihat…

Bu olayı yaşadık.

Maalesef yaşadık.

Şükür ki bonzai gibi ölen bir genç yok…

Bonzaiden neler kaybetmedi bu toplum.

Kişilik katliamını bir kenara bırakalım…

Suçlu peşinde değiliz.

Şimdi hepimiz öğrendik ki “kahkaha gazı” dediğiniz şey, öldürücü etkiye sahip.

Aklı başında hiçbir işletmeci, bu riski almaz zaten.

Önümüze bakalım…

Gençlerimizi koruyalım…

En başta da, gençlerin eğlenmesi için mekan açanlar, bunu yapacaktır…

Beklentim de budur…

Normali de budur…