
Türkiye’de devam eden normalleşme eğilimi, dış siyasette başarılı açılımlar ve küresel düşük faiz ortamı TL ve TL cinsi yatırım araçlarını destekliyor
USD/TL kurunda, Moody’s kararı öncesi vermiş olduğumuz 2,94 kur hedefimiz dün gerçekleşti
TL’de bir miktar soluklanma yaşanmasına ihtimal tanıyoruz. Teknik resimde aşağıda 2,91 yukarda ise 2,9750 seviyeleri takip edilebilir (bakınız grafik)
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz konusunda dünkü sert açıklamaları bankacılık hisselerinde satış baskısı kurdu
Bugün Türkiye cephesinde açıklanacak Haziran ayı cari işlemler dengesine bakmakta fayda var (beklenti: – $ 4,3 milyar)
Petrol fiyatlarında son günlerde görülen sert düşüş bir miktar da olsa risk iştahını gölgeliyor
Ø Piyasa Özeti ve Yorumu
Türk mali piyasalarında gündem hızla normalleşmeye doğru ilerlerken, ekonomi yönetiminden de her geçen gün (zorunlu BES, teşvikler, enflasyon sepetinde düzenleme) büyümenin sekteye uğramaması için önlemlerin geldiğini görüyoruz. Dün bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da faiz konusundaki hassasiyetini sert bir uslup ile ortaya koyduğunu söylemek gerekiyor. Türkiye cephesinde uzun bir süredir devam eden düşük faiz isteği ve bu isteğin bir ara her platformda sert bir şekilde tartışılması ardından, başarısız darbe girişimi ile ekonomik aktivitenin sekteye uğramaması adına her türlü tedbirin de alınmaya çalışıldığını görüyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyümenin teşvik edilmesi adına Japonya ve Avrupa’da negatif faizleri işaret ederek Türkiye örneğindeki yüksek faizlerden dün de şikayetçi olması, bankaların faiz indirerek sürümden kazanmaya hatta beraberinde ucuz sebepler ile kredi geri çağrılması konusunda sert eleştirilerde bulunması, ekonomi haberlerinin tümünü bugün yansıdı. Konun aslında derininde, kredi maliyetlerinin, dolayısıyla kaynak maliyetinin nasıl düşürüleceği yatıyor. Türkiye’de kıt veya sığ olan tasarruflar nedeniyle bankaların fon bulma konusunda zorlandıkları bir ortamda, arz / talep dengesine paralel mevduat fiyatları da TCMB’nin faiz indirimleri kadar hızla aşağıya gelmiyor. Bugün bir bankaya giren 100 birim mevduata karşı yaklaşık 120 birim kredi talebinin olduğu bir ortamda, maliyetler ister istemez aşağıya hızla gelemiyor. Finansal derinleşmenin az olduğu, vatandaşın ciddi anlamda dolar / tl üzerinden alım satım yaptığı, yastık altı altının bir yatırım aracı olduğu, birden fazla gayrimenkule enflasyon geçmişi nedeniyle yatırım yapılma isteği haliyle kayıtlı ve ekonomik tasarrufların az olması anlamını geliyor. Kredi / mevduat ilişkisinde de devamlı anlamda fon ihtiyacı içinde olan kurumlar, ister istemez rekabet nedeniyle fon maliyetini de hızla arzu edilen düzeylere getiremiyor. Fonları kısa, kredi talebinin uzun, ekonomik dengelerin ise hızla değişmesi nedeniyle fiyatlama davranışının da kolay olmadığı bir ortamda, ekonominin kalıcı bir şekilde desteklenmesi için yapısal ve kalıcı büyümenin önünü açacak reformların ile desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Piyasa dostu söylemlerin ağırlıklı olması, güven iyileştirici adımların atılması, yatırımcıyı teşvik edecek ancak ürkütmeyecek söylemlerde bulunulması ve elbette her zorda TCMB’den kurtarıcı olunmasını beklememek gerektiğini düşünüyoruz. Kısa vadede, darbe girişiminin negatif etkilerini silmek veya azaltmak adına orta vadeli kalıcı başka sorular yani palyatif çözümler aramak yerine, kredi derecelendirme kuruluşlarının da önem verdiği yapısal reformların ilk sırada yer alması gerektiği kuşku götürmüyor.
Dışardaki gelişmelere baktığımızda ise göreceli olarak iyimser havanın korunduğunu söyleyebiliriz. Küresel düşük faiz ortamının devam ettiği, son olarak kervana İngiltere Merkez Bankası’nın da katıldığı, öte yandan negatif faizlerden usanan büyük fonların getiri arayışına çıkması ile yeniden rağbet gören gelişmekte olan ülke para birimlerinde iyimser hava, FED’in Eylül ayında faiz artıracağı yönündeki piyasa beklentilerinin azalmaya başlamasıyla ile birlikte devam etmesine ihtimal tanıyoruz. OPEC dün yayınlanan aylık raporunda, küresel petrol piyasalarında fiyatları üç ayın dip seviyesine taşıyan zayıflığın, talebin mevsimsel olarak azalması ve petrol stoklarının yüksek seviyede kalmayı sürdürmesiyle birlikte devam edebileceği belirtti. Petrolün varil fiyatlarının hızla 43 dolar seviyesine gerilmesi bir miktar da olsa moralleri bozuyor. Talebin zayıf, Merkez Bankaları’nın bu denli gevşek ve destekleyici teşviklerine rağmen, küresel büyümenin zayıf kaldığı da bir gerçek.
Yeni gün başlangıcında Asya piyasalarında hafif çaplı satıcılı bir seyir var. Japonya borsası tatil nedeniyle bugün kapalı konumda. Türk mali piyasalarında TSİ10:00’da TCMB tarafından açıklanacak cari işlemler dengesine bakmakta fayda görüyoruz. Yurtdışında ise, her Perşembe olduğu üzere ABD’de açıklanacak haftalık işsizlik başvuruları yakından takip edilebilir.
Ø USD/TL
o Uzun vadeli yükseliş trendi korunuyor (haftalık grafik)
Son günlerde, normalleşme eğilimi kaydeden yurtiçi dinamikler, dış siyasette atılan olumlu adımlar ve bunun yanısıra Rusya ile bozulan ilişkilerin hızlı bir şekilde toparlanacağı beklentisinin yarattığı iyimser havanın yanısıra, yurtdışında devam eden düşük faiz ortamı ve gelişmekte olan ülke para birimlerine olan ilgiye paralel USD/TL kuru dün 2,9460 seviyesine varan bir geri çekilme kaydetti. Kısa vadede iyimser havanın yardım ile bir miktar daha geri çekilme görebileceğimizi düşünüyoruz. Ancak, uzun vadeli resme baktığımızda ise yükseliş eğilimli seyrin de devam ettiğine şahit oluyoruz. Aşağıda, haftalık USD/TL’ye baktığımızda, 2014’den beri gelen yükseliş eğilimli seyrin devam ettiğini söyleyebiliriz. Dün, beklentimize paralel 2,94’lü seviyelerin test edilmesi ardından bir miktar tepki hareketi olabileceğini düşünüyoruz. Aşağıda, alım yönünde bekleyen yatırımcılar açısından, 2,9000 – 2,9150 aralığı yakında takip edilmelidir (5 numaralı bölge).

Kaynak: Reuters
o Kısa vadeli düşüş trendi 2,9750 altında kalınması kaydı ile korunuyor (4 saatlik grafik)

Kaynak: Reuters
































