Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kutsal kitaplar

Seçim zamanlarında partiler hummalı çalışır.

Hummalı çalışan parti elemanları epeyce yorgun düşerler.
Kolay değil.
Bildiriler, pankartlar, afişler hazırlanacak, bunlar gerekli yerlere dağıtılacak, asılacak falan.
Kelle ister.
Kafa patlatırcasına çalışma ister.
Programlar, partilerin en bilmişleri tarafından hazırlanır.
İşin sıkı tarafı da budur.
Her konuda ne yapacağınızı aklın yolunda saptayıp izah etmek ve ahaliyi buna ikna ettirmek gerçekten zor zanaat.
Hukuktan, ekonomiden, sosyolojiden, eğitimden, spordan, ulaştırmadan, teknolojiden, siyaset biliminden anlamak gerekiyor.
Zor iş.
Ama çok şükür, partilerimizde bu elemanlardan bolca var.
Nasıl olsa artık herkes okuyor.
Ara eleman yok!
Bizi arası marası tatmin etmez.
Direkman ya doktor, ya hukukçu, ya bilgisayar mühendisi olacaksın ki, ülkenin kalitesi o derecede yükselmiş olsun…

İşte bizim ülkemiz.
Tanrı’ya şükürler olsun ki her evde doktor, mühendis, hukukçu, eczacı, edebiyatçı, siyasetçi, ekonomist filan var.
Ne yani, kalaycı, şişeci, şekerbademci, lokmacı, bıçak bileyicisi, karyola tamircisi, lambasuyucu mu olacaktı çocuklar?..

Düzeyimiz yüksektir.
Memleket bu düzeyde olunca, parti programları her konuda uzman görüşlerle döşenmiş olur.
Hangi partinin programına bakarsanız bakınız, neredeyse hepsi de mükemmeldir.
O kadar derin, isabetli ve de bilimsel.
Bu programları Somali’ye verseniz, “kutsal kitap” diye taparlar…

Onca yıldır parti programları hazırlanır da neden ahali bu programlarda ne var ne yok diye ilgilenmez anlaşılmaz bir durumdur.
Kim hangi programı okuyup da kararını ona göre vermiştir?
Bilinmez.
Ama belki de parti bütçesinin çoğu bu programların basımına harcanır.
O kadar önemlidir yani.
Halk aptalsa, partiler ne yapsın?

Parti programlarından öte hükümet programları da vardır.
Hükümet, koalisyon hükümeti olursa, diyelim ki iki parti bir araya gelir, ortak bir program üretirler.
Bu da kafa ister.
Sonuçta, halkında kolayca benimseyeceği, onun ihtiyaçlarına hitap edecek bir hükümet programı ortaya çıkar.
Gerisi icraata kalır…

Onca yıldır bir sürü hükümet programları hazırlandı.
Genellikle iyi programlardı bunlar.
Az gittik uz gittik geldiğimiz nokta burası.
Yeni hükümetin program çok tartışılıyor.
Doğrusu iyi bir program.
El yakan konular ele alınmış.
Şimdi sıra bunların hayata geçirilmesinde.
Kolay gele…

Bizim çapulcu millet bu programlardan acaba anlar mı?
Programa şunları da eklesek olmaz mı:
Bir senfoni orkestrası oluşturmak için gereken tüm girişimleri yapmak.
Gençlerimizin sanatsal etkinliğine ivme kazandırmak için opera ve bale okullarının yanında, yüksek müzik okulları açmak. Bu okullarda Türk sanat müziği, türkü,  rock, blues, caz bölümleri oluşturmak. (Hükümet programında devlet konservatuvarının kurulacağından söz ediliyor. Güzel.)
Buz patenti salonları açmak ve bu dalda gençler yetiştirmek.
Girne’den Lefkoşa’ya deniz yolu yapmak.
Kış yağmurlarını ziyan etmeyip toplayacak önlemler almak.
Kanlı Dere’yi suya boğmak.
Bayram yeri ile cenaze törenlerini eski yerlerinde yapmak.
Uyuşturucu ile mücadelede mafyayı kökünden temizlemek, uyuşturucu ticaretini uluslararası bilimsel kurumların verilerine göre ve/veya ileri ülkelerdeki uygulamalara göre devletin kontrolüne almak.
Yollara tükürmeyi yasaklamak.
Beton yapılaşmayı en aza indirmek, dikey değil yatay kentleşmeyi özendirmek.
Kasaba ekonomisi oluşturmak.
Köşe bucak bakkallarını çoğaltmak.
Biraz daha her muhtarlıklarda düzenlenecek olan Festival adı altındaki panayırlara son vermek. Gerçek panayırlar ve gerçek festivaller yapmak.
Cemaat ilişkilerine dönmek, yabancılaşmaktan kurtulmak…
İlahiyat milahiyat eğitimleri yerine Teoloji Bilimleri’ni desteklemek.

Bunları beceremiyorsak, gerekirse cemaat meclisine dönmek…