Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“İhtiyaçtır, talep var” denile İlahiyat Koleji

 

Yüksek İdare Mahkemesi 17 Haziran 2016 tarihinde Hala Sultan İlahiyat Koleji ile ilgili bir karar üretti ve okulun bir meslek okulu olmadığını, dolayısı ile Mesleki Teknik Öğretim Dairesi altında faaliyet gösteremeyeceğini ifade etti. Biz de 19 Haziran’da yazdığımız yazıda İlahiyat Koleji’nin Genel Orta Öğretim Dairesi’ne bağlanacağını yazmıştık. Eğitim Bakanımız geçtiğimiz hafta içinde bir buçuk ay sonra okulun Genel Orta Öğretim Dairesi’ne bağlandığını açıkladı. Bunu açıklamak için niye bir buçuk ay beklendiğini anlamış değilim. Sorun teknik olarak çözüldü gibi görünüyor ancak aslında üzerinde tartışılması gereken başka konular var.

İlahiyat Koleji’nin açılması ve varlığını devam etmesini savunanların genel kanısı şudur: “ihtiyaçtır ve talep vardır”. Bunu yetkili yetkisiz herkes söylüyor.

-Peki ihtiyaç nedir? İlahiyat Koleji’nde okutulan müfredat ihtiyaç mıdır?

-Yetkililerin de “talep var” dediği, vatandaşın murat ettiği müfredat bugünkü müfredat mıdır?

-Bugünkü İlahiyat Koleji’nde ülkedeki tüm TMK’larda okutulan program okutuluyor ve yanında da 3-4 tane dini içerikli dersler var. İlahiyat Koleji’ni talep eden aileler bu müfredatı mı istiyor?

Felsefesi İngiliz eğitim sistemine dayanan GCSE ve A Level programlarının takip edildiği bir okul nasıl olur da ülkedeki “dindar” kesim tarafından talep ediliyor.

Kanaatimce bağlı olduğu daire değiştirilmişken, okulda okutulan müfredat da değiştirilmelidir. Bu okula giden çocukların büyük bir çoğunluğunun hazır bulunuşluk düzeylerinin takip edilen müfredatı yürütebilecek düzeyde olmadığını biliyoruz. Kolej Sınavı’nda Lefkoşa TMK’ya 85 alan çocuk giremezken, İlahiyat Koleji’ne 54 alan çocuk okula girebiliyorsa ortada bir sorun var demektir. İlahiyat Koleji’nde kullanılan program ya Türkiye’deki Anadolu Liseleri’ne ya da İmam Hatip Liselerinin programına benzetilmelidir. Hal böyle olunca belki “ ihtiyaçtır, talep vardır” söyleminin de ayakları yere basmış olur. Aksi taktirde bu söylemin çok fazla inandırıcılığı yoktur. İlahiyat Koleji’nin farklı amaçlar için açıldığını söyleyenleri haklı çıkarır. Bugüne kadarki uygulamalar da onları haklı çıkarıyor.

*******

Mahkeme kararından sonra okul Mesleki Teknik Öğretim Dairesi’nden alınıp Genel Orta Öğretim Dairesi’ne bağlandığını söylemiştik. Ancak bu işlemin çok ciddi bir tehlikesi de var. Bugüne kadar İlahiyat Koleji’nden ülkedeki diğer TMK’lara öğrenci nakil işlemi yasa gereği yapılamıyordu. Şimdi yaşanan bu değişiklikle artık İlahiyat Koleji’nden herhangi bir öğrenci herhangi bir TMK’ya nakil yapılabilecek. Kolejlere giriş için 2 bin kişinin yarıştığı bir ortamda kim garanti edebilir ki,  geçen yıl 55 puan alıp İlahiyat Koleji’ne giren bir öğrenci bu yıl Lefkoşa TMK’ya naklini istemeyeceğini… kim? Geçmişte TMK’lar arasında çok sayıda nakillerin yapıldığını biliyoruz. Neredeyse her yıl yapılıyor. Okul yönetimleri kabul etmese de bir şekilde bir “torpil” bulunup işlem gerçekleştiriliyor.

******

Bu işleri önlemenin yolu İlahiyat Koleji için ayrı bir sınav yapılmasıdır. Kendine özgü bir sınavı olmalıdır. Kolej programı terkedilmelidir. Zaten okulda neredeyse hiç kimsenin GCSE programını tercih etmediği, genelde LYS programının tercih edildiği biliniyor. Aslında İlahiyat Koleji’de öğrenim gören çocukların da kolej programını talep etmedikleri sonucu çıkıyor. Ortada bir talep varsa gerecek talep budur.

Ben yine söylüyorum. Talep edilen nedir? İhtiyaç nedir? Bu soruların gerçek cevaplarını bulmak gerekiyor. İlahiyat Koleji’nin yolu bu çerçevede ilerlemelidir. Aksi taktirde ne olduğu belirsiz, neye hizmet ettiği bilinmeyen bir yapı olarak kalacaksa, 5’inci Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararın dediği gibi kapatılmalıdır.